| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maalesef, ülkemiz son yıllarda çalışmayan ekonomik model ve "Enflasyonu düşüreceğiz." diye bütün yükü yoksulların, dar gelirlilerin, "Enflasyonla mücadele edeceğiz." diye asgari ücretlinin, emeklinin sırtına yükleyen bir programın altında ezilmektedir. Programın çalışmadığı, çalışmayacağı iyice anlaşılmıştır ama maalesef, şimdi de yanı başımızda bir savaş ve savaşa gerçekten son derece kırılgan bir noktada yakalanmış olan Türkiye ekonomisi söz konusudur ve Türkiye ekonomisinde artık bu yükü en fazla milyonlarca yoksul, asgari ücretliler, emekliler taşımak zorunda kalmaktadır. Vatandaşımız bir borç batağındadır. Son rakamlar, vatandaşımızın nasıl borç batağında olduğunu son derece çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır. Bakınız, vatandaşlarımızın bireysel kredi ve kredi kartı borcunun toplamı 6 trilyon 242 milyon liraya varmış, 6 trilyon 242 milyon lira vatandaşımız borçlu, vatandaşımız boğazına kadar borçlu. Sadece ocak ayında yani bir ayda 136 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyememiş, 183 bin kişi kredi kartı borcundan dolayı takibe uğramış ve son toplamda 262 bin vatandaşımız icra takibine maruz kalmış. Sadece ocak ayında kredi kartı borcundan dolayı 262 bin vatandaşımız icra takibine maruz kalmış. Bu son derece korkunç bir rakamdır, yoksullaşmanın, borçluluğun ve vatandaşımızın düşürüldüğü durumun ne kadar çarpıcı olduğunu da ortaya koymaktadır.
Değerli arkadaşlar, bütün bu gerçeklikler ortadayken Enerji Bakanlığı yeni bir doğal gaz fiyatlaması üzerinde çalıştığını söyledi. Söylediklerine göre ortalama tüketimin yüzde 75'inden fazlasını tüketenler için artık sübvansiyonlardan vazgeçilecek. İlk başta kulağa hoş geliyor, ilk başta normalmiş gibi görünüyor yani "Tasarruf etmeyen, çok harcayan biraz daha fazla ödesin." gibi görünüyor ama gerçek bu değil. Bakın, bunu daha önce elektrikte denediniz ve elektrikte yapılanın doğru sonuçlar vermediği ortaya çıktı. Burada yapılması gereken, mutlaka bölgesel farklılıkları, gerçekten çok tüketmek zorunda olup da dar gelirli olanları da gözeten bir mekanizma kurmaktır. Elektrikte gözetilmedi, vatandaşlarımız mağdur oldu. Kars'taki vatandaşla, Ardahan'daki vatandaş ile Antalya'daki vatandaşımızın doğal gaz tüketimini bir tutup Ardahan'dakine "Sen yüzde 70'i geçmişsin." deyip ondan sübvansiyonu çekmek vicdansızlık değil de nedir? Bu sorunun cevabını bekliyoruz sizden.
Dolayısıyla, bakın, yapmanız gereken çok basit bir şey var: Mehmet Şimşek para arıyor. Birazdan o para aradığı torba yasayı tekrar konuşmaya başlayacağız. Hazine tamtakır, yandaşlara peşkeş çekmişsiniz ve bütçe açığınız devasa boyutlara ulaşmış ama bunun en önemli sebebi 3 trilyona yaklaşan faiz ödemesi. Bir yılda 2026 yılında vereceğiniz toplam elektrik ve doğal gaz sübvansiyon miktarı otuz altı günlük faizinize bedel. Otuz altı gün para babalarını, zengin ettiklerinizi, Londra'daki bankerleri zengin etmeyeceksiniz, onlara faiz vermeyeceksiniz doğal gazı ve elektriği sonuna kadar sübvanse edeceksiniz; yapacağınız budur. Ama sizin karar vermeniz gereken kimin iktidarı olduğunuzdur. Halkın, milyonların, yoksulların, işçinin, emeklinin, asgari ücretlinin mi iktidarsınız; yoksa para babalarının, faizcilerin mi?
Değerli arkadaşlar, savaş koşullarında alınması gereken acil önlemler var. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Türkiye'nin bugün için 1'inci partisi ama ilk seçimlerin iktidar partisi olarak acil yapılması gerekenleri Ekonomik Eşgüdüm Konseyi'mizle çalıştık ve buradan sizlere sesleniyoruz: Yanı başımızda bir savaş var, bu savaş öncelikle bir finansal kriz yaratacak, sonra enerji krizi, sonrasında tedarik zinciri bozulacak, sonra tarımsal üretim düşecek, istihdam düşecek; siz de bunun farkındasınız ama hiç bir şey yapmıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MURAT EMİR (Ankara) - Varsa yoksa "İşsizlik Fonu'ndaki paraya nasıl el uzatabilirim?" diye düşünüyorsunuz. Oysa yapılması gereken, acilen alınması gereken önlemler var ve biz de buradan bir kez daha size sesleniyoruz. Bir defa, akaryakıttaki yüzde 20'lik KDV'nin acilen yüzde 1'e düşürülmesi lazım; çok yüksektir. Akaryakıt fiyatları zaten artmıştır, dokunulamaz, alınamaz bir hâle gelmiştir. Akaryakıt fiyatları enflasyonu doğrudan etkilemektedir ve buna seyirci kalınırsa ekonomi bir darboğaza girme riskiyle karşı karşıyadır. Aynı şekilde, benzin ve motorinin ÖTV'sindeki KDV kalıcı olarak kaldırılmalıdır. ÖTV'nin de KDV'sini almak nedir!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MURAT EMİR (Ankara) - Eşel mobil sistemini yüzde 75'e kadar uyguluyorsunuz; orada deniz tükendi, bunu mutlaka yüzde 100'e çekmek lazım. Aynı şekilde, çiftçilerin krediye ulaşımı kolaylaştırılmalı, çiftçilerin faizleri mutlaka silinmeli, anaparaları mutlaka taksitlendirilmeli, yeniden yapılandırılmalı ve üretim desteği mutlaka gübre aşamasında, mazot aşamasında yani tarlada yani üretimde mutlaka verilmelidir. Aynı şekilde, daha önce "Yılda 2 defa, 4 defa yapacağız." dediniz, seçildikten sonra yılda bir kere düzenlediğiniz, bir kere el attığınız asgari ücrete ve emekli maaşlarına mutlaka bu enflasyon ortamı göz önüne alınarak yeniden zam yapılmalıdır, üç ayda bir de gözden geçirilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.
MURAT EMİR (Ankara) - Yeter artık milyonları, asgari ücretlileri, emeklileri sefalet maaşına, sefalet gelirine mahkûm ederek "Ekonomik model yürütüyoruz, Türkiye'de enflasyonu düşüreceğiz." diyerek, enflasyon şampiyonluğunda dünyanın 4'üncü ülkesi yapmak ancak ve ancak sizin iktidarınıza yakışırdı; bunu siz başardınız.
Ve son olarak şunu söylemek isterim, Murat Çalık defalarca söyledik, 2 kere kanser geçirmiş, 20 kilonun üzerinde kilo kaybetmiş, adli tıbbın raporlarına güvenmiyoruz. Yine, bakın, dün ifadesini verdi, gece yine hastalanmış. Bu vebale girmeyin, bu sorumluluğa girmeyin; bir ara kararla bu kişileri evlerine gönderin, yargılamaya devam edin. Arkadaşlarımızın veremeyeceği hiçbir hesap yok ama bu zulümden, bu zorbalıktan, bu vicdansızlıktan vazgeçin.
Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)