| Konu: | Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Aslında Millî Parklar Kanunu bir ihanet kanunu gibi, tehdit kanunu gibi. Niçin? Çünkü "millî parklar" dediğiniz zaman sulak alanları, göllerimizi, orman içindeki yaban hayatımızı, biyolojik çeşitliliğimizi, endemik türlerimizi, su kaynaklarını ve kültürel mirasımızı ilgilendiren bir konudan bahsediyoruz. Dolayısıyla getirilen bu kanun teklifinde maalesef bunların lehine olan hiçbir şey yok; her şey aleyhinde, ben de bunlardan 22'nci madde üzerinde konuşacağım.
Burada, bu kanunda şöyle bir şey var, daha önce 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'nda şöyle denilmiş: "Eğer siz izinsiz avlanırsanız ya da herhangi bir nedenle avına izin verilmeyen bir kaçak avcılığı yaparsanız sizin bu avcılık belgenizi ömür boyu iptal ederim, herhangi bir nedenle bunu tekrar ederseniz de iptal ederim." Ama biz bugün ne getiriyoruz? Bunu sadece iki yılla sınırlı tutuyoruz. Yani ne diyoruz? Evet, sizin iki yıllığına belgenizi alabiliriz ama ondan sonra istediğiniz yerde, istediğiniz gibi avlanabilirsiniz diyoruz. Bu neye yol açıyor? Bu şuna yol açıyor: Bakın, daha önce bir milletvekili arkadaşımızın da maalesef içinde bulunduğu Tunceli bölgesinde dağ keçilerinin avlanmasına neden oluyor. Tunceli'de ne olmuştu? Oraya buradan bir milletvekili arkadaşımız gitmişti ve orada maalesef bir dağ keçisini öldürdüğü için para cezasına çarptırılmıştı. O bölgede, Tunceli bölgesinde dağ keçileri kutsaldır ve sadece 2.051 tane dağ keçisi kalmıştır. Yani dünyada doğa korumayla ilgili örgütler dağ keçilerini nesli korunması gereken hayvanlar olarak bildiriyor ama maalesef biz bunları avlayabilmek için, sırf döviz kazanabilmek için yurt dışından av turları, kotalı av ihaleleri yapıyoruz ve insanlar geliyorlar, burada bu hayvanları avlıyorlar. İşte böyle bir çevrecilik, böyle bir kanun, böyle bir yasama olamaz, olması mümkün değil. Bizim en sonunda yapmamız gereken doğanın her tarafına saygılı olmamızdır. Ne yaptınız? Kıyıları imara açtınız. Orman alanlarını, zeytinlikleri, hepsini götürdünüz, nereye verdiniz? Evet, sanayiye açtınız, kıyıları da peşkeş çektiniz. Bugün geldiğimiz noktada, işte bugün bu Millî Parklar Kanunu'yla millî parklarımızı da aynı şeyle karşı karşıya bırakıyorsunuz. Doğa, birkaç yatırımcının kesinlikle kârıyla ilgili bir şey olamaz. Hani bir Kızılderili atasözü vardır, biliyorsunuzdur muhtemelen: "Doğada en son ırmak kuruduğunda, en son ağaç yok olduğunda ve en son balık öldüğünde beyazlar maalesef paranın yenilemeyecek bir şey olduğunu öğrenecekler." Dolayısıyla işte getirdiğiniz nokta bu.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu diyoruz: Kesinlikle doğa hiçbir zaman kişilere, sanayiye, madenciliğe peşkeş çekilebilecek bir yer değildir. Bu Meclisin görevi doğayı da millî parkları da kıyılarımızı da ormanlarımızı da her şeyimizi korumaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Eğer böyle bir şeyi yapmayacaksak, eğer burada bunları biz söylemeyeceksek o zaman burada bir Türkiye Büyük Millet Meclisinin olması hiçbir şeye karşılık gelmez. Yani burada sırf para, gösteriş, zevk için hayvanların avlanmasına göz yumamayız ya da para, gösteriş, zevk için millî parkların peşkeş çekilmesine kesinlikle biz seyirci kalamayız. İşte bunun için; AK PARTİ'nin bu düzeninin, AK PARTİ'nin bu yatırımlarının, bu tasavvurlarının önüne geçebilmek için, burada bu kanunun geçmemesi için oy vermenizi istiyoruz. Burada şunu söyleyeyim: Bu Meclisin görevi şirketlerin değil, milletin hukukunu korumaktır. Eğer biz şirketleri koruyacaksak, şirketleri korumak için bir sürü yasa var ama burada biz milleti korumak zorundayız.
Yaşadığım bölgeyle ilgili, yine, bir çevre felaketine neden olabilecek başka bir sorundan bahsetmek istiyorum: Kartepe bölgesine, turizm alanına, tarım alanına, hayvancılık alanına her gün aşağı yukarı bin tane tırın geleceği, her gün tonlarca kömürün taşınacağı, her gün yer altı sularına binlerce ağır metalin karışacağı bir haddehane yapılmak isteniyor. Bu haddehaneyle ilgili ÇED raporu bütün direnmelere rağmen, halkın bütün direnişlerine rağmen maalesef kabul edildi ve bu, bütün gösterilere rağmen hâlâ gündemden düşmüyor. Dolayısıyla eğer bunu yaparsanız Kartepe'yi artık turizmden, tarımdan, hayvancılıktan tamamen silmiş olacaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
MÜHİP KANKO (Devamla) - Kocaeli şehrinin ortasında bir haddehane ve bu haddehanenin çocuklarımıza nasıl bir miras, nasıl bir çevre bırakacağını hepinizin tasavvur etmesini istiyorum.
İkinci konu, Kandıra bölgemizde yapılması planlanan bir çöp tesisi. Akçakese bölgesinde, yine, cezaevinin hemen yanı başında, su kaynaklarının başında, gıda sanayi bölgesinin yanında ve köylülerin yaşam alanının hemen çeperinde bir çöp tesisi yapmaya çalışıyoruz. Yine, bütün sivil toplum kuruluşları burada da direniyorlar, dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Kandıralı vatandaşlarımız eylemler yapıyorlar, Cumhurbaşkanımızın geldiği mitinge gitmek istediler, orada yollar kesildi, gidemediler, seslerini duyuramadılar, buradan Kandıralıların sesi olmamı istediler. Dolayısıyla buradan onların haykırışlarını, direnişlerini sizlere anlatmak istiyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)