GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:05.03.2026

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; herkese selam, sevgiler.

Tam otuz iki yıl önce 2 Mart darbesi burada gerçekleşti. Kürt siyasal hareketinin Parlamentodan atılması gerekiyordu. Dokunulmazlıkları kaldırılan milletvekillerinden biriyim. O gün Parlamento kuşatılmıştı, her tarafta polisler vardı ve her tarafta şiddet vardı. Bütün günahımız Kürt halkına uygulanan politikalara, zulüm politikalarına bir dik duruş sergiliyorduk; Kürt coğrafyası yakılıyordu, faili meçhul cinayetler vardı ve o darbenin mimarı, çetebaşı, dönemin Genelkurmay Başkanı Güreş ve dönemin Başbakanı Çiller'di. Burada dokunulmazlıklar kaldırıldı; dünyanın her yerinde delilden tutuklanmaya gidilir, bizim dokunulmazlıklarımızı kaldırdılar, sonra savcılar bölgeye gitti, delil aramaya çalıştılar. Şimdi, hep söylenir ya bu Meclis bir Gazi Meclistir ve bu Meclise karşı darbeler olmuştur. Doğrudur, 1960 darbesi bu Meclise karşı olmuş ve bu Meclisin Başbakanı ve Bakanları asılmıştır ama bu Meclis de darbecidir, bu Meclis de Kürt halkına karşı, Kürt siyasal iradesine karşı darbe yapmıştır. 2 Mart darbesi Kürt siyasal hareketine karşı bir darbedir. Bu Meclis sadece Kürtlere darbe yapmadı; bu Meclis, kurulduğu dönemde muhalif olan herkese darbe yaptı. O dönem, bu Meclisin vicdanı olan Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey; yanlışa "yanlış" diyen, eleştiren ve çıkıp bu kürsüde yürekli savunmalar yapan... Ama bu Meclis, topluca, Ali Şükrü Bey'in idam edilmesini istiyorlar şu Meclisin kapısında. Ve sonrasında Ali Şükrü Bey'i idam etmeyip bir çetebaşı ve o dönemin kontrgerilla birimi olan Topal Osman tarafından Mühye köyünde katlediliyor. Bu Meclisin muhaliflerine yaptığı şey. Sonrası Topal Osman'ı ne yapıyorlar? Onun da orada kellesini uçuruyorlar ve Topal Osman'ı bir hafta ibretlik bir duruma getirmek için ayağından Ulus'ta asıyorlar. İşte, bu Meclis böyle.

Bu Meclisin geçmişten bugüne kadar hâlâ darbe geleneği devam ediyor. Bu Meclisin Milletvekili Mehmet Sincar, benim arkadaşım, Hizbulkontra tarafından Batman'da katledildi ama bu Meclis o milletvekilini, biz o milletvekilini bir törenle bile defnedemedik. Meclisin böylesi sabıkaları var ve sonrası bu Meclis... Bakın, hâlâ darbe geleneği devam ediyor; 2016'da sevgili Selahattin Demirtaş, sevgili Figen Yüksekdağ'a karşı darbe girişimiyle... On yıldır içerideler. Ne yaptı Selahattin, ne yaptı Allah aşkına Figen? Sizin bizim dışımızda, siyasetin dışında ne yaptı? Bu Parlamento el kaldırdı. İşte, darbe geleneği dediğimiz de budur, bu gelenek hâlâ devam ediyor.

Can Atalay, halkın iradesiyle seçildi; Anayasa Mahkemesi dedi ki: "Bir an önce Parlamentoya dönmesi lazım." Ama ne yazık ki bu Meclis Başkanı o Anayasa Mahkemesinin kararlarını uygulamadı. Ne yaptı? Hâlâ Can içeride. Anayasa Mahkemesinin ve AİHM'in kararları ne oldu? "Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ bir an önce özgür olması gerekir." Ama bu Meclis onu bile takip etmedi. Selahattin burada on yıl milletvekilliği yaptı, Yüksekdağ aynı şekilde. Peki, bu Meclis bu olup bitenlere hep seyirci mi kalacak? Bu darbe geleneği size karşı olunca "Gazi Meclis" diyeceksiniz, darbecileri şeye... Peki, sizin ruhunuzda darbeciler cirit atarken ne diyeceksiniz, ne söyleyeceksiniz? Onun için bu Meclise düşen bir görev var sevgili arkadaşlar, size, hepimize; yarın sizin başınıza da bu felaketler gelebilir, yapabileceğimiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkan.

Bu Meclisin yapabileceği bir tek şey vardır: Halkın iradesine sahip çıkacak, darbe geleneğinden vazgeçecek; vallahi, Anayasa Mahkemesinin kararlarını hayata geçirecek. Öyle Meclis Başkanı çıkıp gelip buralarda hamasi nutuklar atıp, ucu sonu nereye gidecek cümleler kullanarak değil... Biz, pratikte, Can Atalay'ın bir an önce buraya dönmesini istiyoruz. Biz, pratikte, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın bir an önce özgür olmasını istiyoruz; işte, Meclisimizin görevi budur. Bu Meclis eğer bu görevi yapabilirse halkta bir karşılığı olur yoksa sayısal çoğunluğunuza güvenerek muhaliflerinizi tutuklayacaksınız, ne oluyor? Muhaliflerinizi tutuklayınca ne oldu? Bizim dokunulmazlıklarımızı kaldırdıklarında burada herkes oturuyordu. Bir tek şey söylerim: Biz geleceğiz, siz tarihin çöplüğünde olacaksınız. İşte, biz buradayız, o darbeciler tarihin çöplüğündedirler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)