| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkürler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri izleyen değerli halklarımızı ve cezaevlerinde, meydanlarda erkek egemen şiddete, erkek egemen zihniyete karşı direnen ve mücadelesini yükselten bütün kadınları saygıyla selamlıyorum.
8 Marta giderken ne yazık ki yine kadın katliamlarını konuşuyoruz. Dün İstanbul'da öğretmen Fatma Nur Çelik öğrencisi tarafından katledildi. Yine, Kuran'a Hizmet Vakfı yöneticisi bir erkeğin öz kızına yönelik istismarına karşı adalet arayan Fatma Nur Çelik kızıyla birlikte katledildi. 20 Şubatta ise İstanbul'dan bana... Sadece bir günde 6 kadın katledildi bu ülkede. Bu bir tesadüf değil; bu, sistematik ve örgütlü bir şiddetin sarmalıdır. Kadınları korumayan, cezasızlığı büyüten bu şiddet sarmalını asla kabul etmedik, etmeyeceğiz. Hayatın her yerinde hayatımız ve geleceğimiz için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Değerli arkadaşlar, mesele bu ülkede hukukun, liyakatin, denetimin ve adaletin nasıl işlediğidir. Eğer bir ülkede denetim mekanizmaları zayıfladıysa, yetki tek elde toplandıysa, şeffaflık ortadan kalkarsa, bunun bedelini kadınlar, çocuklar ve elbette bütün toplum ödemez. Bakın, bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi tam da bu nedenle önemlidir. Teklifte başka kamu kurumlarında özel yarışma sınavıyla işe girip yeterlilik aldıktan sonra en az beş yıl müfettişlik, denetçi, denetmen ya da kontrolör olarak görev yapmış personelin genel müdürlükçe yapılacak yazılı veya sözlü sınavla Doğa Koruma ve Millî Park Genel Müdürlüğünde müfettiş kadrolarına atanabilmesinin yolu açılmaktadır. Sayı ise en fazla 10 kişiyle sınırlandırılmıştır. Şimdi soruyoruz: Eğer gerçekten ihtiyaç varsa neden genel ve açık bir yarışma sınavı açılmıyor? Neden geniş bir aday havuzu yerine belirli bir kariyer gurubuna özel bir istisna tanınıyor ve neden bu sayı özellikle "10'u geçmemek üzere" diye sınırlandırılıyor?
Değerli arkadaşlar, hız kesmeden devam eden ekolojik talan, uzun yıllardır gözünü millî parklara ve korunması gereken sit alanlarına çevirmiş durumdadır. 2025 yılı itibarıyla Türkiye'de 50 millî park bulunuyor. Bu alanlar yalnızca gezilecek yerler değildir, bunlar suyumuzdur, toprağımızdır, yaban hayatıdır, geçim kaynağıdır. Ancak teklif metninin yasalaşmasıyla birlikte tabiat parkı ve millî park alanlarında da koruma alanı dediğimiz yerler işletme alanına dönüştürülmek istenmektedir. Hayvancılığın önemsendiği ülkelerde mera alanları titizlikle korunur çünkü mera yalnızca hayvanın otlandığı yer değildir, mera, sürdürülebilir tarımın, gıda güvenliğinin, doğal dengenin temelidir. Türkiye'de ise son yıllarda mera denildiğinde akla koruma değil, maalesef rant geliyor. Ot biten yerde turistik tesis, mera olan yerde sanayi tesisi, doğal alan olan yerde toplu konut projeleri yapılıyor ve bu "kalkınma" diye halka sunuluyor maalesef. Tarım ve hayvancılık geri plana itildikçe, mera alanlarına bakış açısı rant eksenli oldukça yapılan yasal düzenlemeler de bu anlayışa uygun hâle getiriliyor. Bakın, bunun somut örneği Botan Vadisi Milli Parkıdır. Millî park sınırları içinde yurttaşlara ait bağlar, bahçeler, tarım arazileri bulunuyor. Siirt ekonomisinin ve sembolünün en önemli parçası olan fıstık üretiminin bir kısmı bu alanlardan karşılanıyor. Hayvancılık yapan, toprağını eken insanlar var. Bu insanlar gerçekten dinlendi mi, görüşleri alındı mı, yoksa kararlar Ankara'dan alınıp sahaya dayatılıyor mu? Ki burada Siirt halkı Atabağlar'da buna karşı net tepkisini ortaya koymasına rağmen maalesef yine planlanan şekilde bu planlar hayata geçiriliyor. Ancak burada ne hikmetse iktidara ait alanlara dokunulmuyor, oraya herhangi bir şey yapılmıyor, Siirt'teki herkes de bunu biliyor; eminim, diğer illerde de aynısı oluyor.
Yine, Siirt Atabağı beldesinde köylerin rızası olmadan mera alanına futbol sahası, spor kompleksi yapıldı. Aynı tabloyu Kurtalan'da, Tillo'da gördük.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Siirt, Şırnak, Bitlis, Hakkâri, Van, Muş; bu coğrafya artık yalnızca doğal güzellikleriyle değil, maalesef ama maalesef artan maden, HES, GES ve RES projeleriyle anılıyor. Resmî kayıtlarda koruma alanı olarak görünen yerler fiiliyatta rant baskısıyla karşı karşıya. Gerçek kamu yararı doğayı sermaye adına tahrip etmekle değil, onu gelecek kuşaklara yaşanılır biçimde aktarmaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Dolayısıyla bu kanuna ret oyu veriyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)