GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

CHP GRUBU ADINA GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Madencilik politikalarına ilişkin araştırma komisyonu önergemiz için Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım.

Konumuz sadece madenler değil bu ülkenin toprağının, suyunun, ormanının ve geleceğinin nasıl yönetileceği. Anayasa 168 çok açık: "Doğal kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve kamu yararı doğrultusunda işletilmelidir." diyor. Madenler holdinglerin, siyasi iktidarın değil, ortak mirasımızdır. Anayasa diyor ki: "Bu ortak mirası yönetirken dört temel ilkeye sarılacaksın: Şeffaf ve hesap verebilir olacaksın, nesiller arası adaleti ve doğayı koruyacaksın." Ama son yirmi yılda madencilik alanındaki politikalar bu dört ilkeye de aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, madencilik mevzuatı son yıllarda hızlandırılmış bir ruhsat rejimine dönüştürülmüştür. 2015'teki düzenlemelerle bazı maden ruhsatlarının ihalesiz devredilmesinin önü açılmıştır. 2025'te "süper izin" olarak anılan bir mekanizma ortaya çıkmıştır. Peki, bu mekanizma ne yapıyor? Çevre, orman, mülkiyet, su izinleri gibi çok sayıda kamusal denetim sürecini tek bir idari hattın içine sıkıştırmaktadır. Sonuç nedir? Denetim azalmakta, hız artmaktadır ama söz konusu doğa olunca hız her zaman ilerleme anlamına gelmez; bazen bu hız, yıkımın hızlıdır.

Başka bir sorun daha var. Madencilik için en kritik kurumlardan biri MAPEG, uzun yıllardır ruhsat verilerini kamuya açık biçimde paylaşmaktaydı. Ancak 2025 yılı itibarıyla bu veriler yayından kaldırılmıştır, ruhsatların kapsamına ve niteliğine ilişkin bilgilere erişim sınırlanmıştır. Şimdi soralım: Eğer bu işlemler kamu yararı için yapılıyorsa neden bu bilgileri göremiyoruz? Eğer sistem sağlıklıysa neden denetim mekanizmaları işletilmiyor? Rakamlar bize çok çarpıcı bir tabloyu da gösteriyor, cumhuriyetin ilk seksen yılında verilen maden ruhsatı sayısı yaklaşık 1.186, son yirmi yılda verilen ruhsat sayısı ise 386 bine ulaşmış, yanlış duymadınız 386 bin. Bu artış tarihsel bir kırılmadır, bu kadar büyük bir ruhsat artışı mekânsal planlamayı, su havzalarını, tarım alanlarını, orman ekosistemlerini nasıl etkilemekte; bu soruların ise yanıtı yok. İşte, tam bu nedenle Mecliste bir araştırma komisyonu kurulması zorunludur.

Şimdi de bu genel tablonun somut sonuçlarını görmek için Muğla'ya bakalım. MAPEG verilerine göre Muğla'da maden ruhsat alanları ilin yüz ölçümünün yüzde 68'ini kapsamakta, yüzde 65'i de orman; tekrar ediyorum, Muğla'nın üçte 2'sinden fazlası madencilik ruhsat alanı. Biraz önce Adem Bey dedi burada, şimdi soruyorum ben: Bir kenti, tarım, turizm, kültür kenti Muğla'yı nasıl maden sahasına çevirdiniz? Siz Muğla'yı ne olarak görüyorsunuz? Muğla'ya reva gördüğünüz gelecek bu mu? 946 aktif ruhsat, 1.955 ihale sahası; şimdi buna eklenecek 35 yeni sahanın büyüklüğü ise 164 bin dönüm. Bu alanın içinde 106 bin dönüm orman, 7 bin dönüm zeytinlik 2 milyondan fazla ağaç bulunmakta. Şimdi soruyorum sizlere: Bir ülke aynı anda hem 2053 net sıfır emisyon hedefi ilan edip bu kadar büyük bir alanı madenciliğe açabilir mi? Aynı anda hem iklim kriziyle mücadele ettiğini söyleyip hem de ormanlarını bu kadar kolay gözden çıkarabilir mi? Bu soruların cevabı verilmeden sürdürülebilirlik iddiası inandırıcı değil samimiyetten de uzak. Muğla'da bu politikalara karşı Akbelen direnişi doğmuştur. Akbelen'de köylülerimiz ne dedi? "Biz gelecek kuşakların hakkını savunuyoruz." dediler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen

GİZEM ÖZCAN (Devamla) - Şimdi Anayasa Mahkemesinin önünde bekleyen dosya Akbelen'deki büyük yıkımı durdurabilecek bir dosyadır. Şirket ise kararı beklemeden ağaçları her gün kesmektedir. Anayasa Mahkemesine çağrımız; bir gün bile beklemeden bunu görüşmesidir. (CHP sıralarından alkışlar)

Bitirirken, on iki yıl önce yitirdiğimiz hepimizin evladı Berkin Elvan için adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceğimizi vurgulamak istiyorum. Ve mahkeme salonlarını halk iradesinin sesine çeviren milyonların adayı Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)