GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Gökhan Günaydın Bey'in de bahsetmiş olduğu gibi bizler, bir yandan, Cumhuriyet Halk Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL olarak; Gelecek, Saadet, DEVA olarak bu çevrenin tahribatı, madenlerle ilgili, madenlerin oluşturmuş olduğu zararlar, çevreye vermiş olduğu zararlar ve aynı zamanda taşınmazlarla ilgili beraber bir toplantı yaptık. Ondan önce de birlikte, ilk defa olarak, herhâlde, böyle büyük bir mitingi Muğla'da yapmıştık ve buraya Genel Başkanlar da iştirak etmişlerdi. Sayın Genel Başkanlara ve parti yetkililerine de çok teşekkür ediyorum. Türkiye'de zaman zaman böyle protestolar yapıldı ama bu mahiyette bir miting yapılmamıştı. Ardından da şu konuda bir hava oluştu: Beraberce, birlikte bu madenlerle ve taşınmazlarla ilgili, çevre duyarlılığımızla ilgili bir araştırma önergesi verdik; Cumhuriyet Halk Partisi de DEM PARTİ de İYİ Parti de aynı minvalde bir önerge vermiş bulundular.

Ben Muğla Milletvekiliyim arkadaşlar. Dünyanın ve ülkemizin en güzel şehirlerinden biri olan Muğla'mızın madenlerini, doğasını, suyunu, börtü böceğini, her çakıl taşını sonuna kadar savunmak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündem yapmak bizim boynumuzun borcudur. Türkiye maden açısından zengin bir ülkedir. Bu zenginlik doğru yönetildiğinde ülkemizin kalkınmasına katkı sağlar, sanayinin gelişmesine imkân verir, istihdam üretir; buna kimsenin itirazı yoktur. Biz ülkemizin madenlerinin örnek ülkelerde olduğu gibi, Kanada'da, Avustralya'da veya başka ülkelerde, Almanya'da, Çekya'da olduğu gibi modern teknolojilerle çıkarılmasına, kullanılmasına asla karşı değiliz. Ancak doğal kaynakların yönetimi yalnızca ekonomik bir mesele değildir; bu, aynı zamanda, hukukun, şeffaflığın, adaletin ve kamu yararının meselesidir çünkü yerin altındaki kaynaklar herhangi bir şirketin, herhangi bir grubun, herhangi bir partinin, herhangi bir cemaatin değil 86 milyon vatandaşımızın ortak malıdır, millî sermayemiz ve servetimizdir. Dolayısıyla, bu kaynakların nasıl tahsis edildiği, nasıl işletildiği ve nasıl denetlendiği meselesi basit bir teknik idari işlem değildir; bu, aynı zamanda demokrasinin ve kamu yönetiminin kalitesinin açık bir göstergesidir. Son yıllarda maden ruhsatlandırma süreçlerine baktığımızda, karşımıza çıkan tablo üzerinde ciddi ciddi düşünmemiz gerekmektedir. Verilere göre, 2022 yılından bu yana Türkiye genelinde 11.549 maden ruhsatı satılmıştır, bu oldukça büyük bir rakamdır ancak asıl dikkat çekici olan bu ruhsatların nasıl verildiğidir. Bu 11.549 ruhsatın yalnız 1.537 tanesi açık ihale yoluyla yapılmıştır yani yaklaşık yüzde 13'ü, geriye kalan 10.012 ruhsat yani yüzde 87'si ise ihale dışı yöntemlerle yapılmıştır. Taşınmaz Komisyonu kararıyla tahsis edilmektedir. Kamuya ait bir kaynağın yüzde 87'sinin ihalesiz bir şekilde tahsis edilmesi kamu vicdanında ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Şeffaflık nerede? Rekabet nerede? Kamu yararı nerede ve nasıl korunmaktadır? Biz burada kimseyi peşinen suçlamıyoruz ancak demokratik bir ülkede soru sormak muhalefetin görevidir ve biz bugün bu soruları soruyoruz.

Bir başka çarpıcı veri de şudur: 2022 yılından bu yana Taşınmaz Komisyonu kararlarıyla tahsis edilen ve henüz ÇED süreci başlamamış en az 632 altın madeni ruhsatı bulunmaktadır. ÇED'le ilgili de -ÇED'i de deldiniz- dört ay içerisinde ilgili yerlerden cevap gelmezse o ÇED kararını kabul etmiş olarak değerlendiriyorsunuz. Aynı dönemde ihale yoluyla verilen altın madeni ruhsatı ise sadece 2'dir arkadaşlar. Bu tablo, maden sahalarının tahsis yöntemleri konusunda ciddi bir şeffaflık ve denetim tartışması doğurduğunu göstermektedir. Bu tartışmanın çözülmesi gereken yer sosyal medya değildir. Bu tartışmanın çözülmesi gereken yer Türkiye Büyük Millet Meclisidir çünkü millet adına denetim yapma sorumluluğu bu Meclise aittir ama maalesef denetim mekanizmaları tamamen köreltilmekte veya etkisizleştirilmektedir.

Ruhsat verilen alanların büyüklüğüne baktığımızda da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmaktadır. 2023 yılından bugüne kadar ihaleye çıkarılan maden sahalarının toplam büyüklüğü 1 milyon 498 bin hektara ulaşmıştır, bu büyüklük bazı illerimizin yüz ölçümünden daha fazladır. Satışı tamamlanan sahaların büyüklüğü ise yaklaşık 634 bin hektardır ve bu sahaların 279 tanesi 1.000 hektarın üzerindedir. Bu durum artık küçük ölçekli faaliyetlerinin değil çok geniş alanların madencilik faaliyetlerine açıldığını göstermektedir ancak mesele yalnızca rakamlardan ibaret değildir; bu rakamların arkasında ormanlar vardır, su havzaları, su rezervlerimiz vardır, tarım alanları vardır, ekolojik denge vardır, hayvanatımız ve nebatatımız vardır, aynı zamanda endemik bitkilerimiz vardır, köyler ve insanların yaşam alanları vardır. Türkiye'nin kalkınmaya ihtiyacı vardır ancak "kalkınma" dediğimiz şey doğayı tüketerek yapılan bir faaliyet asla değildir ve olmamalıdır da.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.

Teşekkür ederim.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - "Kalkınma" dediğimiz şey geleceği ipotek altına almak değildir, "kalkınma" dediğimiz şey kapalı kapılar ardında alınan kararlarla yürütülen bir süreç değildir; gerçek kalkınma şeffaflıkla olur, hukukla olur, denetimle olur, bilimle olur ve kamu yararını merkeze alan bir yönetim anlayışıyla olur; hasılı, aslında ahlakla olur arkadaşlar.

Bizim söylediğimiz şey çok basittir: "Türkiye madencilik yapmasın." demiyoruz ama "Türkiye'de madencilik hukuk içinde yapılsın, şeffaf olsun, kamu yararı gözetilsin ve doğanın korunması temel ilke olsun." diyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnızca kanun yapan bir kurum değildir, aynı zamanda millet adına denetim yapan bir kurumdur. Bizim talep ettiğimiz şey son derece makuldür, bu konunun Meclis tarafından araştırılması çok önemlidir ve elzemdir. O nedenle, bu araştırma önergemize Adalet ve Kalkınma Partisinin "kabul" oyu vermesini temenni ediyorum. Vicdanlarına sesleniyorum: Denetimsiz ve denetlenmeyen bir şeye "Evet." demeyin.

Saygılar sunuyorum.

Allah'a emanet olun. (YENİ YOL, CHP, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)