GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

7 Ekim 2023 tarihinde Filistin'de, Gazze'de bir trajedi yaşanmıştı. Bu saldırıyı bahane eden Netenyahu arkadaşları aynen Hitler'i, Reichstag yangınını bahane ederek büyük bir kan döktükleri gibi orantısız bir savaş ilan ettiler. 100 bin kişi öldü, 150 bine yakın insan yaralandı, 105 bin ev tamamen yıkıldı. Büyük bir trajediydi ve aynı zamanda soykırımdı; katliamdı ve aynı zamanda da işgallere devam etmeye başladılar. Ardından da biliyorsunuz, 28 Şubatla beraber de İran'a karşı bir saldırı başladı. Zaten bu bölgede İsrail uzun yıllardır, 1967 yılından bugüne kadar Lübnan'ı, Ürdün'ü, Filistin'i, Mısır'ı, Suriye'yi tehdit ediyordu; zaman zaman Irak'ı tehdit ediyor, zaman zaman da İran'a göndermeler yapıyordu, en sonunda da İran'a Amerika Birleşik Devletleri'yle beraber bir saldırı düzenlediler biliyorsunuz. Bu saldırı devam ediyor, bu saldırılara karşı da bölgelerdeki, bölgelerde bulunan Arap ülkelerinde bulunan üslere karşı İran bu üsleri yok ediyor. Ben ve bizim grubumuz İran'ın yanındayız. İran'ın Caferi olması, Şia olmasının hiçbir önemi yoktur. Zaten Caferilik bir suç değildir ki, Caferilik bir mezhebin adıdır. O Caferilikte de biz genellikle Türkiye Hanefi'dir ve Şafii'dir. Hanbelilik ve Malikilik vardır, hak mezhep olarak bunu kabul ederler. Buradan Diyanet İşleri Başkanına ve Cumhurbaşkanı Yardımcısına da sesleniyorum: Caferilik de bir hak mezheptir. İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri der ki: "Eğer İmam Cafer olmasaydı -benim üvey babam- ben olmazdım." ifadesini kullanır. Peki ne demek istiyoruz biz buradan? Bu Filistin'deki saldırılardan sonra ve bu saldırılarla beraber yardım kampanyaları yapalım dedik. Milletvekillerimiz gitsin buradan, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu gitsin dedik. Peki dediler, gönderemediler. Bizim milletvekillerimiz gitti, oradan Gazze'ye geçemediler. İsrail çünkü katil bir devletti, insan haklarını tanımıyordu; çocuk demiyor, kadın demiyor, öldürüyordu. Peki burada ne yapmamız gerekiyordu? Yardımlar yapmamız. Bununla ilgili olarak Türkiye seferber oldu. Mitingler yapmak istedik. Bu mitinglerin hemen hemen tamamını iktidar partisi yasakladı, göstermelik olarak da kendileri mitingler yaptılar Galata Köprüsü önünde. Sayın Cumhurbaşkanının mahdumuyla beraber bunları yaptılar. Niçin yaptılar o mitingi de anlamadım ben. Kimi kime şikâyet ediyorlardı, neden şekvacıydılar, onu da anlamadım. Ardından da Suriye'de olaylar oldu biliyorsunuz. Bu Suriye'ye de bayram dolayısıyla çok fazla tırlar gitti, milletvekilleri gitti oraya. Araplar, Kürtler ve Türkmenler var; bunlar bizim soydaşlarımız, dindaşlarımız, tarihdaşlarımız ve kültürdaşlarımız. Elbette orada olacağız, biz insanız, Müslüman'ız ve komşuyuz. Aynı zamanda tarihdaşlığımız ve dindaşlığımız var, yardım edeceğiz. Peki İran'la ilgili üzerimize niye ölü toprağı serpilmiş vaziyette? Neden? Hani nerede bu Kızılay? Nerede bu AFAD? Nerede bu TİKA? Bu kamu yararına çalışan dernekler ve vakıflar var ya, hani çok fazla yardımlar alan vakıflar ve dernekler; neredeler bunlar? Niye o Galata Köprüsü'nde yine aynı şekilde bir miting yapılmıyor? Çünkü şundan dolayı: Gazze'yle ilgili olarak İsrail saldırmış oluyor; İsrail'e bir şeyler söyleriz, söylermiş gibi yaparız ama İsrail'le ticareti devam ettiririz ve bununla ilgili olarak da tevillere sarılırız ama İran'a gelince, Amerika Birleşik Devletleri var, Trump var; onunla karşı karşıya gelmeyiz. Gelin onunla karşı karşıya arkadaşlar, gelin; bakın, burada, Trump'tan korkmayın. Trump'tan korkmayanlar da var, işte, İspanya Başbakanı gibi. Daha önce İsrail'in Filistin'e yaptığı saldırılar sonrası Filistin'i tanıyan 10'a yakın devlet var Portekiz gibi, Slovakya gibi, İrlanda gibi ülkeler var; onlar gibi olun. Peki, bu noktada Türkiye nerede duruyor? Tamam, "Savaş yapmayalım." veya "Savaşın içine dâhil olmayalım." diyorsunuz. Olmayalım da bu Amerika'nın ne işi var İran'da? Amerika'yla beraber İsrail'in ne işi var Suriye'de, Lübnan'da, Filistin'de? Bunları niye söyleyemiyoruz biz? Niye bu konuda yardımlarımızı... Hadi gelin, hep beraber yardım yapalım.

Ben buradan iktidara çağrıda bulunuyorum: Bu yardım koridorlarının kapısını açın, bununla ilgili olarak Kızılayı devreye sokun. Ne yaptıklarınızı bilmek istiyoruz. Ne ihtiyaçları var, biliyor musunuz? Onların şu ana kadar 50 bine yakın insanı yaralandı, ölü sayılarını bilmiyoruz, İran düşük gösteriyor, Amerika Birleşik Devletleri yüksek gösteriyor, nereden baksanız 5-6 bin kişi de orada hayatını kaybetti. On binlerce bomba attılar, on binlerce ev yok oldu oralarda; çocuklar öldürüldü, kadınlar öldürüldü. Neye ihtiyaçları var? İran Büyükelçisi bize dedi ki: "Bizim sadece ilaca ihtiyacımız var." İlaç lazım bu insanlara, tıbbi cihazlar lazım, tıbbi malzemeler lazım bu insanlara, jeneratörler lazım ve insanlığını yitirmiş olan bir Amerika Birleşik Devletleri'yle beraberiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özdağ, lütfen tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.

Peki, ben buradan Hükûmete sesleniyorum, son cümle olarak şunu söylemek isterim: Haydi gelin, bu İsrail'le ilgili olarak tüm anlaşmalarımızı iptal edelim. Bu parlamento onaylıyor o anlaşmaların hepsini, askerî anlaşmaları, eğitim anlaşmalarını, kültür antlaşmalarını veya ekonomik anlaşmaları, ticari anlaşmaları. Hangisini iptal ettiniz? Hiçbirini iptal etmediniz. Gelin, şimdi aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri'yle olan ilişkilerimizi ortadan kaldıralım. Ha, siz şunu diyebilirsiniz ki: "Canım, bu Amerika'ya da kafa tutulabilir mi?" E, tuttu Vietnamlılar işte, tutmadılar mı? Şimdi, Küba'ya gelecek. Bakın, eğer İran direnirse, İran galip gelirse bizler de galip geleceğiz arkadaşlar. Bu savaş Türkiye'yi ilgilendiriyor, Suriye'yi ilgilendiriyor, İran'ı ilgilendiriyor, Avrupa Birliğini ilgilendiriyor, bu savaş aynı zamanda Çin'i ilgilendiriyor, bu savaş aynı zamanda Asya ülkelerini ilgilendiriyor. Amerika Birleşik Devletleri'ne karşı mutlaka bir direniş göstermek ve yardım kampanyalarını başlatmak mecburiyetindeyiz. Kızılay neredesin, TİKA neredesin, veyahut da Türkiye'deki kamu yararına çalışan dernekler, vakıflar neredesiniz? İran Müslümandır, Müslüman İran'ın yanındayız. Diren İran diyoruz.

Teşekkür ediyorum.

İnşallah genel görüşme talebimizi kabul eder, bir kez daha tekrar teferruatlı olarak konuşuruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)