GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

CHP GRUBU ADINA GÖKÇE GÖKÇEN (İzmir) - Sayın Başkan, Genel Kurul; size bugün açık bir hukuk krizini anlatmaya çalışacağım. Gezi eylemleri 2013 yılında gerçekleşiyor, bu sırada eylemcilerle oturup toplantı yapıyorsunuz "Parkın parkı olarak kalıp kalmayacağına dair bir referandum yapılsın, halk karar versin." diyorsunuz. Gençler polis şiddetiyle ölüyorlar. 2026 yılı itibarıyla Abdullah Cömert'in katili serbest, Ali İsmail Korkmaz'ın katili serbest, Medeni Yıldırım'ın, Berkin Elvan'ın katilleri serbest. Bir kişiyi 18 Ekim 2017'de gözaltına alıyorsunuz, bu kişi Osman Kavala. Kavala, 18 Ekimden 1 Kasıma kadar savcı ve hâkim yüzü görmüyor, 2019 yılının Şubat ayına kadar iddianame bile hazırlanmadı yani Gezi'den sonra beş buçuk yıl geçmişti, suçlamalar ancak bu zaman yapıldı. 2019'da AİHM bu konuda ilk kararını verdi. 657 sayfalık iddianame şişirilmiş, sadece hukuka uygun fiiller sıralanmış, sivil toplum faaliyetleri suç gibi gösterilmiş, MASAK raporunda hukuka aykırı bir işleme rastlanılmamış, tek tanık beyanı dikkate alınmış, o tanık da "Ben Kavala'yı suçlu görmüyorum." demiş, Henri Barkey'le bir araya geldiği iddia edilmiş, tam o günlerde farklı şehirlerde olduğu tespit edilmiş; tanıdık geldi mi acaba? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi makul şüphe bile olmadığı için ve siyasilerin davayla ilgili açıklamalarını dikkate alarak madde 5'in ve madde 18'in ihlal edildiğine karar verdi. 18 Şubat 2020'de Osman Kavala oy birliğiyle beraat etti, aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başka bir soruşturma nedeniyle gözaltı kararı verdi, cezaevinden çıkmadan tekrar bir gün içinde tutuklandı. Bir taraftan Kavala'ya beraat kararı veren hâkimlere disiplin işlemi başlatıldı, diğer taraftan Hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan tahliye kararı verildi, casusluk suçundan tutuklama yapıldı. Hükûmetiniz gitti ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine dedi ki: "Biz sizin kararınızı uyguladık, darbe teşebbüsünden tahliye ettik. Kavala meğer casusmuş." Mahkeme bu yedek tutuklama formülünü kabul etmedi, ihlal prosedürü başlatıldı, 2022'de bir ihlal kararı daha verdi. Türkiye'nin kendi Anayasa'sına aykırı olarak AİHM kararını neden uygulamadığı anlaşılamamaktaydı çünkü AİHM kararlarının uygulanmasında anayasa değişikliği gerekiyorsa, kanun değişikliği gerekiyorsa bu, zaman alabilir ancak bir başvuru ve bir kişi hakkında çözümü çok basit, sebebi de çok net olan bir krizin çözülmemesinde "Neden?" sorusunun hukuki bir cevabı yoktur, tek bir cevap vardır; kişisel bir öfke ve kin. Kavala casusluktan beraat etti, Hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı bir tek şiddet eylemi ve bir tek şiddet eylemiyle illiyet bağı iddiası bile olmadan. Geçtiğimiz günlerde, 25 Martta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 3'üncü kez Kavala sorununu inceledi ve bir duruşma yaptı. Bu duruşmada Hükûmeti kayyumla yönetilen ve ne yazık ki öğrenci ve akademisyen düşmanlığıyla bilinen Boğaziçi Üniversitesinin Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır temsil etti. Bozbayındır keşke sadece poğaça konuşsaydı. Bozbayındır ceza yargılaması ve insan haklarını koruma sistemi arasındaki farkı bilmeyerek Hükûmeti Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde temsil eden ilk kişi oldu. Dolayısıyla orada hangi hakların nasıl ihlal edilmediğini bile anlatmadı, Anayasa Mahkemesinin yine Gezi'yle ilgili Tayfun Kahraman ve Can Atalay kararlarının neden uygulanmadığını açıklamadı, Başbakanlık Ofisi üzerine yaşanan sosyal medya tartışmaları seviyesinde bir konuşma yaptı ancak Çarşı davasındaki beraat ile bu davadaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası arasındaki çelişkiyi ve tutarsızlığı açıklayamadı. Gezi'de hayatını kaybeden gençleri örnek göstererek Gezinin bir şiddet eylemi olduğunu iddia etti. Osman Kavala'ya beraat kararı veren hâkimlere disiplin işlemi başlatıldığını ilk defa orada duydu. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunu ilk defa orada duydu. Sanıyorsanız ki bir kayyumun dekanı orada gidip sizi savunuyor, hayır, sizi bile savunmuyor.

Sayın milletvekilleri, ne yaptığınızın, Anayasa’nın hangi maddelerini bir inat uğruna ihlal ettiğinizin ya da nasıl bir ihlale göz yumduğunuzun farkına varın. Suçsuz bir insanı ağırlaştırılmış müebbete mahkûm etmenin de bir adabı vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Gökçen, lütfen tamamlayın.

GÖKÇE GÖKÇEN (Devamla) - Sayın Genel Kurul, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması vurgusu farklı siyasi partilerin ortak görüşüyle yer aldı. Gereğinin yapılması artık hepimizin sorumluluğundadır. Hukuk devletini ve yargı sistemini temelinden sarsan bu krizin etkilerinin araştırılması ve bir an önce çözülmesi için Meclis araştırması açılmasını öneriyor, desteklerinizi bekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)