| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.
Değerli milletvekilleri, burada AKP iktidarının sağlık politikalarının nasıl sağlık hizmetini ticarileştirdiğini defalarca konuştuk ama sadece sağlık hizmetinin metalaşması söz konusu değil, aynı zamanda baştan aşağı patriyarkanın ihtiyaçlarına göre kurgulanmış bir sağlık hizmetiyle karşı kaşıya kadınlar. Kadınlar sağlık hizmetinden nasıl dışlanıyor, bunu bugün konuşmalıyız.
Neden böyle oluyor peki? Öncelikle, Türkiye'de özellikle son yıllarda kadın bedeninin nüfus politikaları üzerinden denetlenmesi politikası kadınların sağlığını araçsallaştıran, kadın sağlığının düşünsel, duygusal, fiziksel bir bütünlük hâlinde ele alınması gerekirken onu sadece doğuran bir beden, sadece anne olarak gören bir şekilde kurgulanmış bir sağlık hizmetiyle karşı karşıya kalıyorlar ancak zannetmeyin ki bu hizmetleri de düzgün alabiliyorlar, kesinlikle alamıyorlar.
Şimdi, kadın sağlığı meselesini yalnızca doğum ve annelik üzerinden kurguladığınızda aile sağlığı merkezlerinde sadece bu konularla ilgili kadınlarla görüşülüyor, konuşuluyor, sağlık hizmeti verilmeye çalışılıyor. Peki, kadınlar kürtaj olmak istediğinde bu hizmetlere ilişkin erişiminde neyle karşılaşıyorlar? Tamamen önlerine engeller dikiliyor. Neden? Çünkü politika şu: Kadın çocuk doğuracak. Kadınlar sağlıklı kürtaja erişemiyorlar, doğum kontrolleri yöntemlerine asla ulaşamıyorlar, âdeta bunlar yasak ve suç hâline getirilmiş durumda. Ayrıca, en temel mesele, önlenebilir bir kanser olan rahîm ağzı kanserine ilişkin etkili koruma HPV aşısıyla ulusal aşı takvimine alınması için çok mücadele etti kadınlar. "Alındı." dendi ama hâlâ HPV aşısına erişmek mümkün değil ne yazık ki.
Ve bir başka mesele, mesela, Türkiye'deki rahîm ağzı kanserlerine baktığınızda 32,8 milyon kadın rahîm ağzı kanseri açısından risk altında ve yılda 1.345 kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor ama bütün sağlık hizmetleri kadınların ne kadar çocuk doğuracağına karar vermesi üzerinden kurgulandığı için bunlar ciddiye alınmıyor.
Bir başkası, kadınların regl dönemindeki rahatsızlıkları, menopoz dönemindeki rahatsızlıkları ve hormona erişim meselesinde ise kadınların bu rahatsızlıkları kesinlikle yok sayılıyor, hatta değersizleştiriliyor, hatta küçümseniyor ve kadınlar aslında hormon ilaçlarıyla diyelim ki ciltten uygulanan jel formunda olan birçok farklı alternatif hormon tedavisi yöntemi varken ne yazık ki asla önemsenmediği için bunlara hiçbir şekilde dikkat edilmiyor, buna ilişkin herhangi bir sağlık politikası uygulanmıyor. Aynı zamanda, hormona erişim meselesi trans kadınlar için zaten imkânsız ve suç hâline getirilmiş vaziyette. Bu suçmuş gibi kadınlar hormonlara erişemiyorlar. Özellikle trans kadınlar ve bu hormona erişim meselesi tüm kadınların olduğu gibi trans kadınlar açısından da ciddi sağlık problemlerini önümüze getiriyor.
Bir başka mesele, sağlık hizmetleri ana dilde verilmiyor. İnanılmaz ayrımcılıkla karşılaşıyor kadınlar sağlık hizmetlerine eriştiklerinde dolayısıyla ana dili Kürtçe olan birçok kadın istediği hâlde kaliteli bir sağlık hizmeti alamıyor çünkü ana dilde sağlık hiçbir şekilde uygulanmıyor ne yazık ki. Ayrıca, göçmenler için uygulandığı söylenen sağlık hizmeti meselesi de çok dilli uygulanması gereken sağlık hizmeti meselesi de zaten neredeyse hiç yok. Tüm bu sarmal içinde, tüm bu patriarkal kodlarla ve piyasacı anlayışla inşa edilmiş sağlık sisteminin içinde kadınlar zaten oralara gitmekten vazgeçiyorlar. Bakın, size şöyle örnek vereyim: Hemen hemen bütün kadınlar kronik yorgunluktan, uykusuzluktan, uyku düzensizliğinden ve her tarafının ağrıdığından, sızladığından söz ederler ve bir tek kişi bile bu şikâyetleri ciddiye almaz ve bakın, fibromiyalji dediğimiz bu hastalık yüzde 80 kadınlarda görülüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Tabii ki.
Fibromiyalji eğer yüzde 80 erkeklerde görülüyor olsaydı sağlıktan bütçe üstüne bütçe ayrılıp bu hastalığa ilişkin bir tedavi bulunurdu. Bakın, Sağlık Bakanlığının sitesine baktığınızda fibromiyalji için "Tedavisi yok, kesin nedeni bilinmiyor." diyor. Neden? Çünkü en çok kadınlar bu hastalıktan muzdarip ve ev içi emek harcayarak, dışarıda çalışarak kadınların bütün emeklerine el konulduğu için ve onlara yaşamın güzelliklerine ilişkin, neşesine ilişkin hiçbir alan açılmadığı için kadınlar fiziksel, psikolojik, düşünsel sağlık bütünlüklerine erişemiyorlar ve kapı kapı dolaştıklarında "Abartıyorsunuz, olur mu öyle şey?" denilip ne yazık ki onların muzdarip olduğu sağlık sorunlarına asla asla önem verilmiyor.
Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)