| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
GEORGE ASLAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24'üncü madde üzerine söz aldım. Genel Kurulu ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün Türkiye'de yaban hayatı ciddi bir baskı altındadır. Plansız yapılaşma, madencilik faaliyetleri, yanlış ormancılık uygulamaları, büyük altyapı projeleri ve kontrolsüz avcılık pek çok türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Hızlı kentleşme, sanayileşme ve tarımsal genişleme doğal yaşam alanlarını daraltarak yaban hayvanlarının yaşam alanlarını parçalamaktadır. Bu durum, hayvanların beslenme, barınma ve üreme alanlarını kaybetmelerine ve bazı türlerin yok olma riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. İktidar, bu sorunlara bütüncül çözümler üretmek yerine çoğu zaman yalnızca cezaları değiştirerek ya da mevzuatta küçük düzenlemeler yaparak sorunu çözüyormuş gibi davranıyor; getirilen bu düzenleme de maalesef bu yaklaşımın bir örneğidir.
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nun 29'uncu maddesinde yaban hayatını koruma gerekçesiyle bazı değişiklikler yapılmaktadır ancak bu değişiklikler yaban hayatını korumak yerine mevcut düzenlemenin dahi gerisinde kalan düzenlemeler içermektedir. Mevcut düzenlemede belgesi olmadan avlanan kişiler için hem idari para cezası uygulanmakta hem de iki yıl süreyle avcılık belgesi verilmemektedir. Belgesi olanlar için iki yıl avcılıktan men edilme, bazı ağır ihlallerde ise avcılık belgesinin iptal edilmesi ve kişiye bir daha avcılık belgesi verilmemesi gibi hükümler vardır; bu da özellikle kaçak avcılığa ve koruma altındaki türlerin avlanmasına karşı önemli bir caydırıcılık oluşturmaktadır. Şimdi getirilen değişiklikle bu yaptırım kaldırılmakta ve yerine iki yıl süreyle avcılık belgesi verilmemesi gibi daha sınırlı bir yaptırım getirilmektedir. Yani daha önce çok ağır ihlallerde ömür boyu avcılıktan men edilebilecek kişiler artık yalnızca iki yıl sonra tekrar avcılık belgesi alabilecektir. Oysa, yaban hayatına verilen bazı zararlar geri döndürülemez niteliktedir. Nesli tehlike altındaki bir hayvanın öldürülmesiyle ekosisteme verilen zarar iki yıl sonra telafi edilemez. Kısaca belirtmek gerekir ki eski düzenleme ağır ihlaller için daha güçlü ve doğrudan bir caydırıcılık içerirken yeni düzenleme bu caydırıcılığı zayıflatmakta ve yaptırımları fiilen hafifletmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; avcılık faaliyetlerinin kurallara bağlanması, yaban hayatının korunması ve kaçak avcılıkla mücadele edilmesi elbette gereklidir ancak burada sorun, iktidarın her zamanki alışkanlığıyla meseleyi bütüncül bir politika olarak ele almamasıdır. Ne yazık ki getirilen bu düzenleme Türkiye'de yaban hayatını gerçekten koruyan güçlü bir politika ortaya koymaktan uzaktır, doğayı koruyan değil çoğu zaman yalnızca mevcut sorunları idare etmeye çalışan bir anlayışın devam ettiğini göstermektedir. Yasa dışı avcılığa karşı yasanın mevcut hâli getirilmek istenen düzenlemeye göre daha güçlü bir caydırıcılık sağlamaktadır. Önerilen değişiklik yaptırımları hafifleterek yasa dışı avcılığı dolaylı olarak teşvik edebilecek niteliktedir. Bu nedenle, mevcut düzenlemenin korunması doğanın ve yaban hayatının korunması açısından daha doğru olacaktır.
Kaçak avcılıkla mücadele edilecekse öncelikle güçlü ve sürekli denetim mekanizmalarının kurulması, sahada görev yapan personel sayısının artırılması gerekmektedir. Ayrıca, yaban hayatının korunması ve sürdürülebilir bir yönetim için bilimsel verilerle hazırlanan kapsamlı yönetim planlarının uygulanması gerekmektedir diyor ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)