GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:75
Tarih:31.03.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA HEVAL BOZDAĞ (Ağrı) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli Genel Kurul, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu mevcut sistemde işçilerin, emekçilerin ücretleri sürekli saldırı altında; bunun tabii ki nedeni, kapitalizm ve sermaye birikim süreçleri. Bir yandan yedek işçi ordusu büyüyor, ücretler baskılanıyor ve patron kârına bakarken bir yandan da yönetilemeyen ekonomi, enflasyon ve adaletsiz vergi düzenlemesiyle toplum fakirleşirken devlet işine bakıyor. Birinde açıkça görülen sermayenin büyüdüğü iken diğerinde ise açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretlere mahkûm edilmiş toplum ancak eve ekmek götürme telaşında, politik süreçlerden düşürülmüş, örgütlenme ve hak aramanın önündeki engellerle de rıza gösterir, kolay yönetilir bir hâle gelmiş durumda. Sonuç: Sermaye ve devlet kıskacında köleleştirilmiş bir toplum.

2026 yılı işçiler, kamu emekçileri ve emekliler için ağır bir tabloyla başladı. Yine ücretler enflasyona ezdirildi, asgari ücret açlık sınırının altında kaldı. Bakınız, yine, gelir vergisi tarife dilimleri bilinçli olarak artırılmadı ve emekçiler hızla vergi dilimine girdiler, alım güçleri ilk aydan eridi. DİSK-AR Mart Ayı Ücret Kayıpları İzleme Raporu yayınladı, ortalama bir işçinin brüt ücreti üzerinden bir hesaplamayla 66.956 lira olan işçi maaşı daha yılın ikinci ayında 14.426 lirasını vergi ve kesintilere kaptırdı, üzerine yüzde 7,95'lik iki aylık enflasyon eklendiğinde toplam kayıp 18 bin lirayı geçti yani işçinin brüt ücretinin dörtte 1'i erimiş durumda. Şubat ayında bir işçi yaklaşık sekiz gün vergiye, enflasyona ve kesintilere çalıştı. Asgari ücretlinin durumu daha vahim; daha yılın ikinci ayında asgari ücret 2.232 lira eridi.

Bugün vergi yükü Türkiye'de emekçilerin sırtında. Dolaylı vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 68'e ulaşmış durumda. Devlet, bütçesini dolaylı vergilerden, fakirden fukaradan aldığıyla denkleştiriyor. Tüm vergi yükü halkın sırtına yıkılmış, büyük servet sahipleri ise bundan muaf; hepimiz biliyoruz, defalarca söyledik, Türkiye toplumu bunu biliyor artık. En zengin yüzde 1'in serveti bütün ülkenin servetinin yüzde 35'ine denk geliyor ve vergi alamıyoruz maalesef ki. O zaman, bu ülkede şöyle bir tablo var: Bu ülkenin idare edilmesinde, hizmetlerin sunulmasında, savunmaya kadar yük emekçinin, işçinin, yoksulun omzunda; kaynak aktarımı ise sermaye ve iktidar elitlerine.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bozdağ, lütfen tamamlayın.

HEVAL BOZDAĞ (Devamla) - Teşekkürler.

Şimdi "Emeğin ücreti, bunu artırın; patronun kârını kısın. Gelir adaleti sağlayın, vergi adaleti sağlayın, toplumun cebinden elinizi çekin, dolaylı vergilerin yükünü azaltın. Patronun cebine el atın; az kazanandan az, çok kazanandan çok alın. Servet vergisi getirin." desek, tabii ki bunu yapmayacaklar, daha doğrusu yapamayacaklar çünkü bu piyasa işçiden, emekçiden yana olunca dönmüyor, sistem ancak devleti de kuşatmış olan sermayeden yana kurallarla dönüyor. Bu durumda işçi, emekçi halklarımız hep böyle ezilecek, sömürülecek, açlık ve yoksullukla mı yaşayacak? Tabii ki hayır. Gelin, bu köle düzenine karşı koyalım. Önce zincirlerimizi kıralım, sonra da ülkeyi emeğin, alın terinin, kardeşliğin ülkesi yapalım.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)