| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Mersin yerel sorunlarını, Mersin'e dair sorunları konuşacağım. Genel Kurul Salonu'na bakıyorum, iktidarın ve iktidar ortağının vekilleri burada mı diye, hiçbiri burada değil.
HARUN MERTOĞLU (Rize) - Buradayız, buradayız, merak etme sen.
ALİ BOZAN (Devamla) - Sayın Kıratlı burada değil, Sayın Söylemez burada değil, yine, iktidarın çiçeği burnunda yeni transferi Sayın Çakır burada değil, MHP Milletvekili Levent Uysal burada değil, Sayın Nebati burada değil, zaten Sayın Nebati'yi ne burada görüyoruz ne de Mersin'de görüyoruz.
Değerli arkadaşlar, Mersin'in sorunlarını anlatmak için gerçekten beş dakika yetmez ama Mersin'in sorunlarını bir cümleyle anlatmak, bir cümleyle tarif etmek gerekirse Mersin'in çok büyük bir sorunu var, tek sorunu var; Mersin'in iktidar gibi bir sorunu var, Mersin'in AKP gibi bir sorunu var.
Değerli arkadaşlar, derler ya insan ektiğini biçermiş, ektiğini biçen AKP iktidarı yerel seçimlerde Mersin'de büyük kaybetti. Mersin'de büyük kaybedince ne yaptı? İlk işi Akdeniz Belediyesine kayyum atamak oldu. Hatırlarsınız, ben bu kürsüde defalarca Akdeniz Belediyesindeki seçmen sahtekârlığını anlatmıştım. Dönemin AKP'li belediye başkanı yerel seçimlerde Akdeniz Belediyesini kaybetmemek için kendisinin, ailesinin, müdürlerin, başkan yardımcısının, özel kalem müdürünün ve hatta Akdeniz İlçe Emniyet Müdürünün seçmen kayıtlarını farklı ilçelerden Akdeniz ilçesine taşımıştı ve seçmen sahtekârlığına imza altmışlardı, buna rağmen Akdeniz Belediyesini kaybettiler. Akdeniz Belediyesini kaybettikten sonra yaptıkları ilk iş, Akdeniz Belediyesine kayyum atamak oldu. Peki, Akdeniz Belediyesine atanan kayyumun yaptığı ilk iş ne oldu? O seçmen sahtekârlığına imza atan müdürleri tekrardan göreve getirdi. Hatta bazı müdürleri o kadar ödüllendirdi ki tek bir müdürlük vermedi, iki müdürlükle ödüllendirdi bazı seçmen sahtekârlığı yapan müdürleri. Yani şu anda Akdeniz'de yaşayan yurttaşların milyonları seçmen sahtekârlığı yapmış olan müdürlere ait durumda. Akdeniz Belediyesinde şu anda ciğer, kediye teslim edilmiş durumda. Biz buradan soruyoruz: Bu kadar mı gözünüzü kararttınız? Bu nedenle diyoruz ki: Mersin'in en büyük sorunu AKP'dir. Gelin, Meclis çözüm Komisyonunca düzenlenen rapora attığınız imzanın arkasında durun. Başta Akdeniz Belediyesi olmak üzere kayyum ataması yaptığınız bütün belediyelerden kayyumları geri çekin.
Değerli arkadaşlar, Mersin bir sanayi kenti, turizm kenti, liman kenti, aynı zamanda bir tarım kenti. Mazot fiyatlarına ve gübre fiyatlarına gelen fahiş zamlar Mersinli çiftçilerin belini bükmüş durumda. Geçen yıl yaşanan don felaketinin zararlarını gideremeyen çiftçiler bu defa da mazot ve gübre fiyatlarıyla baş etmeye çalışıyor. Şu anda Mersin'in her gün bir yerinde nakliyeci esnafı kepenk kapatıyor, kontak kapatıyor. İktidar bugüne kadar akaryakıta gelen zamları neyle açıkladı? Dedi ki: İran'da savaş var. Peki, yaşanan krizlerin, yaşanan depremlerin, yaşanan savaşların, pandeminin faturasını her zaman bu halk ödeyecekse o zaman size ne gerek var, o zaman devlete ne gerek var?
Değerli arkadaşlar, bireysel silahlanmanın en fazla olduğu kentlerden bir tanesi Mersin. Bugün gidin, Mersin sokaklarında dolaşın, 13-14 yaşlarında çocukların dahi belinde silah var. Neredeyse her gün bir mahallede çeteler arasında silahlı çatışmalar meydana geliyor. Son iki hafta içerisinde Mersin'de dört kadın katledildi; Shaımas Abdi ve Songül Fidan boşanma aşamasında oldukları erkekler tarafından katledildiler. Yine, Şükran Cengiz ve Nur Almuhammet alakaları olmayan silahlı çatışma ve kavgalar esnasında öldürüldüler. Mersin'de insanlar âdeta tesadüfen yaşıyor. Yolda yürürken herhangi bir silahlı çatışmaya denk gelip o esnada vurulabilirsiniz, öldürülebilirsiniz ya da yaralanabilirsiniz. Mersin'de bireysel silahlanma almış başını gidiyor ama AKP iktidarı izlemekle yetiniyor.
Gelelim Mersin'in çevre sorunlarına: Çukurbağ ve Sanlıca köyleri arasında kurulmak istenen ve 14 köyü olumsuz etkileyecek olan çimento fabrikası için şu an itibarıyla şu saatte Tarsus halkı ayakta çünkü Tarsus halkı bu çimento fabrikasını istemiyor, doğası için istemiyor, köyü için istemiyor, geleceği için istemiyor, toprağı için istemiyor, çocukları için istemiyor, biz de istemiyoruz ve biz de diyoruz ki: Tarsus'a zarar verecek olan bir çimento fabrikası olmamalı, bu projeden bir an önce vazgeçilmelidir.
Tarsus ile Mersin il merkezi neredeyse birleşmiş durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ BOZAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ BOZAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Tarsus ilçemiz ile Mersin il merkezi şu anda neredeyse birleşmiş durumda ama Mersin-Tarsus Otobanı hâlen ücretli. Türkiye'nin hiçbir yerinde il merkezi ile kendisine bu kadar yakın olan bir ilçesi arasında otoban ücretli değil. İşte, otobanın ücretli olmasından kaynaklı D400 Kara Yolu aşırı yoğun ve sürekli trafik kazaları meydana geliyor ve bu trafik kazalarında canlarımızı kaybediyoruz.
Tarsus-Mersin Otobanı'nın ücretsiz olması, D400 Kara Yolu üzerinde üst geçitler yapılması için daha kaç yurttaşın yaşamını yitirmesi gerekiyor?
Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)