| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
SALİHE AYDENİZ (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de televizyonları başında ve zindanlarda bizi izleyen bütün halkımızı ve arkadaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Evet, kadın özgürlük direnişinin sembolü olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün haftasındayız. Binlerce yıldır erkek egemen sisteminin evrenselleştirmek istediği kadın köleliğine, kadın yoksunluğuna ve yoksulluğuna, kadının kimliksizleştirilmesine, kadın düşmanı özel savaş politikalarına, kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadelemizi 8 Mart günü bütün dünyanın her yerinde, bütün alanlarda birleştireceğiz. Kadın özgürlüğüne dayalı ekolojik, demokratik, komünal toplumsal inşası için 8 Martta her yerde "Kadın zamanıdır." diyeceğiz.
Evet, görüşülmekte olan bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız ama görüyoruz ki bu kanun teklifi gerçekten ruhu ranta dayalı bir teklif. Yine bir torba yasa marifetiyle karşımıza çıkıyor. Birbiriyle alakasız düzenlemeler, aceleyle paketlenmiş maddeler ve en önemlisi doğamızı korumak yerine onu ekonomik ranta açan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Teklifin genelinde ekolojik dengeyi gözeten bir yaklaşım yerine turizm adı altında betonlaşma, altyapı yatırımlarıyla doğa tahribatı ve özel sektör lehine izinler çıkarılmak isteniyor. Teklifin gerekçesinde bile doğa turizmi vurgusu, ekonomik getiri hesapları ön planda, ekosistem hassasiyeti, biyolojik çeşitlilik ise arka planda tutulmuştur. Ağaçların gölgesini, parkların çimenlerini, otların alanlarını, nehirlerin geçiş alanlarını satarak yandaşı doyurmak isteniyor. Gölgesini satamadığınız ağaca "ağaç" demiyorsunuz, satamadığınız yeşile "yeşil" demediğiniz bir duruma gelindi.
Bu kanun teklifi kayyumun bir yönetim şekline dönüştürüldüğünün başka bir boyutudur çünkü doğanın her alanına ayrı ayrı kayyumlar atama kanunudur aynı zamanda bu kanun teklifi. "Her şey insan için." bakış açısıyla değil, "Her şey doğa ve doğa bütünlüğü içerisindedir." bakışıyla yaklaşmak gerekiyor. Doğa talanı karşısında doğa sinyal veriyor. Her doğa talanı bize salgın hastalıklar, orman yangınları, seller olarak geri dönüyor. Doğayı koruyan kanunları çıkarma olmalı bu Meclisin işi.
Değerli milletvekilleri, hatırlayalım, geçen dönemlerde de benzer yasalarla ormanlarımız, kıyılarımız, derelerimiz talan edilmişti. Şimdi sıra millî parklarda. Bu teklif doğayı korumak değil, onu sömürmek için hazırlanmıştır; özel sektör lehine izinler vererek kamu arazilerini ekonomik kâra açıyor. Anayasa'ya aykırı, çevre hukukuna aykırı bir kanun teklifidir.
17'nci madde aslında teknik bir madde olarak görülse de hem mali saydamlık açısından hem de denetim açısından aslında sıkıntılı, sorunlu bir maddedir. Normalde döner sermayeli işletmeler yıl sonlarında kâr elde ederlerse bunun merkezî bütçeye aktarılması, böylece genel gelir olarak değerlendirilmesi esasken şimdi bu yasayla hazineye aktarılmamış -tırnak içinde- kârların kuruma bırakılacağı ifade edilmekte. Evet, aslında ilk bakışta bu iyi bir şey ama hazineye aktarılmamış olma meselesini buradan sormak istiyoruz: Nereye aktarıldı, neye aktarıldı, nasıl aktarıldı? Bir kez daha sormak gerekiyor. Bu, fiiliyatta genel bütçeden kaçırmadır aslında; zira, merkezî bütçeye gitmeyen para üzerindeki Meclisin de denetlemesi ortadan kaldırılmış olacak.
Kanunla, doğa turizmi büyütme adına yasa yapılıyor ve bu yasayla talan teşvik ediliyor, zaten fiilî işgal olarak talan edilen yerlere yasal kılıflar oluşturuluyor. Amaç, koruma değil, yandaş lehine, sermaye lehine işletme hâline getirme kanunudur. "Kamu yararı" kisvesi altında doğanın, tüm canlıların yerine aslında idarenin yararı gözetilen bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. İnsanların, canlıların nefes alabileceği yerlere de el koyuluyor, hem de sermaye için el konuluyor ve buna bir kanun hazırlanıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SALİHE AYDENİZ (Devamla) - Bitiriyorum.
Doğa bir yaşam alanı olarak değil, ekonomik rant olarak dizayn edilmek isteniyor, rant ve sermaye uğruna doğa metalaştırılıyor.
Sonuç olarak, bu kanun teklifine tabii ki "hayır" diyoruz. Doğamızı ranta kurban etmeyelim diyorum, gelecek nesillere beton bırakmayalım, yeşil alanlar bırakalım diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)