GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:72
Tarih:24.03.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İki bayramı geride bıraktık. Ramazan Bayramı'nı önce hep birlikte idrak ettik, ardından Nevruz Bayramı coşkuyla kutlandı. Bu iki bayramın peş peşe bir araya gelişi aslında bu coğrafyada bizim inancımız ile coğrafyanın kültürünün, tarihinin ne kadar iç içe geçmiş olduğunun da sembolik bir önemi oldu. Ben sizin şahsınızda Genel Kuruldaki arkadaşlarımızın ve milletimizin iki bayramını da tekrar kutlamış oluyorum.

Tabii ki Ramazan Bayramı'na emeklilerimiz, dar gelirlilerimiz, asgari ücretlilerimiz çok büyük bir ekonomik sıkıntı içerisinde girdi ama bayram sohbetlerinin konusu bu ekonomik darboğaz değil soykırımcı, terörsüz, haydut devlet İsrail ve Amerika'nın İran'a yapmış olduğu saldırılardı. Ramazanda başlayan ve bayramda da kesilmeyen gencecik insanların, kız çocuklarının hedef alındığı saldırılar milletimizin ana gündem maddesiydi. Burada insanlarımız İsrail'in saldırganlığının, soru bilmez dinî sapkın anlayışına dayalı bir yayılmacı anlayışının durdurulması gerektiği yönünde hemfikirler. Bu noktada Türkiye'nin Gazze Barış Kurulundaki pozisyonunu da gözden geçirmesinin gerekliliği ortada. Biz, Türkiye'nin zor şartlarda bir dengeyi sağlamaya çalıştığını görüyor ve kısmen de takdir ediyoruz. Ancak Gazze Barış Kurulu üyeliği gibi, ne işe yarayacağı belli olmadığı gibi İsrail ve Amerika'nın tezlerini meşrulaştıran bir noktada veyahut da Körfez ülkeleri ile Dışişleri Bakanlarının yapmış olduğu ortak açıklamada İsrail'in ve Amerika'nın bahsi bile geçmezken sadece İran'ı eleştiren bir açıklamaya şerh koymak ve o açıklamayı değiştirmek bir yana imza koymasının gerçekten kabul edilemez ve anlaşılamaz olduğunu düşünüyoruz. Türkiye, elbette ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakla yükümlüdür ama bunu yaparken de özellikle Trump ve İsrail'in uygulamış olduğu bu insanlık dışı politikalara karşı duruşunu da net bir şekilde ortaya koymaktan çekinmemelidir diyoruz.

Az sonra bu savaşın tarım sektöründeki etkisi nedeniyle tekrar değineceğim ama birkaç konuya da izninizle değinmek istiyorum.

Yine, bayram arifesinde tarihçi Profesör Doktor İlber Ortaylı'yı kaybettik. Türkiye'de çok büyük ve önemli tarihçilerimiz var, bunlardan birisi de İlber Hocaydı ama İlber Hocanın tarihi anlaşılır kılmak, popüler kılmak, gençlere sevdirmek ve gençlere sadece tarih değil aynı zamanda bir hayat tarzına dair öneriler sunmak açısından da farklı bir yönü vardı. Biz de kendisini burada rahmetle anıyoruz.

Sayın Başkanım, bayram günlerinde yine ortaya çıkan iki ayrı yargı kararı ciddi bir tartışma yarattı. Bunlardan birincisi, İsmail Arı'nın tutuklanmasıydı. İsmail Arı, genç yaşında, uzunca bir süredir tamamen belgeye dayalı, tamamen delile dayalı ciddi bir araştırmacı gazetecilik yapan bir arkadaşımız idi; kendisinin tutuklanmasının, doğrusu, hukuk devletinde, basın özgürlüğünün temel ilkeleri ışığında herhangi bir şekilde izahının kabil olmadığını biliyoruz. İsmail Arı'nın tutuklanması, aslında, daha önce Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit dosyalarıyla birlikte ele alındığında, deyim yerindeyse, muktedirin duymak istemediği herhangi bir cümleyi sarf eden herkesin söz söyleme hürriyetinin dahi tehdit altında olduğunu görüyoruz.

Bugün, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bayramdan sonra tedricî bir şekilde demokratikleşme paketlerinin gündeme geleceğine dair inancını ifade etmiştir. Elbette, bütün Komisyon üyelerinin neredeyse ortak imzasıyla çıkan rapordaki demokratikleşme hususları önemlidir ama bundan önce, uygulamada ortaya çıkan sorunların sadece bir ifadeyle, sadece bir bakış açısıyla durdurulabileceğini biliyoruz ve savcılıkların Türkiye'yi söz söyleyenin kendisini adliyede gördüğü bir ülke olmaktan çıkarması gerektiğini söylüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Eş zamanlı olarak, Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki öğretmen Ramazan Avuşmak'la ilgili, 5816 sayılı Yasa'nın ihlalinden kaynaklanan soruşturmanın hem soruşturma şekli hem gözaltına alınış şekli hem tutuklamayla neticelenmiş olması da tartışma konusu oldu ama bu tartışmayı yapan arkadaşlara şunu hatırlattık: Bir ülkede hak ve özgürlükler birlikte yükselir, birlikte aşağı çekilir. Eğer siz Cumhurbaşkanına yan bakanın bırakınız Cumhurbaşkanına hakaretten, Cumhurbaşkanına tehditten işlem görmesini, hatta bununla yetinilmeyip infaz süresini aşacak şekilde tutuklanarak dört yıl iki ay cezaya çarptırılmasını hoşgörüyle karşıladığınızda o zaman 5816 sayılı Yasa'nın uygulanmasından kaynaklanan sorunları bir eleştiri konusu olarak ifade etmeniz de anlamsızlaşıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Ama biz konuları birbirinden ayırt ediyoruz ve herhangi bir ifade özgürlüğü meselesinin ne cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili olarak otomatik reflekse dönüşmeden Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel Anayasa'sı ve mevzuatı, Anayasa Mahkemesinin düşünce ve ifade özgürlüğü yönündeki kararları, imza koyduğumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları dikkate alınarak ve suçlu olsa dahi, zanlı kabul edilse dahi kişilerin temel hak ve hürriyetleri korunarak soruşturmaların işletilmesi ve yürütülmesi gerektiğini buradan bir kere daha Adalet Bakanımıza hatırlatıyoruz diyecek olacak idim ama Sayın Bakanın İstanbul pratiğine ve Adalet Bakanlığına başladığı günden bu yana içinde bulunduğu tartışmalara bakınca, daha doğrusu böyle bir hatırlatmanın da ne kadar anlamlı olacağından emin olmadım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, sekizinci dakika, son dakika.

Buyurun.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Yedi değil mi Başkanım?

Ama ben Adalet Bakanlığı da yapmış, gerçekten hem Meclis yönetimindeki tutumuyla hem ortak komisyonundaki tarzıyla birçok arkadaşımızın takdirini kazanmış Sayın Abdulhamit Gül Bey'e hatırlatmış olayım. Sayın Başkanım, siz de bu memlekette Adalet Bakanlığı yaptınız, 5816 sayılı Yasa'dan Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit suçlamalarına kadar bu soruşturmalardaki bu gidişata lütfen "dur" diyecek bir inisiyatifi alınız.

Sayın Başkanım, İçişleri Bakanımızın Meclis iradesini yok sayarak Karayolları Trafik Kanunu'ndaki değişiklik hususlarının yürürlüğünü durdurma cüretini de anlatacak idim ama bunu artık yarına bırakayım.

Teşekkür ediyorum.

Sağ olun.