| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi seyreden değerli vatandaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün sabah saatlerinde ajanslara düşen Karadeniz'de bir tankere, 140 bin ton ham petrol taşıyan bir tankere saldırı düzenlendiği haberiyle hepimiz güne uyandık. Tabii, bu saldırının gece yarısını geçtikten sonra yapıldığı öğrenildi ilerleyen saatlerde. Sabah saat on sularında Sayın Bakan Uraloğlu'nun yapmış olduğu açıklama benim dikkatimi cezbetti. Sayın Uraloğlu diyor ki: "Söz konusu tanker yabancı bayraklı, sahibini henüz bilmiyoruz ancak Türk işletenli." Olay gece yarısı oluyor, sabah saat on buçuk, Sayın Bakan sahibini hâlâ bilmiyor ama bunlarla birlikte haber sitelerinde söz konusu geminin kime ait olduğu, daha önce hangi ülkeler tarafından, hangi sicillerde ya da listelerde olduğuna ilişkin bütün sitelerde bu bilgiler söz konusu. Tabii, bunlarla birlikte, yukarıda Ukrayna-Rusya savaşı, hemen doğumuzda İran-Amerika-İsrail savaşı, Körfez ateş yeri, batıda Yunanistan adaları silahlandırmaya çalışıyor, güneyde Irak ve Suriye'nin -Amerika ve İsrail güdümündeki Irak ve Suriye'nin- durumu ve iç karışıklığı malum. Bütün bunlar oluşurken Türkiye'ye havadan gelen füzeler NATO tarafından, patriotlar tarafından indiriliyor ve görüyoruz ki Türkiye'nin ne hava sahası ne de deniz sahası güven altında değil; bu, bizi endişeye sevk ediyor. Bununla ilgili de tabii, hepimizin göz bebeği olan Türk Silahlı Kuvvetleri ve buna bağlı olarak Millî Savunma Bakanlığının üstün mücadeleleri ve uzun zamandır hatta on beş yıldır Türkiye'nin dillerden düşürülmeyen savunma sanayisinin bu sürecin tamamında hepimizi huzur içinde uyutması gerekirken bununla ilgili bir endişe yaratmış olması hepimiz için düşündürücü. Hepimiz için diyorum, bunu bir muhalefet partisi olarak demiyorum, bir yurttaş olarak söylüyorum. Bugün Sayın Erdoğan'ın 54 taşınmazın özelleştirilerek gelirlerinin Millî Savunma Bakanlığına aktarılacağına ilişkin de bir haber yine medyada yer aldı. Dolayısıyla o zaman on beş yıldır biz bu savunma sanayisiyle ilgili ne yaptık, ne yapmadık, neler eksik; bunu tartışmamız gerekirken savunma sanayisine ilişkin tek bir eleştiriye tahammülü olmayan bir iktidar zihniyetiyle on beş yılımız heba olmuş anladığım kadarıyla. Biraz önce de... Altını tekrar çiziyorum kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Millî Savunma Bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilatındaki olağanüstü çabalar ve savunma sanayisini de önemseyerek söylüyorum ama on beş yıldır savunma sanayisini böyle gizli bir kutu gibi gösterip, fuarlarda şov yapıp ama Türkiye'nin hemen sınırındaki böyle bir kriz durumunda savunma sanayisinde hem hava hem deniz sahamızın bu kadar tehdit altında olması bizim hepimizi korkutuyor, ürkütüyor, bunu ifade etmek istiyorum.
Biraz önce Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli bir hatibi Cumhuriyet Halk Partisine sataşmak suretiyle bu tapu kayıtlarından bahsetti. Hatırlatmak istiyorum, 20 milyon vatandaş olarak bizlerin de sizlerin de burada hepimizin de kişisel verileri çalındı. Bu 20 milyon vatandaşın kişisel verilerinin güvenliği pek tabii ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin himayesindedir, devleti yöneten de şu an Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıdır. Dolayısıyla önce elinizdeki 20 milyon vatandaşın kişisel verisine sahip çıkacaksınız, ondan sonra başkasının evini mi, neresini taşlıyorsanız taşlarsınız. Kendi evin camdan iken böyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında böylesine ithamlarda bulunmanın bir anlamı yok.
Bu hafta Ormancılık haftası. Orman köylüsünün nüfusu yaklaşık 7 milyonu buluyor. 7 milyona yakın orman köylüsü artık ormanlarda değil; orman köylüsü ormanlarda olmayınca ormanlar da Allah'a emanet. Ormanlar da Allah'a emanet diyoruz ama Cenab-ı Hak da topluma, milletimize senelerdir bu konuyla ilgili ibreti gösteriyor. Ormanlarımıza sahip çıkamıyoruz, ormanlarımızı düzenleyemiyoruz. Ormanlarımızı müteahhitlere veriyoruz, müteahhitler dışarıdan eleman getiriyor, otonom bölgelerden, dışarıdan eleman getiriyor ve elemanlarla birlikte o ormanlar keyfekeder kesiliyor, paketleniyor, satılıyor. Orman köylüsü ne yapıyordu? Orman köylüsü ormana sahip çıkıyordu, orman köylüsü ihtiyacı kadarına müdahale ediyordu; biliyordu ki o ormanda yapılacak herhangi bir hata onun ekmeğiydi, geleceğiydi, ailesiydi. Orman köylüleri bugün büyükşehirlerin gettolarında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Orman köylüleri okuldan, hastaneden, sağlık hizmetlerinden uzak bir şekilde ama ormanına yakındı, artık o da elinden alınınca ormanlarından uzaklaştılar, büyükşehirlerde varoşlarda, gettolarda hayatlarını idame etmeye çalışıyorlar ve büyükşehrin getirdiği bütün ailevi yıkımları da yaşayarak orman köylüsü gariban, orman köylüsü ormansız, orman orman köylüsünden mahrum.
Bununla birlikte yine basına yansıyan haberler üzerinden söylüyorum. Ben aslında bu yerinden konuşmalarının çoğunda birkaç tane basın bültenini dikkate alarak konuşmayı seviyorum çünkü bunları zaman zaman gözden kaçırıyoruz, gerçek gündem de bu. Sayın Adalet Bakanının Cumhurbaşkanı Hukuk Politikaları Kuruluyla yapmış olduğu toplantı ve oradaki çıktı Anayasa'ya ilişkin. Tabii, ben bu Anayasa'ya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi mensupları dışındaki birilerinin bu kadar kesin hüküm cümleleri kurmasına da çok üzüldüğümü ifade etmek istiyorum. Bunu Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Tamamlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...tüm milletvekillerimiz adına bu beni son derece üzüyor. Nihayetinde Anayasa yapma bir yasama faaliyeti ama bu yasama yılı başlamadan önce Adalet ve Kalkınma Partisine mensup 11 kişiden oluşan bir komisyon kurulmuştu, yaz boyu bunu çalışacaklardı, diğer tüm partilerin ve milletvekillerinin yani Parlamentonun yetkisindeki bir şeyi 11 kişilik bir komisyonda çalışıyorlar. Çalışsınlar, bir problem yok ama burada önemli olan ve dikkat edilmesi gereken şey şu: Anayasa bir yasama faaliyeti ve toplumsal uzlaşı alanı, toplumsal uzlaşı alanını Parlamentoda istişare etmek ve konuşmak siyasi partilerden sadece iktidar partisinden 11 kişilik bir komisyon kurulması, siyasal bir kimliği olan Adalet Bakanının, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanının bir araya gelip toplantı yapıp toplantıdan çıktılar olarak da bunu anlatmaları bugüne kadar ki yasama faaliyetlerinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.
Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...Adalet ve Kalkınma Partisinin Parlamentoyu ne kadar etkinlikten uzak kullandığının bir tezahürü. Belli ki bakanlıklarla Cumhurbaşkanlığı koridorlarında hazırlanan kanunlar bugün Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclis Grubuna gönderiliyor ve Meclis Grubunda bu kadar etkin ve yetkin milletvekili olmasına ve donanımlı milletvekili olmasına karşın oralarda hazırlananlar buradaki milletvekillerinin de donanımları baypas edilerek yasalaştırılmaya çalışılıyor. Bunu bir parlamenter olarak da 28'inci Dönem milletvekillerinin tümü adına da reddettiğimi ve asla kabul edemeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Teşekkür ederim.