GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Meclisimizde 4 farklı siyasi parti grubunun madenlerimizle alakalı verdiği önergeleri konuşuyoruz ve bu konuşmalar esnasında muhalefet partisi temsilcilerinden hiç kimse, madenlerin ülkemizin kalkınma stratejisinin bir parçası olduğunun aksinde bir şey söylemedi, hepsi buna inandığını söyledi ama buna olan inancımız asla iş güvenliğinin sağlanmamasına, tarım alanlarının korunmamasına, doğa hazinemizin sürdürülebilirliğinin riske atılmasına rıza göstereceğimiz anlamına da gelmiyor. Madencinin yaşamından daha değerli bir maden olmadığını söylerken Kayseri'den bir haber geliyor, işçimizin göçük altında olduğu, ondan öncesinde Zonguldak'tan bir haber geliyor; hemen her gün bir işçi kaybı yaşıyoruz.

Bir iş güvenliği yasamız var, on iki yıldır revize edilmiyor. Patronlardan önce iş durdurma yetkisi olmayan, işletmeye dair sorumluluğu olmayan iş güvenliği uzmanlarına hesap kesiliyor. Felaketlerden sonra "Madenciliğin iş güvenliğinin güçlenmesine yönelik bir gelişme var mı?" diye bir çağrıda bulunuluyor. Her bir kazadan sonra ortaya çıkan bilirkişi raporları gösteriyor ki bu facialar bir kader planının değil hepsi öngörülebilirmiş aslında, hepsinde denetimsizlik varmış, hepsinde maliyet düşürme baskısı varmış, hepsinde iş güvenliği tedbiri ihmali varmış.

Bu dönemin insani olmayan ruhu, evet, sirayet ediyor her yere, buraya da. Kaçak işletilen ocaklar çıkıyor karşımıza, iş güvenliği uzmanı çalıştırmayan işletmeler çıkıyor, kimyasal bidonların üzerinde yemek yiyen işçiler çıkıyor karşımıza. Dünyada herkes maden çıkarıyor ama bizimki gibi ölüm yaşanmıyor, bizimki oranında ölüm yaşanmıyor en azından. Avrupa'da bir elin parmaklarını geçmeyen ölüm sayısı, bizde yüzlerle ifade ediliyor.

Değerli milletvekillerimiz, hep söylüyoruz, dünya tarım düzenine geçecek ve bu düzene geçtiğimizde elimizde işlenebilir, bereketini kaybetmemiş topraklarımızın kalması lazım diye ve madencilik faaliyetlerinin en yıkıcı etkisini üzerinde gösterdiği yer tarım alanları. Her gün, değerli, değersiz fark etmiyor, madenler için tarım arazileri yok ediliyor. "Bir santimetrekare toprağın oluşumu iki yüz elli yıl alıyor." demiştim, Sayın Tarım Bakanımız beni düzeltmişti: "Beş yüz yıl." diye; demek ki tehlikenin aslında farkındasınız. Toprak binlerce yılda oluşuyor ama birkaç yıl içinde yok edebiliyorsunuz. Bu faaliyetler, kazı, kimyasal atık, ağır metal birikimi gibi nedenlerle arazilerin tarım vasfının yok edilmesine neden oluyor. Şirketler işleri bittiğinde çekip gidiyorlar, kirlenmiş toprak, kuruyan su kaynakları, üretim gücünü kaybetmiş tarım alanları yörenin insanına kalıyor ve aslında kader dediğimiz şey burada karşılarına çıkıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sadece değerlisi için değil, değersizi için de aynı toprağı feda ediyorsunuz. Ülkemizin en önemli üzüm bağlarının ortasına kum ocağı açma izni veriyorsunuz mesela, hem de yakınındaki tarım arazilerini olumsuz etkileyeceğine yönelik raporlar olduğu hâlde. Kurumlar birbirini tanımıyor, birinin vermediği izni diğeri görmezden geliyor; her şey şirketlerin menfaati için feda ediliyor yani. Bu arada bütçeye getirisi yüksek olduğu için "Devletimiz kazanıyor." diyerek vatandaşların duyguları aslında istismar ediliyor ama Hazine Bakanlığı denetim raporları diyor ki: "En yüksek kayıt dışı matrah farkı madencilik ve taş ocağı sektöründe." Yani devlet değil, sermaye sahipleri kazanıyor. Ya birkaç on yıl için sürecek geliri toprağın bin yıllık bereketine feda edeceğiz ya da insan hayatını tarımın sürdürülebilirliğini merkeze alan bir kalkınmadan yana olacağız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)