GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Erdoğan sık sık söyler "Artık şahlanış dönemine geçtik." Birkaç ay önce yine tekrar etti "şahlanış dönemi" diye, ben de Sayın Erdoğan bu lafı ettikten sonra nasıl şahlanmışız diye bazı rakamlara baktım, onları paylaşacağım sizinle. UYAP'tan dün bir belge aldım, UYAP diyor ki: "Şu anda tam 25 milyon icra iflas dosyası var." Korkunç bir rakamdan bahsediyoruz, 25 milyon. Acaba yılbaşından beri, Sayın Erdoğan'ın "Şahlanıyoruz." dediği dönemden beri kaç tane icra iflas dosyası gelmiş? O da burada -ben demiyorum bunu, sizin resmî kaynaklarınız söylüyor- 2,5 milyon yani "Şahlanıyoruz." dediği dönemden beri 2,5 milyon icra iflas dosyasında artış söz konusu ve günlük rakamlara baktığımız zaman en az 20 bin, ortalama 25-30 bin. Her Allah'ın günü icra iflas dosyası geliyor "Şahlanıyoruz." dediğimiz dönemde. Peki, takipteki alacaklar? Bakın, Türk ekonomi tarihine baktığımızda, geçmiş dönemlere baktığımızda, yıllar içerisinde bir kriz geldi kurumlar çöktü, bir kriz geldi bankalar çöktü fakat yıllardır kronikleşmiş bu krizde ne yazık ki vatandaş çöküyor, vatandaş batıyor. Bireysel borçlanmayla ilgili rakamlara baktığımızda inanılmaz bir tabloyla karşı karşıyayız. Bakın, son dört yıl içerisinde bankaların takibine uğramış bireysel borçlardan, kişilerin borçlarından bahsediyorum. 2022 yılında 27 milyarmış, bugün geldiğimizde, bu şahlanma döneminde 274 milyar. Bir daha söylüyorum, 274 milyar icra takibine uğramış bireysel krediler, şirketlerden bahsetmiyorum. Bu çok ciddi bir çöküştür, çok vahim ve son derece ciddi bir tablodur. TÜRK-İŞ birkaç gün önce açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı. Tabii, buna AKP yetkilileri ne kadar itibar eder etmez bilmiyorum ama açlık sınırı 33 bin lira olmuş ve yoksulluk sınırı da 110 bin lira sınırına dayanmış, inanılmaz bir tabloyla karşı karşıyayız. Bugün yine ekmek fiyatları açıklandı, 17,5 lira olmuş ekmek fakat vahim olan şu: Türkiye son yıllarda ekmek tüketimini inanılmaz artırdı, patates tüketimini artırdı ama et tüketimini, protein tüketimini ciddi bir şekilde azalttı. Niye? Çünkü elde avuçta bir şey kalmadı. Tarımı çökerttiniz, hayvancılığı çökerttiniz, tamamen ithalata bağlı bir ülke hâline getirdiniz Türkiye'yi ve bundan dolayı da insanlar açlık ve sefaletle boğuşurken, çocuklar akşam yatağa aç girerken, emekli çarşı pazarda ezilmiş, çürümüş ürünleri toplarken şimdi ekmeğe de zam geldi. Bakalım, önümüzdeki dönemde ekmek alabilecek mi bu şahlanış döneminde vatandaşlarımız, göreceğiz ama maalesef rakamlar bize gidişatın hiç de iyi olmadığını gösteriyor. Niye? Dış ticaret açıklarına baktım, bakın, vereceğim rakam Mart ayı rakamı değil, Ocak-Şubat ayı rakamı ve burada henüz savaşın etkileri yok. Geçen yıla göre, aynı döneme göre inanılmaz bir artış söz konusu dış ticaret açığında, bir daha söylüyorum, dış ticaret açığı alarm zilleri çalıyor. Tarihinde ilk defa ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 70'in altına düşüyor. Bu, korkunç bir rakam. Aradaki açığı, bu yüzde 30'luk açığı neyle kapatacaksınız? Şu andaki mevcut rakamlara baktığımızda, ocak, şubat ayındaki açıklara baktığımızda 17,5 milyar dolar dış ticaret açığımız var iki ay içerisinde ve bunları kapatmak için elde avuçta hiçbir şey kalmadı, yatırım yok, üretimler bitmiş durumda, ihracat çökmüş durumda ve bunu kapatabilmek için neler yapacaksınız, önümüzdeki günlerde göreceğiz ama bu dış ticaret açığı çok ciddi alarm zillerini de beraberinde getiriyor. Bunun altını çizmemiz lazım.

Peki, ne yapacaksınız? Dış ticaret açığını kapatmak için ne var elinizde? Turizm vardı yani cari açığı azaltabilmek için, dış ticaret açığını azaltabilmek için turizm vardı. Az önce kıymetli dostumuz ifade etti, turizmde de alarm zilleri çalıyor. Turizm sektörüyle görüştüğümüzde iptallerin ciddi manada arttığı, özellikle bu ayda yapılması beklenen rezervasyonların da tamamen durduğu noktasında. Bu şu anlama geliyor: Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi turizmde hiç de iyi olmayan bir yıl bekliyor ve maalesef bizim cari açığı azaltabilmek, dış ticaret açığını azaltabilmek için elimizde çok fazla enstrüman kalmadı.

Ha, ne yapmışsınız? Bize söylemiyorsunuz, biz yine dış basından öğreniyoruz. Financial Times diyor ki: "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Amerikan Merkez Bankasında bulunan fonları şu anda ciddi manada satılıyor." Ve maalesef biz, çok ciddi, Amerikan Merkez Bankasında bulunan fonları satmaya başlamışız bu açıkları kapatmak için. Bu arada 50 ton civarında altın satmışız ve elimizdeki ABD tahvilleri de satışa gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu son derece vahim bir durum.

Tabii, uzun uzun tarımdan, hayvancılıktan, sanayiden bahsetmek isterim, zamanım yok ama bugün, bu sabah sizin bir arkadaşınızın, uzun yıllar sizlerle siyaset yapmış, 3 dönem sizinle vekillik yapmış, partinizin yöneticiliğini yapmış, aynı zamanda hâlâ aktif olarak partinizin üyesi olan ve partiniz adına siyaset yapmış olan birinin sözleriyle bu bölümü kapatacağım. Bu benim üslubum değil, kendi arkadaşınızın üslubu; cevap vereceksiniz bana vermeyin, arkadaşınıza verin. Diyor ki arkadaşınız: "İki yıldır zaten çuvalladınız -size söylüyor bunu- ekonominin -çok özür diliyorum, kendi ifadesi- içine ettiniz -arkadaşınız söylüyor- enflasyonu önleyemediniz -kendi arkadaşınız ifade ediyor- bir de vır vır konuşuyorsunuz." Bakın, bu artık bıçağın kemiğe dayandığının bir göstergesi, kendi arkadaşlarınızın bile artık dayanılmaz bir noktaya geldiğini görüp isyan ettiğinin bir göstergesi. Bence bize kulak vermiyorsanız, sokağı dinlemek istemiyorsanız lütfen kendi arkadaşlarınıza itibar edin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - ...çünkü onlar sokaktalar ve gördüklerini size yansıtmaya gayret ediyorlar.

Önemli bir konuyu paylaşacağım. Şimdi, tabii, bütün bu açığı kapatmak için ne yapıyorsunuz? Ya vergi salıyorsunuz ya zam yapıyorsunuz, milletin tepesine çullanıyorsunuz; zaten tükenmiş, bitmiş olan millet ne yazık ki sabahtan akşama kadar size ve sizin sayenizde de tefecilere çalışmak zorunda kalıyor. Çünkü üretim olmayan, yatırım olmayan, istihdam olmayan, ihracat olmayan sadece ve sadece küresel tefecilerden aldığınız o inanılmaz vahşi borç sarmalına bu ülkeyi soktunuz ve açığı kapatmak için de milletin sırtına yükleniyorsunuz.

ServisCell, bundan bahsetmek istiyorum. Birkaç hafta önce burada TÜVTÜRK'ten bahsettik, biraz da Turkcell'den bahsedelim. Eminim birçoğunuzun bilgisi yoktur ama bugün bir ServisCell zulmüyle karşı karşıya Türkiye, nedir bu anlatacağım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çömez, teşekkür için açıyorum.

Buyurun.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Başkanım.

Servis yapan yani öğrencileri okullara taşıyan 100 bin civarında araç var, bu araçların üzerinde zaten GPS cihazları takılı yani nereye gidiyor, nerede, ne zaman ne yapıyor; hepsi belli. Şimdi diyorsunuz ki: "Hayır, bu yetmez. Biz size yeni bir uygulama getirdik, o da tamamen Turkcell'de satılıyor, gidip bunu alacaksınız." Kaç para? 12 bin ila 30 bin lira arası ama ortalama 15 bin lira. 100 bin araç var, her bir araca bu uygulamayı takma mecburiyeti getiriyorsunuz, diyorsunuz ki: "Bu yıl iki buçuk ay kaldı, bu iki buçuk ay içerisinde bunu kullanmak zorundasınız." Yılbaşı geliyor, önümüzdeki sene eylülde bir daha yapacaksınız. Oturdum, hesap ettim, bakın, yaz dönemine kadar 100 bin servis aracından 1,5 milyar lira alacaksınız -ki üzerlerinde cihazlar takılı- yeni eğitim yılında 1,5 milyar daha alacaksınız, toplam 3 milyar lira çünkü sizin gücünüz vatandaşa yetiyor, sizin gücünüz çalışıp, emek verip size vergi veren aziz Türk milletine yetiyor. Gücünüz yetiyorsa gidin tefecilerle uğraşın diyorum.

Teşekkür ediyorum.