GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:05.03.2026

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Değerli milletvekilleri, her zaman olduğu gibi bugün de yeni bir yasayla ilgili konuşacağız. Sizler sürekli -Meclis noter görevi görüyor- yasa getiriyorsunuz ve getirdiğiniz yasalara baktığımızda, sadece ve sadece yandaşları daha çok kazandırma, daha çok zengin etme, daha çok peşkeş çekme yasaları genellikle.

Peki, sizler bu yasalarla ilgili olarak çalışırken mübarek ramazan günü vatandaşımız ne durumda, hiç bununla ilgili kafa yoruyor musunuz? Bu ülkenin ekonomik gerçeklerini anlatmaya artık rakamlar, grafikler, tablolar yeterli gelmiyor çünkü açlık istatistiklerle anlatılamıyor. Bakınız şu fotoğrafa; bu bir grafik değil, bu bir veri de değil; bu, Türkiye'nin maalesef bir gerçeği. Nedir? Bakınız, bu fotoğrafta çöpten yiyecek toplayan kadınlarımız, akşam pazardan çürük meyve seçen emeklilerimiz, okula boş beslenme çantasıyla giden çocuklarımız. Ama siz hâlen "Ekonomi iyiye gidiyor." diye hamaset yapıyorsunuz. İktidar gerçeklerle yüzleşmek yerine rakamlarla oynayarak gerçeği saklamayı tercih ediyor ama artık mızrak çuvala sığmıyor. Geçtiğimiz günlerde ne gördük? Bir bakan, bir iftar sofrasına, bir vatandaşın evine gidiyor, bir yer sofrasında oturuyor ama orada ne var? Yer sofrasının ötesinde reklam var, kamera var, kurgu var, şov var; depremzedenin evi fon yapılmış, iftar sofrası sahneye dönüştürülmüş, yoksulluksa arka plana itilmiş. Bu millet geçim derdini konuşurken siz fotoğraf karesini konuşuyorsunuz. Bakın, rakamları bir de vicdanla okuyalım: Asgari ücret 28 bin lira, en düşük emekli aylığı 20 bin lira, fitre hesabına göre 4 kişilik bir ailenin... Diyanetin açıkladığı fitreyi baz alırsak 4 kişilik bir ailenin sadece ve sadece gıda harcaması 28.800 lira yani asgari ücret daha mutfak masraflarını dahi karşılamıyor. Emekli maaşı ise fitre hesabına göre açlık sınırının fersah fersah gerisinde kalıyor. Bugün, Türkiye'de milyonlarca insan âdeta fitre kadar dahi olmayan aylıklarıyla açlığa mahkûm edilmiş durumda. Bakınız, fert başına düşen millî gelir 18 binin üzerinde diyorsunuz, geçen yıla göre de bu sene bunun yüzde 3 arttığını söylüyorsunuz. Peki, vatandaşa bunu sorduğumuzda vatandaş ne diyor? Yani, bunu aya böldüğünüzde -yaklaşık 60 binin üzerinde- bu ülkede 60 binin üzerinde kazanç sağlayan kaç kişi var? Aslında fert başına düşen millî gelir... Sizin yüzde 25'lik bir kesimini zengin ettiğiniz fakat yüzde 75'ini açlığa, sefalete mahkûm ettiğiniz bir toplum yapısı var. Yüzde 25'lik kesim parasına daha çok para koyuyor, daha çok zengin oluyor, sizin o yüzde 3'lük artış yani fert başına düşen millî gelirdeki artış yüzde 25'e gidiyor ancak vatandaş yoksulluk içerisinde yine can çekişiyor. Ramazan kolisinin fiyatı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 100 artmış, pidenin fiyatı yüzde 23 artmış, makarnanın fiyatı yüzde 40 artmış ancak gelirler bu hızla artmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Fiyatlar uçtu, maaşlar yerinde saydı, mutfak sessiz, cüzdanlarımız çaresiz, alım gücü iyice düştü, vatandaş iyice fakirleşti. Bakınız, arkadaşlar, sizler iktidara gelirken muhafazakarız diye geldiniz ama açlık, dar gelirlilik, geçim derdi o kadar arttı ki maalesef, toplumdaki ahlak dahi bozuldu çünkü parasızlık o kadar uçurum düzeyine geldi ki insanlarımız açlık içerisinde, sefalet içerisinde etik değerlerinden, ahlaki kurallarından ödün verir hâle geldi; maalesef, sizin yeni Türkiye'nizin durumu budur.

Tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.