GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 12 Mart 1971 muhtırasına, 12 Mart 1995 Gazi Mahallesi olaylarına, 12 Mart 2004 Kamışlı katliamına, Ronahi TV binasına, Gazeteci Nazım Babaoğlu’na, Merkez Bankasının faiz kararına, TÜİK’in açıklamalarına ve ensest meselesine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:71
Tarih:12.03.2026

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün 12 Mart, âdeta tarihimizin lanetli günlerinden biri. 12 Mart 1971 bir askerî muhtıra günü. Aslında bakmayın adına "muhtıra" dendiğine, açık açık bir darbe. Dönemin komutanlarından birisi verdiği bir demeçte diyordu ki: "Sosyal uyanış, ekonomik uyanışın önüne geçti. O zaman sosyal uyanışı bastırmak gerekiyor." Ve 12 Mart darbesi sivil siyaseti hedef aldı, üniversiteleri hedef aldı; aydınları, gençleri, işçileri, köylüleri hedef aldı. Ve bunun sonucunda da bu darbe insanları gözaltına aldı, işkenceden geçirdi, tutukladı ve âdeta ülkeyi yeni bir darbeler mevsimine doğru sürükledi. 12 Eylül geldi, 28 Şubat geldi ve darbe mekaniği çalışmaya devam etti. 12 Mart muhtırası sonucunda tabii, birçok insan katledildi, idam edildi. İdama giden Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i; katledilen Mahirleri, İbrahimleri, Sinanları saygıyla anıyorum. Onları katledenleri, o darbecileri ve o darbecilerin gölgesinde siyaset yapanları da lanetliyorum.

Yine bir 12 Mart; 12 Mart 1995 Gazi katliamı. Bir gece öncesi Gazi Mahallesi'nde kahvehaneler tarandı, ertesi gün halk bunu protesto etmek için sokaklara çıktı, kolluk gücü ne yaptı? Halka saldırdı ve 22 kişiyi katletti, onlarca insan yaralandı. Fakat bu saldırının failleri ne yakalandı ne de yargılandı. Adalet yerini bulana kadar biz 12 Mart Gazi katliamını dile getirmeye devam edeceğiz.

Bir başka 12 Mart; Kamışlı katliamı. 12 Mart 2004'te bir futbol müsabakasında Baas rejimi halkın üzerine ateş açtı; büyük bir provokasyonla orada Rojava halkı, Kamışlı halkı katledildi. O katliamda yitirdiklerimizi de saygıyla anıyorum.

Rojava demişken, ben bir kez daha yitirdiğimiz Salih Müslim'in üzüntüsüyle kendisine bir kez daha rahmet; tüm sevenlerine, halkımıza başsağlığı diliyorum.

Tabii, Kamışlı deyince, yine, dün akşam Ronahi TV binası yandı. Can kaybı olmaması tabii ki bizi sevindirdi ama orada televizyon binasının yanmasından dolayı da geçmiş olsun diyoruz, bir an önce Ronahi TV'nin yayın hayatına tekrar dönmesini bekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bir 12 Martta, faili meçhuller ülkesi olan bu ülkede 12 Mart 1994'te gazeteci Nazım Babaoğlu -Özgür Gündem muhabiriydi kendisi- kaçırıldı, otuz iki yıldır Nazım'dan haber alınamıyor. Nazım'ı kaçıranlar, onu gözaltında katledenler, yok edenler bilinmiyor; onlar da yakalanmadı, yargılanmadı. Bu ülkenin faili meçhuller ayıbı devam ediyor. Hakikatle yüzleşilmediği sürece bu ülkeye barışın gelmesinin ne kadar güç olduğunu çok iyi biliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün yine 12 Mart, tabii ki bir başka kâbus da ekonomide sürüyor. Merkez Bankası bir toplantı yaptı, faizlerde bir değişikliğe gidilmemesi kararı aldı. Oysa hatırlayacaksınız, geçen toplantıdan sonra düzenli olarak faiz indirimlerinin devam edeceği söyleniyordu ama deniz bitti. Dolayısıyla, bu programın ne denli başarısız olduğu bugün bir kez daha ortaya konulmuş oldu. Bu faizlerin inemeyeceği gibi önümüzdeki dönemde İran savaşı devam ederse yukarıya doğru hareket edeceğini de söyleyebiliriz. Nasıl ki enflasyonun düşmediği, TÜİK eliyle düşüyormuş gibi halka gösterildiği bir yalanın, illüzyonun içindeysek faiz meselesinin de kötü yönetiminden dolayı aslında ekonomide düzelen bir şey yok. Dezenflasyon programı başarısız bir programdır, otuz iki aydır ısrarla sürdürülmektedir. Bir illüzyonun içinde, bir aldatmacanın içinde halkı kandıran bu anlayış aslında hiçbir başarılı gelişmeye sebep olamamıştır.

Bakın, TÜİK yine açıklamalarda bulunuyor, diyor ki: "2025 yılında ülke ekonomisi yüzde 3,6 büyüdü ve kişi başına gelir -Sayın Cevdet Yılmaz da burada anlatmıştı- 18 bin dolar oldu."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Şimdi, bunun ne denli illüzyon olduğunu size şöyle söyleyelim: Eğer kişi başına gelir 18 bin dolarsa 4 kişilik bir ailenin demek ki ayda 264 bin lira bir gelire sahip olması gerekiyor. Herkes şimdi dönsün baksın, her aile dönsün baksın, her 4 kişilik aile dönsün baksın, evin içine 264 bin lira mı giriyor? Asgari ücretli bir karı koca ve 2 çocuğu olsun, evin içine 64 bin lira bile girmiyor ne 264 bin lirası! Dolayısıyla, gelir dağılımının bu kadar bozuk olduğu bir ülkede bu rakamlar bize bir şey ifade etmez.

Diğer taraftan, doları baskıladığınız için 18 bin dolar gibi bir rakam size sunuluyor; doları baskılamasanız, doların normal bir fiyata kavuşmasına izin verseniz yani Merkez Bankası rezervlerini her gün satmasanız bugün aslında 18 bin dolar değil kişi başına gelirin 13 bin dolar olduğunu hep beraber göreceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, aslında ülkemizi çürüten, sosyal yaşamımızı derinden etkileyen bir konu var; nedense bu konu dile gelmez, nedense konuşulmaz, yok sayılır oysa önemli bir konu, üzerine gitmemiz gereken bir konu; ensest meselesinden bahsediyorum. Bakın, bir vakayla anlatacağım. Bu ülkede bu vakalar yaşandığı sürece, bu konunun üzerine gitmediğimiz sürece bu çürümeye maruz kalacağız. Evet, Nilay Esmer, 7 yaşından 25 yaşına kadar kendisine "baba" denen o caninin şiddetine, tacizine, tecavüzlerine maruz kaldı, dava açtı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bu insan yakalandı, yargılandı, on üç yıl ceza istendi, cezaevinde dokuz ay kaldı, çıktı; sosyal medyada silahla şov yapıyor, gövde gösterisi yapıyor. Bu utançla yaşaması gerekirken bir de utanmazca sosyal medyada insanları tehdit ediyor. Nilay Esmer'in adalet mücadelesi devam ediyor. Nilay Esmer'in adalet mücadelesinin yanında olmalıyız çünkü bu ülkede kız çocuklarının maruz kaldığı bu ensest şiddetine karşı, başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere, herkes bu ensest olayına karşı duyarlı olmalı, gereğini yapmalı; bu utançtan, bu ayıptan bu ülkeyi kurtarmalı.

Teşekkür ediyorum.