| Konu: | DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 75 |
| Tarih: | 31.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZNUR BARTİN (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2024 Mahallî İdareler Seçimlerinde DEM PARTİ; 3 büyükşehir, 7 il, 58 ilçe ve 10 belde olmak üzere toplam 78 belediyeyi kazanmıştır. Taşımalı seçmen uygulamaları, geçersiz oy tartışmaları ve benzeri pek çok usulsüzlüğe rağmen halk iradesi güçlü bir biçimde sandığa yansımış, kayyum politikalarına karşı yurttaşlarımız demokratik tercihleriyle açık bir yanıt vermiştir. Ancak, seçim sonuçlarının üzerinden çok geçmeden DEM PARTİ'li 10 belediyemizin eş başkanları görevden alınmış ve yerlerine kayyum atanmıştır. 3 Haziran 2024 tarihinde Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış'ın gözaltına alınmasının ardından Hakkâri Valisinin kayyum olarak atanmasıyla başlayan süreç; Mardin Büyükşehir, Batman, Halfeti, Dersim, Bahçesaray, Akdeniz, Siirt, Van Büyükşehir ve Kağızman Belediyelerine yönelik atamalarla devam etmiştir.
Değerli milletvekilleri, bu süreçte dikkat çeken en önemli hususlardan biri, belediye eş başkanlarına yöneltilen suçlamaların büyük ölçüde belediyecilik faaliyetleriyle ilgisiz olmasıdır. Yurttaşa hizmet sunma, yerel katılımı güçlendirme, sosyal politikaları geliştirme gibi asli belediyecilik görevleriyle bağlantısı bulunmayan iddialar üzerinden görevden uzaklaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Dahası, birçok eş başkan hakkında seçilmeden önce herhangi bir soruşturma bulunmazken seçildikten sonra ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetler gerekçe gösterilerek soruşturmalar başlatılmıştır. Hakkâri Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış dosyası bu açıdan en çarpıcı örnektir. 24 Eylül 2025 tarihinde Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararında usul hataları, yetersiz gerekçeler ve savunma hakkının kısıtlanması gibi ciddi hukuki sorunlar bulunduğunu tespit ederek hükmü bozmuş ve dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere iade etmiştir. Buna rağmen, Sayın Akış'ın tutukluluğun sürdürülmüş ve görevine iade edilmemiştir.
Bu tablo açıkça göstermektedir ki kayyım uygulamaları ve bu uygulamalara dayanak yapılan düzenlemeler, halkın seçme ve seçilme hakkını fiilen ortadan kaldıran bir niteliğe bürünmüştür. 2016 yılından bu yana özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde seçim sonuçları sistematik biçimde hükümsüz bırakılmış, toplamda 153 belediyemize kayyım atanmıştır. Kayyım atamaları, yalnızca bir idari tasarruf değil aynı zamanda yerel demokrasinin tasfiyesi anlamına gelmektedir. Bu atamaların ardından ortaya çıkan uygulamalar da yerel yönetimlerin temel işlevleriyle açıkça çelişmiştir. Eş başkanlık sistemi ortadan kaldırılmış, kadın kurumları ve kreşler kapatılmış, yüzlerce emekçi haksız ve hukuksuz biçimde işten çıkarılmıştır. Öte yandan, batı illerinde kent uzlaşısı temelinde ortaya çıkan ve geniş demokratik katılımı yansıtan seçim sonuçları da çeşitli müdahalelerle ortadan kaldırılmaya başlanmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bazı muhalefet belediyelerine yönelik görevden alma girişimleri demokratik çoğulculuğu ve siyasal temsil mekanizmalarını zayıflatmaktadır.
Tüm bu gelişmeler, kayyım uygulamalarının baştan sona halk iradesine yönelik bir müdahale olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, yerel yönetimlerin yerel demokrasi içindeki rolünü ortadan kaldırmakta, katılımcılığı zayıflatmakta ve demokrasinin temel işleyiş mekanizmalarını felç etmektedir. Oysa barış ve demokratik toplum perspektifi; katılımcılığı, eşit temsiliyeti ve toplumsal uzlaşıyı esas alır. Kayyım politikaları ise tam tersine halkın kent yönetimine katılım hakkını yok saymakta ve demokratik sürece zarar vermektedir. Ne kayyım anlayışı ne de kent uzlaşısını kriminalize eden yaklaşımlar demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaktadır. Bu durum, sürdürülemez bir demokrasi açığı olarak önümüzde durmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bartin, lütfen tamamlayın.
ÖZNUR BARTİN (Devamla) - Teşekkürler Başkan.
Bu çerçevede kayyım atamalarının ve belediye başkanlarının görevden alınması süreçlerinin yerel demokrasiye, demokratik yaşama ve siyasal alana verdiği zararların tüm boyutlarıyla araştırılması, bu uygulamaların sonlandırılması ve demokratik alanın genişletilmesi için atılması gereken adımların belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırmasının açılması artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)