| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA GEORGE ASLAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Partinin grup önerisi hakkında söz aldım. Genel Kurulu ve halkımızı saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, son yıllarda Türkiye'de maden ruhsatlandırma hızındaki kontrolsüz artış halkın yaşam hakkını ve doğayı tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Maden ruhsatlarının kısa sürede ve âdeta sorgusuz sualsiz verilmesi doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayan şekilde tahrip edilmesine yol açmaktadır. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre işletme ve arama için Türkiye'de bugün yaklaşık 10 bin maden ruhsatı bulunmaktadır. AKP iktidarları döneminde verilen ruhsat sayısı önceki dönemlere göre katbekat artmıştır. Bu kontrolsüz artış ormanları, su kaynaklarını ve tarım alanlarını rant alanına dönüştürmüş durumda. 2025'te Meclisten geçen maden tasarısıyla ruhsat süreçleri hızlandırılmış, çevresel etki değerlendirmeleri kısaltılmış ve hatta bazı durumlarda yaşam alanları, tarlalar, ormanlık alanlar tek adımla madencilik faaliyetlerine açılmıştır. Bu tablo tesadüfi değil, iktidar tarafından Meclisten geçirilen ve hazırlanan yasal düzenlemeler madencilik şirketlerine kâr alanı sağlayan, çevresel denetimleri önemsemeyen, halkın sesini kısan uygulamaların sonucudur.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de maden ruhsatlandırma süreçlerindeki kontrolsüz artış sadece çevresel değil toplumsal ve ekonomik açıdan da ciddi sorunlara neden olmaktadır. İktidarın madencilik alanındaki bu hızlı ve denetimsiz adımları uzun vadeli planlama ve sürdürülebilirlik açısından da olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Diğer yandan, denetim mekanizmalarının zayıflatılması maden sahalarında güvenlik ve işçi sağlığı risklerini yükseltiyor, kimi zaman işçilerin hayatına mal oluyor. Kâr odaklı hızlı ruhsatlandırma politikası gelecekte doğacak maliyetleri ve toplumsal kayıpları düşünmeden hareket etmenin bir yansımasıdır. Bu yaklaşım, kısa vadeli siyasi ve ekonomik kazanç uğruna halkın yaşam alanlarının ve doğanın feda edilmesi anlamına geliyor. İktidarın madencilik politikalarını yeniden değerlendirmesi gerekiyor. Denetimsiz büyüme yerine planlı ve toplumun yararını gözeten bir madencilik politikası hayata geçirilmezse hem çevresel hem de sosyal felaketlerin önüne geçmek çok daha zor olacaktır diyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)