GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:71
Tarih:12.03.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Herkes yargılanabilir ama bu yargılama adil olmalıdır, savunma hakkı olmalıdır ve lekelenmeme hakkı tesis edilmelidir.

(Uğultular)

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Arkadaşlar, önemli bir konudan bahsediyoruz, istirham etsem biraz sessiz olur musunuz lütfen, rica ediyorum.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Siz konuşmanıza devam edin.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Çömez.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Ben konuşmama devam edeceğim de burası kahvehane değil.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Biraz önce bağırdın.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bir dönüp bakar mısınız arkanıza ya, bunu gönlünüze sindiriyor musunuz?

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Biraz önce konuşmacıyı konuşturtmadın ya!

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Gönlünüze sindiriyor musunuz bunu?

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Sen konuşmana devam et ya!

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - "Sen konuşmana devam et." diyemezsiniz bana!

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Ben derim!

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Buranın bir Başkanı var, o Başkanı dinleyeceksiniz. Yakıştırıyor musunuz bu manzarayı buraya? Mecbur muyum bu kahvehanede, ben bu kahvehane görüntüsünde konuşmaya?

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Sen mi karar vereceksin ya? Konuşmana devam et!

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Sayın Başkan, lütfen müdahale eder misiniz, istirham ediyorum.

BAŞKAN - Bir saniye sayın milletvekilleri...

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Başkan sadece buraya müdahale etmeyecek, her yere müdahale edecek.

BAŞKAN - Sayın Çömez, sizin sürenizi yeniden başlatacağım.

Ama, sayın milletvekilleri, bakın, buradan, kürsüden iki seferdir ikaz etmemize rağmen kendi arasında konuşan bir grup var.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Başkanım, o müdahaleyi her zaman yapmanız lazım, her zaman yapmanız lazım o müdahaleyi.

BAŞKAN - Hayır, lütfen müdahale etmeyin.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - İşinize geldiği zaman değil, her zaman yapmanız lazım.

BAŞKAN - Lütfen müdahale etmeyin.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Bak, biraz önce Atay Bey konuşurken konuşturmadılar onu, hiç de müdahale etmediniz.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Müdahale etmeyin! Başkana müdahale etme!

BAŞKAN - Kendi aranızda konuşmak istiyorsanız dışarıya çıkın, kulislerde konuşun, kulislerde konuşun.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Böyle bir şey olabilir mi yani?

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Laf atmak başka bir şey, orada sohbet etmek başka bir şey be!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bir susmuyorsun be!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hâlâ konuşuyorsunuz be!

BAŞKAN - Var mı böyle bir şey ya? Burada kürsüde milletvekili konuşuyor, oradan kahkahalar çıkıyor, kendi aralarında gülüyorlar, konuşuyorlar.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Ya, orada da çıkıyor, burada da çıkıyor, herkes kendi arasında konuşuyor. Ne yapalım?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - İşinize geldiği gibi davranan sizsiniz!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Gel kahve yap burada, gel kahve yap!

BAŞKAN - Böyle bir şey olamaz ya! Bunu her grup için söylüyoruz, her grup için söylüyoruz ama en çok da sizin grup yapıyor -çok üzgünüm- maalesef.

ADEM YILDIRIM (İstanbul) - Yo, biz size yakın olduğumuz için öyle. Burası yakın, orayı duymuyorsunuz, görmüyorsunuz.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Hâlâ konuşuyor ya!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ya, neyse, meşgul etmesin, meşgul etmesin Meclisi.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Hâlâ ya, bir dur!

BAŞKAN - En fazla burası yapıyor maalesef.

Sayın Çömez, buyurun; ben sizin sürenizi yeniden başlatıyorum, devam edin.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; herkes yargılanabilir ama bu yargılama adil olmalıdır, savunma hakkı tesis edilmelidir ve lekelenmeme hakkı korunmalıdır. Sayın Ekrem İmamoğlu da yargılanabilir fakat biz İYİ Parti olarak ilk günden beri altını çiziyoruz; bu yargılama tutuksuz olmalıdır ve hukuk kuralları çiğnenmemelidir ve hakkaniyetli olmalıdır.

Sizi yirmi yıl öncesine götüreceğim, Ergenekon dönemine, o kumpas yıllarına. O dönemin iftirabaşı olan hahamı bugün Kanada'da, o dönemin ihtişamlı savcısı bugün Almanya'da kaçak, o dönemde Adalet Bakanlığı yapanlardan bir kısmı da sizin aranızda, bugün yok ama aranızda. Geçtiğimiz günlerde dedi ki: "Evet, Ergenekon davası kumpas davasıydı." Hâlbuki o dönemde Adalet Bakanlığı yaptığını maalesef unutmuştu. Tabii, o kayıp yılların, o çekilen acıların, ölümlerin, ızdırapların ve demir parmaklıkların arkasında geçen o acı dolu yılların hesabını kimse vermedi. Ucu dışarıda bir çete bir kumpas yapmıştı ve o kumpas önce muhatap aldıkları, hedef aldıkları kişinin kimliğini hedef almıştı ve o kişiyle ilgili maalesef bir kamuoyu oluşturulmuştu. Ardından evler basıldı, ardından tutuklamalar oldu, çok sayıda insan hayatını kaybetti ve onun ardından o dönemde gizli tanıklar, kurgulanmış tanıklar yalan yanlış ifadelerle insanların itibarlarını infaz ettiler ve o itibar infazı, aynı zamanda medyadaki infaz mangaları tarafından maalesef insanların üzerinde kullanıldı ve yıllar sonra, Allah da affetsin, milletim de affetsin "Biz görememişiz, ne istedilerse de verdik ama bakın, bu hâle geldik." denildi ama o kayıp yıllar, o ızdırap maalesef milletin yüreğine kazındı.

On iki yıllık sürgün yıllarının ardından tek dileğim vardı; inşallah bu dönemden ders çıkarılır, bu dönemin acıları bu ülkede gerçek bir hukuk düzeni kurulabilmesi için vesile olur. Bunu düşünmüştüm ama maalesef geçtiğimiz yıllar gösterdi ki bir hukuk düzeni kurulmadı, iktidarın hukukun üzerine koymuş olduğu o karabasan gibi gölge giderek baskısını artırdı. Bu ülkenin temel ihtiyacı adalettir, temel ihtiyacı hukuktur.

Bakın, zannetmiyorum içinizden herhangi birisi Sayın Erdoğan Pınarhisar'dayken benim kadar yanında olsun, hatta Türkiye'de benden daha fazla Pınarhisar'da bulunan bir başka kişinin olduğunu da düşünmüyorum. Ama o gün Sayın Erdoğan'ın yanında hangi gerekçeyle duruyorsam bugün de aynı gerekçeyle itiraz ediyorum, "Yanlıştır!" diyorum, hukuksuzlara karşı, hukuksuzluklara karşı itiraz ediyorum.

Gelelim Cumhuriyet Halk Partisinin önergesine.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, önemli bir önerge. Cumhuriyet Halk Partisi görüşmelerin canlı yayında yayınlanmasını arzu etti. Açıkçası bizim şöyle bir kaygımız var: Şu anda Türkiye genelinde bütün medya kuruluşlarının yüzde 95'i iktidarın kontrolünde maalesef. TRT de bir Pravda medyası hâline dönüşmüş. Bu itibarla bu canlı yayınlanmayla ilgili kaygı taşıyoruz, yoksa desteklemediğimiz anlamına gelmiyor, endişe duyuyoruz, ondan dolayı rezervimiz var. Eğer bu ülkede gerçek bir demokrasi olsa zaten böyle bir talebe de ihtiyaç olmayacak.

Bugün CHP'nin vermiş olduğu önergeyle ilgili İYİ Parti Grubu olarak destek vereceğimizi açıklıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü bu önerge aynı zamanda onların tutumunu ve duruşunu göstermektedir. Madem sizler, MHP "Biz bunu destekliyoruz." dedi, gelin, bunun arkasında durun. Ancak biz kaygılarımızı kayda geçmek için, burada bu rezervimizi kayda geçmek için medya üzerindeki iktidarın baskısını bir kere daha vurguluyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Böyle bir olayın olması hâlindeki çekincelerimizi de kayda geçiriyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)