| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 75 |
| Tarih: | 31.03.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, nezaketiniz için teşekkür ediyorum. Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ekonomi yönetimi tarafından hazırlanmış olan bir yasa teklifini birkaç haftadır önce komisyonlarda, sonra Genel Kurulda görüşüyoruz. Aslında, muhalefet bir aydan uzunca bir süredir burada cansiparane bir şekilde sokağın sesini size duyurmaya çalışıyordu. Birçok arkadaşımız sırayla buraya geldi "Gübre ve yakıt krizi nedeniyle çiftçinin çığlığını duyun." dedi. Çiftçi tam sezonunda ya gübreye erişemiyor ya da gübreye erişse de yüksek fiyat nedeniyle satın alamıyor. Birçok konuda delikanlı ve namuslu hareketlerde bulunan İspanya Başbakanı Sanchez tarım sektörü için büyük bir uyum paketi açıkladı, büyük bir destek paketi açıkladı "Siz de bundan ders alın." dedik. Ayakkabı sektörü tarihinde ilk defa ihracattan fazla ithalat yapıyor "Ne olur, bu işe bir el atın." dedik. Tekstilciler son bir yılda tam üçte 1 oranında hem ihracat hem de istihdam kaybı yaşadılar "Ne olur tekstilcilere bir el atın." dedik. Nakliye sektörü ciddi manada can çekişiyor "Nakliye sektörü deyince de büyük büyük lojistik firmalarını kastetmiyoruz, varıyla yoğuyla bir tanker veyahut da bir tır satın alıp bununla sezonluk veya yıllık anlaşmalar yapan ve bütün varlığını, çocuğunun rızkını o 16 tekerlekten çıkartmaya çalışan şoförlerden bahsediyoruz." dedik ama bunu da dikkate almadınız.
Bakınız, geçtiğimiz hafta Mersin Büyükşehir Belediyesinin yeni hizmete açtığı Nakliyeciler Sitesi'ni ziyarete gittim. Bütün şoförler kümelenmişler ve diyorlar ki: "Bu mazot fiyatlarıyla biz verdiğimiz taahhütleri nasıl tutacağız? Hiç olmazsa Ulaştırma Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tonaj başı ve kilometre başı mevcut maliyetleri baz alan bir taban ve baz fiyat uygulamasına gitsinler. Bir aracın bir kilometrede 20 ton ya da 25 ton yükle yakacağı yakıt belli, bunu baz alan bir taban fiyat uygulaması gelsin diyoruz ama ne Ulaştırma Bakanlığına ne Ticaret Bakanlığına sesimizi duyuramıyoruz." Biz bütün bu sektörlere bir can suyu, bir yaşam dokunuşu, bir hayat öpücüğü bekliyorken ekonomi yönetimi çıka çıka karşımıza, kripto para sistemine vergi uygulamasını, bedelli askerlikten faydalanmak isteyen vatandaşlarımızın yükünü artırmayı ve İşsizlik Fonu'na devlet tarafından verilmesi gereken kesintileri azaltmayı hedefleyen bir paketle geldi. Milletimizin sizden beklediği paket bu değil. Milletimiz gıda enflasyonunu kaynağında kurutacak adımlar bekliyor. Milletimiz reel sektörün can çekişmesini durduracak adımlar bekliyor. Milletimiz devletin üreticinin, ihracatçının bu zor zamanında yanında olduğunu görmek istiyor; sizden teklifler, kanunlar, uygulamalar yoluyla bekliyor ve görmek istiyor.
Allah aşkına, burada günlerce ifade ettik, bize inanmadınız ya da duymak işinize gelmedi. Daha dün TÜİK'in yayınladığı verilere bir bakalım. TÜİK'in yayınladığı verilere göre, Ekonomik Güven Endeksi bu ay tam olarak 2,8 azalarak 97,9 seviyesine geriledi. Tüketici Güven Endeksi'nin gerilediği nokta 85. Reel kesimin yani İmalat Sanayisi Güven Endeksi'nin 100'ün altına düşmesi ise gerçekten büyük bir kriz sinyali. Hizmet sektörü kıl payı, hâlâ pozitif seviyede duruyor ama Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi ise 113,6'ya gerilemiş durumda. İnşaat sektörü 80,6'yla en yüksek seviyede sinyal veren bir sektör. Bütün bunların yanına, atıl iş gücü oranının yüzde 29,9 olarak tespiti, bize her 3 Türk vatandaşından 1'inin ya iş aramakta olduğunu ya da iş aramaktan yorularak evinde biçare bir şekilde beklediğini gösteriyor.
TÜİK'in bu verilerini dahi dikkate aldığımızda, ekonomi yönetiminin sektörlere, dar gelirliye, en az kazanan esnafa dokunacak bir paketle buraya gelmesi beklenirdi. Kripto teklifi, kripto para piyasalarının vergilendirilmesine ilişkin maddeler geri çekildi ama tam bir "Yaparsa AK PARTİ yapar." sloganına yakışır bir şekilde geri çekildi. Aylarca arka planda hazırlık yapılıyor, sektör dinlenmiyor, Komisyonda muhalefet dinlenmiyor, Genel Kurulda Grup Başkan Vekillerinin şu arka odada cansiparane bir şekilde "Yahu bu, iktidara zarar verecek bir düzenlemedir." demesi dinlenmiyor, tam madde görüşmelerine başlanacak bu maddeler geri çekiliyor. Ya, Allah aşkına, burayı bu kadar, bu şekilde meşgul etmeye ne hakkınız var? Şurada milletvekili iradesini bu kadar basit bir şekilde, en küçük bir noktada dikkate almadan bu süreçleri bu kadar sürüncemede bırakmaktan ne kazanç elde ediyorsunuz? Kripto parayla ilgili teklif geri çekildi ama İşsizlik Fonu'yla ilgili madde geçti. Birçok arkadaş teklifi okumaya fırsat bulamamış olabilir; İşsizlik Fonu'yla ilgili düzenleme, bu yıl devlet tarafından İşsizlik Fonu'na mart ayından aralık ayına kadar aktarılması gereken yaklaşık 38 milyarlık ödeneğin aktarılmasından vazgeçilmesi anlamına geliyor. Şunu da Grup Başkan Vekilleri arasındaki iletişimde söyledik: "Hazinenin bazı kalemlerde desteğe ihtiyacı olabilir; reel sektörde olabilir, tarımda olabilir, nakliye sektöründe olabilir, enerjide olabilir. Geliniz, şuraya bir cümle ekleyelim, diyelim ki: 'Burada İşsizlik Fonu'na aktarılmayacak ödenek tarım sektöründe çiftçinin desteklenmesi için kullanılır.'" Öyle değil mi? Tarım Kanunu'nda millî gelirin yüzde 1'i kadar çiftçiye destek verme zorunluluğu var. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Bu yüzde 1'in beşte 1'i kadar destek geçti 2026 bütçesinde. Çiftçi gübre alamıyor. "O zaman bu yaklaşık 40 milyarı çiftçiye aktaralım." dedik, bu teklifimiz de kabul görmedi. Bu para garanti ödemeli müteahhitlere ödenecek.
Yine, geçen gün bu kürsüde ifade ettim: 2025 yılında -milletimizin bunu çok iyi dinlemesi gerekiyor- tam 100 liralık ihalenin 92 lirası davetiyeyle yapılmış arkadaşlar. Davetiyeyle ihale demek, müteahhit seçmek demek; davetiyeyle ihale demek, rekabetin olmaması demek; davetiyeyle ihale demek, 100 liraya alınan bir işin yeri geldiğinde 60 liraya, 65 liraya taşere edilmesi demek ve aradaki 35 liranın bürokrat, müteahhit ve siyasetçi arasında peşkeş çekilmesi demek. "Geliniz, bu 38 milyarı müteahhitlik sektörüne değil, can çekişen reel sektöre, tarım ve sanayi sektörüne, çiftçiye aktaralım." dedik, bu da kabul görmedi.
Şimdi, bir başka düzenleme, 12'nci maddede, değerli madenlerle ilgili bir ÖTV düzenlemesi. İyi bir düzenleme, böyle bir kriz anında en üst gelir grubunun satın alma sepetinde bulunan değerli madenlerle ilgili ÖTV'nin artırılması doğru bir düzenleme ama soru şu: Yıllardır çiftçinin mazotundan ÖTV'de indirim yapmazken, yıllardır asgari ücretlinin eline geçen parayı İşsizlik Fonu'ndan desteklemezken, yıllardır ihracatçının çığlığını duymazken değerli madenlerde, değerli taşlarda yani pırlantada, elmasta vergi getirmekten neden kaçındınız? Niçin Türkiye'nin yüzde 20'lik değil, yüzde 5'lik en çok kazanan ve müsrif bir şekilde harcama yapan kesimini ek vergilerden korudunuz? Niçin pırlanta satın alanın, elmas satın alanının bu lüks ihtiyaçlarını karşılarken devlete ek vergi vermesinden kaçındınız? Bunun bugün geliyor oluşu iyi ve olumlu bir adım ama geriye doğru, yıllarca bu vergiden kaçınılarak hazinenin bu verginin gelir kaleminden niçin mahrum bırakıldığını kim bize açıklayacak Allah aşkına diyoruz.
Bir başka mevzu, bu düzenleme içerisinde -ki bunu 16'ncı madde görüşmeleri esnasında enine boyuna daha iyi açıklayacağız ve konuşacağız- bedelli askerlik ödemeleriyle ilgili getirilen artırım. Arkadaşlar, bizim ordumuzda kurmay subaylar var mı yani muvazzaf subay sınıfı var mı? Var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Tamam.
Asteğmenlik diye bir sınıf var mı? Var. Uzman çavuşluk diye mesleği askerlik olan bir sınıf var mı? Var. Uzman erbaşlık diye mesleği askerlik olan bir sınıf var mı? Var. Peki, bütün bunlar varken, bunları bütünleyici ve tamamlayıcı bir şekilde profesyonel orduya niçin geçmiyoruz? "Efendim, otuz gün bile olsa çocuklar gitsinler, o havayı solusunlar." Hepimizin evlatları gitti, ben kendim altı ay kısa dönem askerlik yaptım, vallahi, yürüyüş yapmak dışında, uzman çavuşların, asteğmenlerin askere giden çocukların onurunu kırıcı hareketleri dışında öğrendiğimiz hiçbir şey yok; ne temel bir savunma eğitimi aldık ne temel bir saldırı eğitimi aldık ne de temel bir AFAD eğitimi aldık. Bu 16'ncı maddede konuşacağız ama hazine, iş düzenini kurmak için bedelli askerlik yapmak zorunda olan çocukların yükünü artırarak kurtarılamaz arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Siz ihalesi sistemine gidin, müteahhit sistemine gidin, davetiyeli ihale sistemine gidin, aradığınız parayı orada bulacaksınız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)