GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:72
Tarih:24.03.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikli olarak tüm Müslüman âleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı kutluyorum.

Yine, başta Kürt halkı olmak üzere, Mezopotamya ve Orta Doğu halklarının "Nevroz"unu kutluyorum.

Evet, bir bayramı daha geride bıraktık, çok klişe bir söz var ya, hani "Nerede o eski bayramlar!" diye. Gerçekten de öyle yani ekonomik krizlerin, savaşların, yıkımların ve acıların ortasında karşıladık bu bayramı. Çocuklarına şeker dahi alamayan aileler, masraf çıkmasın diye büyüklerini ziyaret edemeyenler, yol parası bulamadığı için memleket hasretiyle bayram geçirenler... Bayram değil, âdeta bir yokluk ve sessizlik hâli yaşandı. Bu ülkede bayramın bile sınıfsal hâle geldiği bir dönemden geçiyoruz çünkü bu ülkede artık mesele sadece enflasyon değil, insanların yaşamdan düşürülmesidir.

Değerli milletvekilleri, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 32 bin lirayı aşmış durumda, yoksulluk sınırı 100 bin liranın üzerine çıkmış. Peki, gerçeklik ne? Asgari ücret 28 bin lira yani açlık sınırının altında bir ücret. Emeklilerin yaklaşık yüzde 80'i açlık sınırının altında yaşıyor. Bu ülkede onuruyla çalışmak artık insanları yoksulluktan kurtarmıyor, insan emeği tek başına artık geçinmeye yetmiyor.

Değerli milletvekilleri, şimdi borç ve icra gerçeğine bakalım: 2026 yılının ilk aylarında icra dosyaları yüz binlerce arttı, sadece birkaç ayda 400 bini aşkın yeni dosya sisteme eklendi, yasal takibe düşen kişi sayısı rekor kırdı. Ne demek bu, biliyor musunuz? Bu, insanların hayatını banka kayıtlarına teslim ettiği bir düzendir.

Değerli milletvekilleri, bir de kredi kartı gerçekliği var. Kredi kartları en yakın dostlardan, en yakın akrabalardan daha yakın hâle gelmiş durumda. Ya ekmek, ekmek ya! Ekmeği bile kredi kartıyla alır duruma düşmüş durumdayız. Kredi kartı kullanmak bilinçsizlikten değil Ahmet Arif'in dediği gibi, fukaralıktandır. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bu ülkede yaşam maaşla değil, ertelenmiş borçlarla sürdürülüyor.

Gıda krizine bakalım, son dört yılda gıda fiyatları dolar bazında bile 2,5 kat arttı. Türkiye gıda enflasyonunda dünyada ilk 3'te. Temel gıda ürünlerindeki artış yüzde 50 ila yüzde 120 arasında. Bu ne demek? İnsanların artık ne yiyeceğini değil, neyle hayatta kalabileceğini seçmesi demek. Bu bir yoksulluk hâli değil, bu sistemli bir yoksullaştırmadır.

Enerji ve üretim maliyetlerine bakalım, mazot 70 lirayı aştı, 80 liraya ulaşmak üzere. Bu, sadece bir fiyat artışı değil, bu, üretimin çökmesi demek. Çiftçi üretimden çekiliyor, üretim azalıyor, fiyatlar daha da artıyor. Bu zincirin sonu halkın tabağının boş kalmasıdır. Elektrik ve doğal gaz faturaları milyonlarca insan için ödenemez hâle gelmiş durumda. Yaklaşık 4 milyon yurttaş faturasını ödeyemiyor, 18 milyon insan sosyal yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyor. Bu, bir sosyal devlet değil, bu, yoksulluğun normalleştirildiği bir düzendir.

Barınma krizine bakalım, Diyarbakır'da ve bölgemizde 100 metrekarelik bir evin kirası 20 bin lirayı aşmış durumda. İnsanlar maaşını alıyor, olduğu gibi kira borcuna yatırıyor. Şimdi, soruyoruz: Barınmak bir hak mıdır, hak değil midir arkadaşlar?

Gençlere bakalım, 6,5 milyon genç ne eğitimde ne de işte. Her 4 gençten 1'i sistemin dışına itilmiş. Bölgesel eşitsizlik ise giderek büyüyor. Türkiye'de yüzde 14,3 olan genç genç işsizlik oranları Kürt illerinde yüzde 20'ye dağılmış, sosyal yardıma bağımlılık ise yüzde 40'ı aşmış durumda. Bu, sadece işsizlik sorunu değil, bu, bir neslin geleceğinin koparılmasıdır.

Değerli milletvekilleri, bütün bu veriler bize tek bir şey söylüyor: Bu kriz tesadüf değildir; bu kriz bir tercihin sonucudur, yanlış politikaların, emeği değersizleştiren anlayışın, yoksulluğu görmezden gelen yönetim tarzının bir sonucudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SERHAT EREN (Devamla) - Biz bugün Meclisten şunu istiyoruz: Bu gerçeğin araştırılmasını istiyoruz, bu yoksulluğun nedenlerinin ortaya konulmasını istiyoruz çünkü bu Meclis halkın Meclisi ise halkın yaşadığı gerçekleri görmek zorundadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)