GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’na, şehit olan Uzman Çavuş Selman Akarsel’e, piyasada gübrenin bulunmadığına, Yunus Emre Vakfına, 25 Mart 2026 tarihli Türkiye’nin kısa özetine, muhalefetin dünkü grup önerilerinin reddedilmesine, trafik cezalarını düzenleyen kanuna, bakanların değiştirilmesine ve toplumun bütün yapılanların farkında olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:73
Tarih:25.03.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri seyreden değerli Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

25 Mart 2009 günü elim bir helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi Kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu rahmetle anıyorum. Hâlâ ölümünün üzerindeki sır perdesi kaldırılmamıştır. Konuşmacıların, hatiplerin bazıları, bizim sıralarımızdan da milletvekilleri "Bu konuda iktidarın verdiği sözler tutulmamıştır." demişti. İktidar devleti yöneten makamdır, dolayısıyla bu, devletin ödevidir, dolayısıyla bunu bir "söz" diye tanımlamak bile mümkün değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenlerin vatandaşına söz vermesi değil gereğini yapması gerekmektedir ve hâlâ bu gerek yerine getirilmemiştir. Bugün bunun tutanaklara tekrar, bir kez daha benim ismimle de dercedilmesini önemsiyorum.

Dün Ağrı Doğubayazıt'ta meydana gelen trafik kazasında şehit olan Yusuf Açay'la birlikte yaralanmış olan ve ağır yaralı olarak hastanede tedavisi süren Uzman Çavuş Selman Akarsel'in de şehit haberini bugün sabah saatlerinde aldık. Kendisine Allah'tan rahmet, şehidimizin kederli ailesi başta olmak üzere sevenlerine, silah arkadaşlarına, kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve milletimize sabırlar ve başsağlığı diliyorum.

Evet, bugün 25 Mart 2026, en düşük emekli maaşı 20 bin lira, asgari ücret 28 bin, gram altın 6.486, dolar 44,35, euro 51,49, benzin 62,43, motorin 75,12 lira. Gübre yok, piyasada gübre yok, ekim dikim zamanındayız. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi "Bir sorun yok." diyor, sanki Türkiye'ye gübreyi kendi getiriyor, vatandaşa kendi dağıtıyormuş gibi. Gübre bulamayan mağdurlardan doğrudan birisi benim, benim; ben şu an rahmetli annemin bağına bahçesine gübre alacağım, gübre yok. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi "Gübreyle ilgili sorunumuz yok." diyene kadar benim bağıma bahçeme gübre getirsin, eğer bunu yapamıyorsa da oradaki herkes görevinden azlini istesin.

Naylon fatura iddialarıyla anılan Yunus Emre Vakfına yargılamalar devam ederken, Ocak 2025'ten Şubat 2026 tarihine kadar genel bütçeden 1,8 milyar TL aktarılmış. Naylon faturayla ilgili soruşturması devam eden, yargılaması devam eden Yunus Emre Vakfına Ocak 2025'ten geçtiğimiz Şubat 2026'ya kadar 1,8 milyar aktarılmış.

İstanbul Pendik'te bir baba, park meselesi yüzünden 11 yaşındaki kızının önünde öldürüldü. Yine, sabahleyin onlarca kişi borsa operasyonundan dolayı gözaltına alındı. Uyuşturucu operasyonlarından da birçok kişi gözaltına alındı. Sabah akşam televizyonlarda, sosyal medyada, meydanlarda, Mecliste terörist, katil Öcalan referans verilerek ihanet süreci devam ettiriliyor. TUSAŞ saldırıların faillerinin pankartları açılıyor. İnsan yakanlar bize insanlık dersi vermeye kalkıyor. Yolsuzluğu icat eden ve yolsuzluktan yakalandıklarında yüzü bile kızarmayanlar "Bayrak inmez, ezan dinmez." sözleriyle herkesi yolsuzlukla itham ediyor. İşte, 25 Mart 2026 tarihli Türkiye'nin kısa bir özeti; bunu herkesin not almasını önemsiyorum.

Dün iktidar partisinin kıymetli hatipleri, İYİ Partinin tekstil ve sanayi fabrikalarının kapanması, Mısır ve Romanya'ya taşınmasıyla ilgili önergesindeki; DEM PARTİ'nin ekonomik kriz ve yoksullukla ilgili önergesindeki; Cumhuriyet Halk Partisinin basına sansür, basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili önergesindeki her bir başlığı dinlemek veya bu başlıklardaki ortak endişeleri kabullenmek yerine ya da çare aramak yerine ya da iş birliği yaparak bu sorunları ortadan kaldırmak yerine hepsini reddettiler, türlü türlü bahanelerle yine günü kurtarmaya çalıştılar. Bunu defalarca kürsüde de daha önce ifade ettim, maalesef, Adalet ve Kalkınma Partisiyle aynı Türkiye'de yaşıyoruz ama aynı Türkiye'yi yaşamıyoruz. Mevzu, sizin doğrularınızı konuşmak ya da bizim doğrularımızı konuşmak değil; mevzu, hakikati konuşabilmek, hakikatte uzlaşabilmek.

Geçtiğimiz haftalarda trafik cezalarını düzenleyen kanunu tüm itirazlarımıza rağmen hem getirdiniz hem de burada çoğunluğunuzla çıkardınız. Bununla birlikte, bu kanunun maddeleri, İçişleri Bakanlığı gibi nadide ve güzide bir bakanlık tarafından askıya alınmış durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı; bunlar önemli Bakanlıklar, bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin omurgası olan Bakanlıklar ve şu an Türkiye Cumhuriyeti devletinin İçişleri Bakanı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bir yasama faaliyeti sonucunda çıkarılmış, muhalefet partilerinin itirazlarına rağmen çıkarılmış bir kanunu tek imzayla askıda tutuyor. Bunu vatandaşın anlayacağı dille konuşuyorum, burada hem milletvekilleriyle hem de hukukçularla bir polemik açısından söylemiyorum. Bu, Türkiye Cumhuriyeti devleti İçişleri Bakanı açıkça suç işlemektedir, trafik kolluğuna açıkça suç işletmektir. Ya, her seferinde, getirdiğiniz her kanunu daha sonra yaptığınız başka bir kanunla mülga ediyorsunuz. Vatandaş artık bir kanun geldiğinde, gelen her kanunun her maddesinden işkillenir hâle gelmiş durumda. İktidarınızın itibarı gerçekten umurumuzda değil, zerreyimiskal umurumuzda değil ama hepimiz için önemli ve kıymetli olan devletin itibarıdır ve kanun yapmayı bilmeden, norm tekniğinden bu kadar uzak, bu kadar keyfî, genelgeçer bu tutumunuzla devletin itibarını ayaklar altına alıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Hâkim, savcının yer ve yetki teminatı yok. Polislerimiz intihar ediyor. Mart ayının 25'indeyiz, sadece bu ay -daha kapanmamış- 10 polis intihar etmiş. Bunu araştırın dedik, bu araştırma önergesi reddedildi. Ne yaptınız? Bakan değiştirdiniz. Değiştirdiğiniz Bakan döneminde 10 polis intihar etti. Sorunlarını değil bakanlarını değiştiriyorsunuz.

Yoksulluk, yoksunluk Türkiye'nin her şehrinde, her mahallesinde, her ilçesinde, her köyünde, her evinde, her dükkânında, her odasında artık, yolsuzluk her kurumda. Toplum korkuyor. "Neden çaldın?" diye soran bir toplum yerine "Benim payım nerede?" diyen bir toplum yaratma çabasındasınız; bunun farkındayız, buna müsaade etmeyeceğiz, geçit vermeyeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Uğur Bey, son dakikayı veriyorum, 8'inci dakika.

Buyurun.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Toplum da bütün bu yapılanların, bütün bu eylemlerin, benim burada kurduğum cümlelerin her birinin farkında, neyin ne olduğunun farkında, tıpkı sizin gibi farkında; sizin farkında olduğunuz kadar farkında toplum da. Bunlara ilişkin, bununla ilgili hâlâ bir şansınız var, hâlâ bu milletin vekili gibi davranma şansınız var, hâlâ bu millete hizmet etme şansınız var; seçimlere kadar en azından nedamet göstererek bunun gereğini yapın.

Teşekkür ediyorum.