GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:72
Tarih:24.03.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Eren Holding ceosu Ahmet Eren'in Çorlu fabrikalarındaki üretimi durdurmak durumunda kaldıklarına dönük geçmiş tarihli açıklamasının yol açtığı tartışma malum. Yıllanmış bir açıklamanın üzerine Temel fıkrası gibi biraz "Ben dün duydum." diyerek atlamak kabul etmek gerekiyor ki medya açısından kötü bir sınav oldu ama vesile de oldu. Zira Türk tekstil ve hazır giyim sanayisi teville uğraşmanın beyhude olduğu tekil bir açıklamanın yalanlanmasıyla ortadan kalkması mümkün olmayan verilerle sabit bir çöküş içinde.

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2025 yılında bu sektörde 5 bine yakın şirket faaliyetini sonlandırdı, 110 binden fazla insan işsiz kaldı. Geçen yıl haziran ayında sadece bir ayda Türkiye'de kapanan tekstil firması sayısı kaç biliyor musunuz arkadaşlar? 868, sadece bir ayda bu ülkede 868 şirket kapandı, sadece bir sektörde. Bir ayda sadece bu sektörde 10 bine yakın insan işini kaybetti. Son üç yılda 380 bin kişinin işsiz kalmasını konuşuyoruz biz şu anda aslında yani neredeyse 400 bin insan ve bu kadarla da kalmayacak. Maalesef, ne yazık ki sektörün kendi içindeki 2026 öngörüsü 100 bin istihdam kaybı daha, işsizler ordumuza 100 bin yeni asker daha. Kiminle savaşacak bu yeni askerleri peki, işsizler ordusunun? Eşleriyle, çocuklarıyla, sistemle, toplumla. Zira 100 bin işsiz daha demek, 100 bin tenceresi kaynamayan hane daha demek, yoksulluğun daha da derinleşmesi demek, yatağa daha çok çocuğunu aç girmesi demek, gelişim bozukluğu daha yaygın bir nesil demek, daha çok aile içi şiddet, belki daha çok kadın cinayeti, daha çok suç, daha çok çocuk suçluluğu demek. Domino etkisinin bir boyutu bu. Sanayinin çökmesi sanayicinin çökmesinden ibaret değil çünkü sadece, toplumsal iktisadi bir çöküş bunun sonu.

Verilerle devam edelim: 2022'de Türkiye'de tekstil sektörünün vergi öncesi kârlılığı yüzde 10'ların üzerindeyken 2024'te yüzde 5'e geriledi. Tekstil, ihracatın beşte 1'ini oluştururken yüzde 10'un altına inmiş durumda. Bu yılın ilk iki ayında hazır giyim ihracatımız yüzde 3,5 daha azaldı. Tekstil ve ham madde ihracatında düşüş oranı yüzde 4,8 sadece ilk iki ayda.

İnşaattan sonra en çok konkordato ilanı tekstilde yaşanıyor. Domino etkisinin diğer boyutu da ihracat gelirlerinin azalması, daha çok cari açık, dışa bağımlılık, göç, bölgesel dengesizlik, velhasıl iktisadi iflas. İşletme kredisi faizleri dolayısıyla, dolar bazlı maliyet artışı dolayısıyla rekabet gücü tükenen Denizli kan ağlarken, Gaziantep, Adıyaman, Niğde kan ağlarken "Kapandı." haberi yapılan bir fabrikanın aslında kapanmamış olması tabloyu değiştirmiyor. Çorlu, Çerkezköy, vekili olduğum Tekirdağ kan ağlarken sanayinin can çekişmesini sadece kapanan fabrika sayısında ararsak yanılırız çünkü bir de kapanmayan ama küçülen, üretimi belli periyotlarla durdurmak durumunda kalan firmalar var, yarı kapasiteyle, hatta üçte 1 kapasiteyle çalışıyorlar. Tekirdağ'da kapanan fabrikalar dolayısıyla işsiz kalan 15 bin insanımız varsa bu şekilde küçülmeyle işsiz kalanların sayısı 25 binlerde.

Bizim üretim üssü illerimiz kan ağlarken nereler gülüyor peki? 200'den fazla tekstil firmasının üretimi taşıdığı Mısır gülüyor, Bangladeş gülüyor, Fas gülüyor, Avrupa Birliği üyesi olmanın sağladığı gümrük avantajlarını da kullanan Romanya gülüyor ve yeri gelmişken tekstil sanayisini en başından çok yanlış kurguladığımızı da itiraf etmek durumundayız. Türkiye'ye bütün dünyanın kirini yükledik. Tekstil sanayisini, kirli sanayiyi, boyayı, kimyasalı birinci sınıf tarım arazileri üzerine konumlandırıp en bereketli ovaları bitirdik, yer altı su kaynaklarını tükettik yani hem suyu hem tarımı -ama sanayiyi de ihya edemedik bu arada, sanayiyle de ihya olamadık maalesef- hem de sanayiyi aynı anda kaybetmekle sonuçlanan bir stratejik akılsızlık sergilendi bu ülkede.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Biz, evet, yüksek teknoloji yatırımlarının öncelenmesini destekliyoruz ama tekstil sanayisinin de cenaze namazını kılalım istemiyoruz. Katma değeri yüksek bir tekstil inovasyonu hamlesi başlatabiliriz.

Teklif ettiğimiz Meclis araştırması sadece kapanma ve küçülmelerin önüne geçmenin değil, sadece mesleki eğitimde dönüşümün, sadece teşvik mekanizmalarında güncellemenin, sadece sağlıklı, objektif bir etki analizinin değil, bunun da miladı olabilir.

Genel Kurulu önergemize destek konusunda kalkınmacı bir bakış açısıyla karar vermeye davet ediyorum,

saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)