GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:73
Tarih:25.03.2026

CHP GRUBU ADINA EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada Türkiye'nin hava sahasının güvenliğini, stratejik bağımsızlığını ve milyarlarca dolarlık kamu kaynağının akıbetini konuşacağız.

Hava savunmamızı güçlendirmek üzere Rusya'dan hava savunma sistemi aldık. O dönemin Millî Savunma Bakanı "S-400 bütün dertlere deva olmaz, Türkiye kendi hava savunma sistemini geliştirmeli." dedi. 2019'da Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan Rusya'dan S-400 alımı konusunda şöyle dedi: "Biz Ruslarla bu işi bitirdik. Kredi şartlarından ortak üretime kadar her şey konuşuldu, anlaşıldı. Geri dönüşü olmaz. Biz farklı siyasiyiz, kimse bizden tükürdüğümüzü yalamamızı istemesin. Obama'ya ve Trump'a söyledim, diyorlar ki: 'Patriot iste, veririz, anahtarı bizde kalır.' Bunu kabul etmiyoruz." dedi ve "Biz Ruslarla belki S-500'ü bile üreteceğiz." dedi. Peki, soruyorum: Bugün neredeyiz? S-400'ü aldık, milyarlarca dolar ödedik ancak kullanamıyoruz. Neden? Çünkü daha alırken bu sistemi NATO sistemine entegre edemeyeceğimizi biliyorduk. Ne Ruslarla ortak üretim yaptık ne de teknolojisini aldık. Eğer kullanamıyorsak, kullanamayacaksak S-400'leri biz neden aldık? Büyük umutlarla Moskova'dan buraya getirilişi televizyonlardan naklen yayınlandı. Eleştiriler yapıldığında -hâlâ daha- eleştirenler troller tarafından vatan hainliğiyle yargılandı ama entegre hava savunma sistemine dâhil olmadığı için şu anda kullanamıyoruz bu sistemi. Peki, burada, bu noktada, iktidarınıza bir öz eleştiri yapmak gerekmiyor mu? Atıl kalacağını bile bile yaptığınız S-400 alımına harcanan 2,5 milyar doları bugünkü HİSAR ve SİPER projelerimize harcasaydık şu an çok daha ileri bir seviyede olmaz mıydık? Arkadaşlar, bu soruların hiçbirine bu Mecliste tatmin edici bir cevap maalesef verilmedi.

Sayın milletvekilleri, bölgemizde her gün onlarca balistik füze sağa sola uçuşuyor, sınırlarımızın hemen dibinde bir savaş var ve Türkiye'ye yönelen bir balistik tehdide karşı NATO unsurları devreye giriyor. E, hani Cumhurbaşkanının tabiriyle siz farklı siyasiydiniz, hani anahtarı bizde olmayan sistem olmazdı, o devirler bitmişti; peki, bu tabloyu bugün nasıl açıklayacaksınız? "Stratejik bağımsızlık" diyorsunuz ama kriz anında anahtarının başkasında olduğu bir sisteme güveniyorsunuz. Peki, şöyle bir senaryo olsa, soruyorum size: Türkiye'yi savaşa sokmak isteyen bir yapı İran tarafından bir roketi Türkiye'ye; Antep'e, Diyarbakır'a yollasa ve yerli ve millî olmayan bu sistemler de o an için devreye girmese, kapansa ve bu roket şehirlerimizden birine düşse ne olacak? Entegre bir hava savunma sistemini yirmi üç yıllık iktidarınızda kuramamış olmanızı bu millete nasıl açıklayacaksınız? Türkiye, tarafsız kalması gereken bir savaşta, savaşın içerisine çekilirse bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

Sayın milletvekilleri, savunma sanayisi elbette millî gururumuzdur, siyaset üstüdür, 1974'ten beri "Kendi silahını üretmeyen bağımsız olamaz." diyen aklın ürünüdür. İHA'larımız, SİHA'larımız, KAAN millî muharebe uçağımız, tankımız, gemilerimiz, bunların hepsi önemli başarılardır ancak bu başarıların arkasına sığınarak zafiyetlerimiz gizlenemez. Bugün F-35 programından atılmış bir Türkiye var, F-16 modernizasyonunda bile çok zorluklarla karşılaşan bir Türkiye var. Milyarlarca dolar kaybedilmiş durumda, yirmi dört yılda sadece 30 tane yeni uçağı envanterimize katabilmişiz ve bu eksikliği gidermek için Eurofighter alımıyla ilgili de hâlâ bir muamma söz konusu yani sayın milletvekilleri, hava kuvvetlerinin planlaması tamamen sekteye uğramış durumdadır. Türkiye uluslararası ambargolara maruz kalmıştır ve en acısı, elimizdeki sistemi etkin bir şekilde kullanamaz bir haldeyiz hâlâ. Dünyanın birçok ülkesinde entegre hava savunma sistemi kurulmuş durumda, bizse çelik kubbeyi daha yeni konuşmaya başlıyoruz, balistik füze savunması konusunda arzu edilen seviyeden hâlâ çok uzağız. Sayın milletvekilleri, burada sorun sadece teknoloji değil, sorun yönetim anlayışıdır. Savunma sanayisi bir propaganda aracı hâline getirilmiştir maalesef. Projeler miting malzemesi yapılmıştır, liyakat yerine sadakat esas alınmıştır. Buradan açıkça soruyorum: S-400'ler neden aktif değil, hangi şartlarda devreye alınacak ve NATO sistemlerine bağımlılık düzeyimiz nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Devamla) - Türkiye'nin balistik füze savunma kapasitesi ne kadar yeterlidir ve NATO sistemi çalışmadığı anda Türkiye hava sahasını nasıl savunacaktır, nasıl bir sistem öngörüyorsunuz? Bu soruların cevabı bir siyasi polemik değil, bir millî güvenlik meselesidir.

Değerli milletvekilleri, savunma politikası sloganlarla değil, gerçek kapasiteyle ölçülür ve unutmayın, savunma planlamasında yapılan hataların bedelini siyasetçiler değil, bu millet tümüyle öder. İşte, bu nedenle diyoruz ki bu konu araştırılmalıdır, şeffaflık sağlanmalıdır, yanlışlar konusunda hesap verilmelidir. Türkiye'nin hava savunması bir bilinmezlik içerisinde bırakılamaz. Bu Meclis millet adına bu soruları sormak ve cevabını almak zorundadır.

Teşekkür ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)