| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Değerli Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım; evet, Millî Parklar Kanunu'nun görüşmelerini tamamlamış bulunuyoruz. "Bilimsel, estetik ve kültürel açıdan nadir bulunan, koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip, devlet tarafından koruma altına alınmış üstün nitelikteki doğal alanlardır." diye tanımlanıyor." millî parklar.
Türkiye, millî parklarla ve tabiat alanlarıyla sınırlı olmayan çok geniş bir floraya ve faunaya sahip. Öylesine büyük bir biyolojik çeşitliliğe sahibiz ki biz, Anadolu'da yalnızca bir tek memleket olan Türkiye'de 12 bin bitki çeşidinden fazla bitki var ve bunların 4 bini endemik yani bütün dünyaya Anadolu'dan yayılmış. Buna karşılık, 44 ülkeyi barındıran Avrupa'daki bitki çeşidi sayısı ancak bu kadar.
Peki, biz, acaba, floramıza ve faunamıza sahip çıkabiliyor muyuz? Birkaç rakam vereyim arkadaşlar: 1980'de bu memlekette 1 milyon manda vardı, şu anda 177 bin manda var, 1980'de 20 milyon keçi vardı, şu anda 11 milyon keçi var yani Türkiye zaten beslediği evcil hayvanları, beslenme için kullandığı hayvanları bile besleyemez hâle gelmiş.
Bunun yanında, elbette millî parkların dışında, tabiat koruma alanları, yaban hayatı gelişme sahaları, tabiat anıtları, sulak alanlar niteliğindeki değerlerimiz getirilen düzenlemeyle ranta, imara ve betonlaşmaya açılıyor.
Türkiye'deki sulak alanlar çok kötü amaçlarla kurutuldu ve bugün Türkiye iklim değişiminin tam göbeğinde bulunuyor. Akdeniz havzası, iklim kuşaklarının 150 ila 300 kilometre kuzeye kaydığı, iklim değişiminin en sert yaşandığı bölgelerden bir tanesidir. Burada birbirimizi yiyoruz "X belediyesi su veremiyor, Y belediyesi su veremiyor." diye. Oysa gerçek ne? Türkiye sulak alanlarını, yutak alanlarını hızla mahvediyor ve dolayısıyla biz daha az yağış alıyoruz, daha çok mevsim anomalilerine sahip oluyoruz. Şimdi, getirdiğiniz düzenleme bütün bunların üzerine ne koyuyor? En değerli bu alanlarımızı, titizlikle korumamız, nesiller arası adalet ilkesi uyarınca gelecek kuşaklara devretmemiz gereken alanları birçok yapıya açıyoruz. Ben söyleyeyim size; ulaşım, elektrik, iletim, nakil hattı, petrol ve doğal gaz hattı, trafo, haberleşme, su, atık su, termal ve benzeri yapımlar. Ne kaldı geriye arkadaşlar? Yani bütün bu çerçeveyi millî parkların göbeğine yapabiliyorsunuz. Atık suyu da, suyu da, termali de, petrolü de millî parkların göbeğine yapabiliyorsunuz. Oysa, onlar, bir kez daha söylüyorum, buraya bir nimet olarak verilmiş, o biyoçeşitlilik dünyanın başka bir yerinde yok ve biz oraları hoyratça harcamaya hazır hâle getiriyoruz.
Millî parkları, açıkça şirketlerin rant alanı hâline getiriyorsunuz. millî parkları işletilebilecek birer turistik lokanta hâline dönüştürüyorsunuz. "Hayır." diyenlere, yasanın içeriğiyle ilgili konuşmaya hazırım. Onu hiç kimse öyle işletmemeli, millî parklar bir turizm alanına dönüştürülmemeli. Şüphesiz, günlük gitmek için ya da gecelik, basit konaklama için uygun tesisler kurulabilir ama bunlarda neler yapıldığını çok iyi biliyoruz. Birçok önemli husus var zihniyeti çok açık gösteriyor. Diyorsunuz ki: "Millî parklarda eğer millî parklarla ilgili düzenlemelere aykırı binalar yapılmışsa o binaların yıkımı için mahkeme kararı gerekmez." Biz de diyoruz ki: "Ya, bakın, mahkeme kararına bile gerek duymadan bir korumacı anlayış. Hukuku dolanmaya çalışıyor ama hiç olmazsa koruma amacıyla dolanmaya çalışıyor." Sonra arkasına bir cümle daha ekliyorsunuz, diyorsunuz ki: "Bu tip yapıları Genel Müdürlük kullanabilir." Yani bir başkası millî park üzerine kaçak bir binayı tecavüz eder şekilde dikmiş, sen orayı tespit etmişsin, el koymuşsun, yıkmak ve özüne döndürmek yerine Genel Müdürlük kullanabilirmiş. Genel Müdürlük kullandığı zaman kaçak olmuyor mu? Genel Müdürlük kullandığı zaman millî parkın ruhuna aykırı olmuyor mu? (CHP sıralarından alkışlar) İnanılmaz gerçekten arkadaşlar, bunu düşünebilmek ve bunu yazabilmek gerçekten kolay bir mantıkla açıklanabilir bir şey değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Ve nihayet şunu söyleyeyim: Yaban hayatı... Ben bütün içtenliğimle söylüyorum, bir tarife belirliyorsunuz "Benim millî parkında şu, şu, şu hayvanları şu kadar paraya gelip avlayabilirsiniz." Adam Amerika'dan, Avrupa'dan en gelişmiş silahlarla geliyor, Senin millî parkında yaban hayvanını avlıyor. Bu onurunuza dokunmuyor mu arkadaşlar? Bir kere daha söylüyorum: Bu onurunuza dokunmuyor mu? Bırakın yaban hayvanlarımızı ne paraya ihtiyacınız varsa biz toplayıp size verelim. Ayıptır, gerçekten ayıptır! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
GÖKHAN GÜNAYDIN (Devamla) - Dolayısıyla, ruhuyla, özüyle, lafzıyla, metniyle asla kabul edemeyeceğimiz, Anayasa'ya aykırı olmaktan öte Türkiye'nin uygarlık birikimine aykırı olan bu düzenlemeye Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak ret oyu vereceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)