GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Diyarbakır’ın yerel sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:4
Birleşim:75
Tarih:31.03.2026

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Diyarbakır) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başından Genel Kurulu takip eden cezaevindeki kıymetli arkadaşlar, kıymetli halkımız; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bugün bu konuşmayı yapmadan önce, Diyarbakır Ticaret Odasının sanayi master planlarına ilişkin hazırladığı bir raporu okuyordum. Raporu okurken de arka planda, iki yıl önce Batman'da kayyuma karşı protestoların yürüdüğü meydanda bir polisin gaz ve TOMA suyu altındaki halka dönerek, onlara doğru bağırarak "Bu devlet size ne etti ulan?" diye bağırması geldi aklıma, raporla aynı anda bunları hissettim. Bence şöyle bir soru sorması gerekiyordu: "Bu devlet size ne etti, ne etmedi?" diye bakmalıydı. Diyarbakır konusunda da özelde Diyarbakır'a, genelde ise Kürt illerine ne edildiğini, neyin de edilmediğini az çok anlatmaya çalışacağım.

Malumunuz, Diyarbakır ve onunla aynı renge sahip kentler illerin teşvik sistemi içerisinde 6'ncı kategoride bulunuyor ve bu kategoride bulunma verimlilik, refah, sağlıklı koşullar için ne kadar renkliyse aslında bu kategorinin griliği de bir o kadar gri. Diyarbakır'ın tabii, 6 sayısıyla tek imtihanı bu değil; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Aralık 2025'te güncellediği Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması'nda yani SEGE verilerinde Diyarbakır 66'ncı sırada. 21 plakasına sahip kentimizin 6'yla bir imtihanı da yine bu şekilde. 2017'de bu sıralamada 68 iken bu kadar yıl içinde gelebildi basamak yalnızca 2 tane olabilmiş. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası da haklı bir şekilde, raporlarında ve az önce de bahsini ettiğim master planında vurguladığı üzere, nüfusu 2 milyona dayanan bir kentin, bölgenin ticaret ve lokomotifi olan bir kentin 66'ncı sırada olması ve buraya hapsedilmesi siyasi bir tercihtir, bu bir tesadüf değildir. Bunun sonucu, bu kategoride ve bu sıralamada bulunmanın sonucu da işsizlik, yoksulluk, barınma, kalitesiz eğitim, yataksız ve doktorsuz hastanedir.

SAMER'in bir araştırması var Ocak 2026 yılından; buna göre bölge halkının yüzde 59,7'si için en büyük sorunun ekonomik kriz ve işsizlik olduğu görülüyor ve bunun siyasetle bire bir alakası var, Diyarbakır için bile bire bir alakası var. Türkiye genelinde işsizlik yüzde 8 iken Diyarbakır'da bu yüzde 30'a dayanıyor, bu da her 3 gençten 1'inin işsiz olması anlamına geliyor, her 4 gençten 1'inin de göç planı yaptığını gösteriyor.

Bölgeler arası eşitsizlik raporunda yer alan bir başka veri de Diyarbakır'daki kredi kullanımının yüzde 36 arttığını ve mevduat artışının ise yalnızca yüzde 9'da kaldığını gösteriyor. Bu da Diyarbakır'da üretilen değerin Diyarbakır'da kalmadığını gösteriyor yani bir kentin ürettiğini ama ürettiğinden payını alamadığını gösteriyor. Kentin ihracatı 2025 yılında yüzde 17,5 artıp 235 milyon dolara dayanmışken bu, merkezin yaptığı bu ayrımcılığa rağmen sürdürülmektedir. Oysa merkezin yapması gereken şey, kendi kendini idare edebilen, kendi kendini yönetebilen bu kenti desteklemek olmalıydı. Bu eşitsizlik ve bürokrasi içinde boğulma hâli elbette ki yalnızca ekonomik alanda değil, nasıl ki kent lig dışı bırakılma, kategori dışında bırakılma, en alt kategori altında bırakılmakla imtihan ediliyorsa, kentin takımı, bölgenin takımı, Kürt halkının takımı olan Amedspor da yine aynı şekilde lig dışında bırakılmak isteniyor. Taraftarı hem işkence görüyor hem de hiçbir şekilde eşi benzeri olmayan bir biçimde 6222 no.lu Yasa kapsamında adli kontrole maruz bırakılıyor ve yine tarihte görülmemiş bir şekilde yurt dışı yasağına maruz bırakılıyor. Takımın, kulübün lideri ise kızı saçını ördü diye para cezası alıyor. Yani takım lige çıkmasın diye TFF seferber olurken -kent ise lige- asıl hak ettiği yere gitmesin diye merkez kendini seferber ediyor. Buna dair hukuki ve demokratik bütün yöntemleri uygulayan bir kent aklı hâkim iken bu aklı görmezden gelen bir de bürokrasi ne yazık ki devamedegeliyor.

Eğer gerçek bir barıştan, onarıcı bir adaletten bahsedeceksek onarıcı barışla, onarıcı adaletle bir inşadan da bahsetmek gerekiyor ve bu inşanın da bir maliyeti var. Bu maliyetin sağlanması için de bu kentin hak ettiği payı alması gerekiyor. İşte, tam da 1924 Anayasası'nda eleştirdiğimiz o tekçi, görmezden gelen, bölgeyi ve bu kimliği görmezden gelen anlayış ne kadar eleştiriye muhtaçsa, eleştiriyi hak ediyorsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Devamla) - Hemen tamamlayacağım Başkanım.

BAŞKAN - Evet, lütfen tamamlayın.

CEYLAN AKÇA CUPOLO (Devamla) - ...1927 yılında ilk geçirilen kalkınma planında yine kalkınmanın dışında bırakılan, gelişmişliğin dışında bırakılan, yeni sanayi planlarının, fabrikaların, bütün bu kalkınmanın dışında bırakılan o plan da yine aynı zihniyetin ürünüdür. Bugün Diyarbakır'ın 6'ncı kategori ve 66 sıralaması lanetinden kurtulması için buradan, bu kürsüden bir Diyarbakırlı olarak, Diyarbakırlılar adına, Diyarbakır'a hak ettiği yerin, hak ettiği kategorinin ve hak ettiği ligin derhâl verilmesi talebimi yineliyorum.

Bütün Genel Kurulu ve halkımızı saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)