GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; Türkiye için bir enerji meselesi, gıda meselesi, sınır meselesi, ekonomik istikrar meselesi, velhasıl millî güvenlik meselesi olan bir savaşın komşusuyuz.

Dün bu komşuluk hakkından payımıza düşenleri konuşmak için bir oturum yaptık, duymak istediğim o kadar çok şeyi duyamadım ve duymak istemediğim o kadar çok şeyi duydum ki. Diyor ya İranlı Ferruhzad: "Biz ne kadar kaybetmemiz gereken şey varsa kaybettik, yola ışıksız düştük biz. Yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum ben." Ben de böyle bir hâletiruhiye içinde birkaç şey söylemek istiyorum dünden sonra.

Komşusu kan ve barut kokarken üzülmek; 21 Marta, Nevruz'a yani en büyük bayramına hazırlanan İran'ın en derin yasını paylaşmak bir meziyet değil. İslam inancına göre günahlarının bağışlandığı ramazan ayında sırf İslam coğrafyasında doğdular diye katledilen bebeklerin günahı boynumuzda bir yafta. Tek başına azap duymak yetmez, yetmeyecek o yaftadan kurtulmaya. Dengeler, çıkarlar, stratejiler, ülküler ve zaruretler; peki, ya ilkeler arkadaşlar, ya ölçüler? Ölçü dinse sınırsız kudretin tek sahibi Allah'tır, her şeyin tayin edicisi Allah'tır; Allah'ın yerine insanlığa kader tayin etmeye çalışıyor müşrik, Allah'ın yerine ömür biçmeye kalkışıyor. Ölçü dinse dinimize "sapkın" derken tanrımız olmaya soyunan iblis; biz iblisin tapınak şövalyesi olamayız, olmamalıyız. Ölçü vicdansa yüzlerce çocuk kefene girdi bir günde, okulları bombalandı; kimi sığınağa saklandı, bir daha bombalandı ki sağ kurtulmasın biri bile diye. Ölçümüz vicdansa çocuk mezarları üstünde ağızlarından çocuk kanları akan, dişlerinin arasında çocuk kemikleri, İran'ı bombalama şarkısı söyleyen yamyamların vokalisti olamayız, olmamalıyız. Ölçümüz kadının özgürlüğüyse sadece, Amerikalı gazeteci Carlson ülkesinin koşulsuz teslimiyet çağrısının işgalci askerlerin isterlerse İranlı kadınlara tecavüz edebilmesiyle olacağını söylerken benim aklıma Iraklı Nur geldi. Ebu Gureyb işkencehanesinden sızdırabildiği birkaç satırla "Bizi öldürün." diye yalvarıyordu. "Ey vicdanlarında zerre kadar insanlık, haysiyet, onur, namus duygusu olanlar buraya saldırın, biz ölüme çoktan razıyız. Hepimize tecavüz ediyorlar ve çoğumuz hamileyiz, doğurmak istemiyoruz, öldürün bizi..." Ki tahmin edersiniz, tam iftar saatindeyiz, bu mübarek günde sansürledim birçok ifadeyi bu mektupta geçen. İşte biz Şehriyar'ın dilinden "Heç elden özgeye gardaş olar mı/Haramzadalardan yoldaş olar mı/Yılandan, çiyandan yoldaş olar mı..." Ülkesinin bombalanmasını, ülkesinde kadınların ve çocukların katledilmesini dans ederek kutlayınca özgürleşebileceğine inandırılmış gaflet, dalalet ve hatta ihanet içindeki bazı kadınların değil de Tahran meydanına çıkıp da tıpkı Millî Mücadele'de teslimiyetçi mebuslara seslenen Türk kadınları gibi "Ey erkekler, eğer gerçekten erkekseniz bu ülkeye Amerika'yı sokmazsınız, Müslümanların onurunu korursunuz." diyen kadınların sesi olmalıyız, olacağız. Ölçü demokrasiyse, ölçü hukuksa, ölçü uluslararası barışsa, güvenlikse George Washington'ın Amerikan yerlileri için "Bu vahşi hayvanların tamamen imha edilmesi gerekiyor." demesinden bugüne Kızılderililerin battaniyelerine çiçek mikrobu bulaştırmalarından, onları biyolojik denek yapmalarından, Hiroşima'dan, Nagasaki'den, Vietnam'dan Şili'den, Nikaragua, Panama, Afganistan'dan, Irak'tan işlenmiş ve bedeli hiçbir zaman ödenmemiş binlerce insanlık suçundan bugüne bir tek evrensel değere uymamış ve bugün de zaten "İran'da demokrasi olup olmaması umurumda değil." itirafından çekinmeyen -bedeli olmadığından emin olduğu için- rafineri bombalamadan önce yanık hastanesini, okul bombalamadan önce çocuk hastanesini hedef alan şeytanların taşeronu olamayız, olmamalıyız. İran'ın ateşkes şartı olduğu iddia edilen metinle ilgili yorumlara bakıyorum, haklı ama makul değilmiş, makulün haklı olduğu bir düzen inşa etmeliyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum.

BAŞKAN - Tamamlayın.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Had uyarısının, cüret uyarısının işgal edilene değil edene yapıldığı bir düzen... Chomsky hani şu adı sapkın, pedofili tarikatının müritleri arasında geçen büyük teorisyen diyordu ki "ABD orkestra şefliğinde Batı'ya kazanılmış İran, Türkiye, İsrail ittifakıyla bölgeyi yönetmeyi amaçlıyor." Biz, arkadaşlar, şefin davulcusu, zurnacısı neyse orkestrasında bize layık gördüğü enstrüman, onun telinden çalmak için hiçbir bebek katiliyle -Netanyahu da Öcalan da hiçbir bebek katiliyle- aynı safta olamayız, olmamalıyız. İllaki bir şarkı lazımsa da çalmaya "Cehenneme kadar yolun var Sam amca." olmalı bizim tek şarkımız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)