GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:72
Tarih:24.03.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA SEVİLAY ÇELENK (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken haksız hukuksuz yere cezaevlerinde bulunan bütün gazetecileri saygıyla selamlıyorum.

Basın özgürlüğü meselesi sıklıkla gazeteciliği, sadece gazeteciliği ve medya çalışanlarını ilgilendiren, onların görevlerini layıkıyla yapıp yapmamasını sağlayan koşullar olup olmadığını anlatan bir şey olarak görülür, oysaki böyle değildir. İfade ve basın özgürlüğünün kökten sarsıldığı, basın çalışanlarının özgür olmadığı her durumda aslında sahiplenilmesi ve korunması gereken birçok hak ve özgürlük ağır bir tehdit altındadır. Özgür bir basına sahip olmadığımız an başımıza her şeyin gelebileceği, totaliterleşmenin ve diktatörler tarafından yönetilmenin mümkün olmasının da en temel nedeninin insanların bilgisizliğinin olduğu, bilgisizliğin kökeninde de yine düşünce ve ifade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün olmadığı olduğu düşünülürse en çok dile getirilen hakikatler arasındadır.

AKP iktidarlarının çeyrek yüzyıldır medya ve ifade özgürlüğü üzerinde kurduğu ağır baskı ve diktatoryal zor, bu sözünü ettiğim, toplumun gerçekle bağını koparma arzusu olmadan gerçekleşemez. Gerçeğe olan inancın kökten sarsılması, her şeye dedikodu ve komplo aklıyla bakılması gerçek bir felakettir ancak siyasi iktidarlar bu felaket ortamından nemalanırlar.

Bugün 2022'den bu yana maruz kaldığımız dezenformasyon yasası da herkesin bildiği üzere basın özgürlüğünün ve gazeteciliğin son kırıntılarını da yok etmek üzere tasarlanmıştır, tek ve biricik amacı budur. Nitekim, Tolga Şardan'la başlayan ve bugün İsmail Arı'nın tutuklanmasıyla devam eden süreçte de gördüğümüz şey bundan ibarettir. İsmail Arı, gazetecilik faaliyetini sürdürürken karşı karşıya kaldığı tehditler, çete, mafya tehditleri nedeniyle sekiz aydır polis koruması olan bir isimdir ve polis koruması olan bir gazeteci yurt dışına çıkabileceği ya da delilleri karartabileceği gibi gülünç bir saikle tutuklanmıştır; bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. İsmail Arı'nın aynı zamanda Yunus Emre Vakfındaki naylon fatura olayını, çok vahim, etkili isimlerin de geçtiği bu sahtecilik olayını gündeme getirdiğini biliyoruz ve nitekim Emniyette kendisine bu da sorulmuştur. Bu konunun bilinmesi İsmail Arı'nın haberleri sayesinde olmuştur. Bugün İsmail Arı, Alican Uludağ, Nedim Oruç, Pınar Gayıp ve diğerleri yurttaşın emeğini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEVİLAY ÇELENK (Devamla) - ...ve alın terini takip eden gazetecilerdir ve sadece bu nedenle, başta Dezenformasyonla Mücadele Merkezi gibi kurumlar olmak üzere, bunlar tarafından hedef gösterilmektedirler ve bu pervasızlık sürdürülüyor.

Bu noktada, elbette ki gazetecilik ve basın üzerindeki en köklü baskının Kürt siyaseti ve Kürt gazeteciliği üzerinde olduğunu da hatırlamak gerekir. AKP iktidarları bu tarihsel baskıyı kendi için elverişli bir ortam saymış ve bugün Türkiye basınının tümüne ve tüm muhalefet basınına bunu sirayet ettirmiştir. Kısacası, bu, sansür yasası olarak da anılan dezenformasyon yasasının bu son derece muğlak çerçevesi ve keyfîliği tamamen basın özgürlüğünü zapturapt altına almak üzere tasarlanmıştır. Biz bunu kabul etmiyoruz, bu nedenle bu önergeyi de sahipleniyor ve destekliyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)