| Konu: | DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 25.03.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DEM PARTİ Grubunun basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerine dönük engellemelerin incelenmesine dair önergesinin kabulü yönünde oy kullanacağımızı belirtiyor ve birkaç hususa kısaca değinmek istiyorum. Sayın Çandar çok önemli meselelere kısaca değindi. Malumunuz, beş ve üç dakikalık konuşma haklarımız var. Elbette biz bugünkü tartışmayı İsmail Arı üzerinden, Alican Uludağ üzerinden yürütüyoruz ama şöyle son bir yıl için, sadece bir yıl için geriye dönüp baktığımızda Fatih Altaylı, Nevşin Mengü, İsmail Saymaz, Barış Pehlivan, Özlem Gürses ve örneği sayılacak birçok gazetecinin, özellikle bölgede -Sayın Çandar da Cizre örneğini verdi- gazeteciliği zor şartlarda yapıp bu listelere de giremeyen gazetecilerin ciddi bir yargı baskısı altında olduğunu ifade edebiliyoruz. Bu gazeteciler arasında ev hapsine girenler var, gözaltında kalanlar var ve dört yıl iki ay gibi, akıllara zarar bir şekilde, Cumhurbaşkanına tehditten ceza alanlar var.
Şimdi, Sayın Fatih Altaylı Cumhurbaşkanına tehditten dört yıl iki ay ceza aldı. Geçen hafta bir ameliyat geçirdikten sonra Sayın Cumhurbaşkanı arayıp geçmiş olsun dileklerini iletmiş. Şimdi, eğer Fatih Altaylı bir risk ve tehdit oluşturacak bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanını tehdit edebiliyorsa Sayın Cumhurbaşkanı niçin kendisini arıyor? Yok, Sayın Cumhurbaşkanının kendisini arayabileceği, geçmiş hukuku olan bir vatandaş ise o zaman basit bir cümlesine onlarca takla attırılıp, bir yıla yakın cezaevinde kalıp dört yıl iki aylık bir cezaya nasıl çarptırılıyor âdeta?
Bugün şunu çok rahat söyleyebiliriz ki Türk medyası, hangi safhada olursa olsun -sosyal medya "influencer"larından tutun, İbrahim Haskoloğlu, Furkan Bölükbaşı örnekleri ortada- gazete, radyo ve televizyonlara kadar ya İletişim Başkanlığının havucuyla bir çizgiye çekiliyorlar ya da RTÜK ve yargı sopasıyla terbiye edilmeye, disipline edilmeye çalışılıyorlar. Bu havuçlara tenezzül etmeyenler ile bu sopaya, bu terbiyeye ve denetim sınırlarına katılmayanlar da soluğu Emniyette alıyor.
Şimdi, İsmail Arı'nın suçlama veya soruşturma konusu olan bir eylemi olduğunu bir an için dahi olsa kabul etsek, bir telefonla gelebilecek bir gazetecinin bayram sabahı evinden gözaltına alınmasının anlamı nedir? Ancak bütün basın camiasına verilen çok büyük bir tehdittir, çok büyük bir gözdağıdır. İsmail Arı açık kaynaklara dayanan haberlerle, çok önemli bir kısmı soruşturma konusu olmuş iddialarla veyahut da yaptığı haberlerle idari ve adli soruşturmaları tetiklemiş bir gazeteciydi; birçok da ödülü olan bir arkadaşımız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Şimdi, 2022'de 217/A yürürlüğe girince burada tartışmalar var bunun gazetecileri kapsayıp kapsamayacağına yönelik. Sayın Feti Yıldız'ın o dönemde "Gazetecileri kapsamaz." diye beyanı var. Anayasa Mahkemesi bu maddeyi iptal etmiyor ama açıkça bir çerçeve koyuyor; bilgi gerçeğe aykırı olacak, fail bunu bilecek, kamu barışını bozacak, panik yaratma saikiyle yapılacak. Bu unsurlardan biri eksik olduğunda Anayasa Mahkemesi diyor ki: "Suç oluşmaz." Ama bugün neye bakıyoruz? İsmail Arı'yı da Alican Uludağ'ı da bahsettiğimiz diğer bütün gazetecileri de gözdağı yoluyla terbiye etmeye, disipline etmeye çalışan bir yargı pratiği.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Ama şunu da bilmeniz gerekiyor ki yüzyıllardır doğruyu, iyiyi, hakkı haykıran gazeteciler ve insanlar var oldu, var olmaya da devam edecek. Hiçbir gözdağı prosedürü, hiçbir gözdağı işlevi bu insanları doğru bildiklerinden vazgeçirmeyecektir diyor, saygılar sunuyorum. (YENİ YOL, DEM PARTİ sıralarından alkışlar)