GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:74
Tarih:26.03.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bugün 26 Mart Balkan Şehitlerini Anma Günü. İmparatorluk coğrafyamızın kalbinin söküldüğü, asırlık Rumeli türkülerinin birer feryada dönüştüğü o büyük acının, Balkan faciasının ve Edirne'nin sükûtunun yıl dönümündeyiz. Bu duygu ve düşüncelerle, o kara günlerde göç yollarında, siperlerde şehit düşen yüz binlerce Balkan şehidimizi, evini, yurdunu ve hatıralarını o topraklarda bırakarak Anadolu'yu bize ebedi yurt kılan aziz ecdadımızı bir kez daha hürmet ve minnetle anıyoruz. Ama gelin görün ki Balkan Şehitlerini Anma Günü'nün hemen arifesinde Anadolu Ajansı, Batı Trakya'daki Türk azınlık okullarının öğrenci yetersizliği gerekçesiyle kapatıldığına yönelik bir haber geçmiştir. Bu durum, şüphesiz, 1923 Lozan Barış Antlaşması'nın ruhuna aykırı olduğu gibi Türkiye'nin Balkanlardaki varlığımızın kültürel, ekonomik ve politik olarak korunması yönündeki çabalarını da gözden geçirmesi gerektiğine işaret eden bir haberdir.

Sayın Başkanım, gün geçmiyor ki kamuoyunda hukukla ilgili, yargıyla ilgili, hepimizi hayretler içerisinde bırakan haberlerle karşılaşmayalım. Maalesef, yargıya güvenin çok düşük seviyelere gerilemesi, Anayasa Mahkemesinin son on yılda kabul edilebilirlik kararı verdiği dosyaların yüzde 98'inde bir ihlali tespit etmesinin sonuçlarının birer yansıması bunlar. Dün Soma'daki 301 madencimizi kaybettiğimiz yargılamalarla ilgili olarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde verilen kararın birkaç açıdan nasıl bu güvensizliğe ve bu faciaya işaret ettiğine bir kere daha tanık olduk. Aileler yani hayatını kaybedenlerin aileleri doğrudan zarar görmedikleri iddiasıyla dosyaya katılma gerekçeleri reddedilmiştir. Bununla birlikte bu dosyada yargılanan kamu personeli için zaman aşımı nedeniyle ortadan kalkma kararı verilmiştir. Zaman aşımı süresinin dolduğu tespit edilmiştir. Görevi kötüye kullanma yönüyle dosyalar düşmüştür. Böyle bir serencamdan sonra siz Türkiye'de herhangi bir kamu görevlisinin işini gerçekten iyi yapacağını, işini yapmadığında ve işini yapmaması nedeniyle de bir kamusal zarara ya da bir vatandaşımıza yönelik bir mağduriyete sebebiyet verdiğinde bu nedenle gerçekten yargılanabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu, bir cezasızlık politikasıdır. Bu İliç maden faciasında, yakın zamanda karşımıza çıktığı gibi âdeta işini yapmayan kamu görevlilerinin bir şekilde korunması yönündeki bir karardır.

Sayın Başkanım, bu minvalde Meclisimize sunulan ve maalesef etkileri çok sınırlı bir şekilde hissedilebilen Sayıştay raporlarından birinde Demirören medya grubunun Ziraat Bankasından almış olduğu 800 milyon dolarlık kredinin geri ödemesinin 2 kez yapılan yapılandırmaya ve faiz indirimine rağmen Holdingin bu planlara uymayarak borcunu ödememekte ısrar ettiği tespit edilmiştir. Öyle bir durumla karşı karşıyayız ki çiftçinin bankası olması gereken Ziraat Bankasının sadece çiftçilere değil diğer bütün sektörlerde vermiş olduğu borçlardan kaynaklanan takipteki alacaklarının yüzde 101'i oranında sadece Demirören'den alacağı var. Tabii, Demirören bir medya grubunu iktidara hediye ettiği için sadece bununla yetinilmemiş yani bu kredi ödemesiyle yetinilmemiş ayrıca Millî Piyango'nun özelleştirilmesiyle sanal bahis ve kumarın yasal bir kisve altında âdeta her bir cep telefonunun bir "casino"ya dönüştürülmesi yoluyla bahis iddialarının ise Türk sporunun ve futbolunu zehirleyecek bir şekilde nasıl egemen ve hegemonik bir hâle geldiğini hepiniz çok iyi bilmektesiniz kıymetli arkadaşlar. Demirören Medya Grubu bu borcu ödeyecek midir? Eğer ödenmeyecekse buna karşı banka hangi etkili tedbirleri alacaktır? Son altı ayda sıklıkla karşılaştığımız bir tablo var: Vatandaşın birisi gözaltına alınıyor, ertesi gün TMSF mal varlığına el koyuyor, üçüncü gün bu mal varlığı satılıyor. Henüz hakkında iddianame yazılmamış, bırakınız bir kesin hükmü, bırakınız bir müsadereyi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - ...hakkında iddianame yazılmamış bir vatandaşımızın mal varlığı satılıyorken Demirören Medya Grubunun 1 milyar doları bulan ve on yılı geçkin borcuyla ilgili etkin tedbirler neden alınmamaktadır?

Sayın Başkanım, hukukta sıklıkla karşılaştığımız bir mevzu da gerçekten suç işleyenlerle ilgili caydırıcı tedbirlerin alınıp alınmadığı yönündedir. Biz bunu tabii ki birilerine zarar veren, birilerini öldüren zanlıların tekrar cezaevinden çıktığında işlemiş olduğu suçlar üzerinden takip ediyoruz ama az önce Soma örneğinde olduğu gibi, aslında, maalesef hayatın her alanında ciddi bir cezasızlık politikası hâli var. Mesela, Tarım Bakanlığının yayınlamış olduğu tağşiş listesine göre bir firma, SSC Grup Tarım Zeytinyağı Limitet Şirketi 2024 yılından bugüne kadar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - ...tam 82 kez tağşiş listesine girmiştir ve 46 farklı markayla vatandaşı aldatmıştır. Allah aşkına, soruyorum: Tarım Bakanlığı 82 kez tağşiş listesine giren bir firmayı, bu firmanın ortaklarını ve bu firmayla ilişkili herkesi neden caydırıcı takip ve tedbir sistemiyle kaynağında kurutmamaktadır? Niçin bu adam 46 ayrı markayla dolum yapabilmekte, bunu piyasaya sunabilmekte ve Tarım Bakanlığı rastgele market denetimiyle bunu yakalayabilmektedir yani neden bunlarla ilgili olarak tedbirler kaynağında sonuç alınacak bir şekilde yürütülmemektedir? Bu da Demirören'in borcunu ödememesi gibi, Soma'daki kamu görevlilerinin cezasının, dosyasının düşürülmesi gibi tam anlamıyla bir cezasızlık politikalarına işaret etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum Mehmet Emin Bey.

Buyurun.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Birçok mevzu var ama iki konuya değinerek sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Sayın Mehmet Aşıla'nın İran'a yardım kampanyası fikrinin değerli olduğunu düşünüyoruz. İran büyük bir saldırı altında, hastaneleri vuruluyor, altyapı vuruluyor, açlık sorunu olabilir, ilaca erişim sorunu olabilir, medikal malzeme sorunu olabilir. Hemen yanı başımızda dostlarımız, kardeşlerimiz, Van'dan ve Hakkâri'den doğrudan kara yoluyla sınır kapısı var. Bu konuda Sayın Abdulhamit Gül'e AFAD'ın herhangi bir çalışma yürütüp yürütmediği konusunda bilgi alıp Genel Kurulumuzu bilgilendirmesi, eğer yürütülmüyor ise de bu konuda bir duyarlılık paylaşmasını rica ediyorum.

Tarsus'ta Sanlıca köyünde tam 14 köyün ortasında bir çimento fabrikasının yapılması girişimi kabul edilemez, Sayın Kış da buna değindi. Yeşilovacık zaten bir kimyasal atık deposuna dönüştürülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bununla birlikte dondan, kuraklıktan ve sel baskınından zarar görmüş olan çiftçilerin zararlarını karşılamak yerine çimento fabrikasının tesisi kabul edilemez diyorum.

Teşekkür ediyorum.