| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günlerdir dibimizde, sınırımızda bir savaş var. Aslında "bir savaş" da demek istemiyorum çünkü tek taraflı bir saldırıyla başladı. Dibimizdeki Irak'ı, Suriye'yi, Filistin'i kana bulayan iki fail ülke: İsrail ve Amerika. Bu Meclisin ilk yapması gereken şey toplamaktı. Tüm gruplar ortak bir açıklamayı, öneriyi ve ne yapacağımızı, ne yapmayacağımızı konuşmalıydı.
Bakın, İran'la 534 kilometre sınırımız var ve bugün de Hatay Dörtyol'a İran'dan atılan bir füzenin ya da parçalarının düştüğü söyleniyor. İşte, korktuğumuz şeyler oluyor ama Meclis maalesef ki toplanmıyor. Savaş durumunda, sınırımızdaki bir savaş durumunda biz toplanmayacaksak, ortak bir karar alamayacaksak -ki en kolay karar alacağımız konu bu, en çok ortaklaşabileceğimiz konu bu- önlemleri, endişeleri burada sıralayamayacaksak, dünyaya Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak önerilerimizi, kızgınlıklarımızı, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırında yaşanan bu olaylarla ilgili görüşlerimizi açıklayamayacaksak ne işe yarıyoruz? İnsanlar bunu söylüyor bakın, insanlar bizi bu konuda uyarıyor arkadaşlar. Ekonomi, enerji, güvenlik; bu konularda Meclis derhâl toplanmalıdır.
Gerek sınırımız gerek ülkemiz, Venezuela'da yaşanan olaylardan sonra tüm dünya aslında bir güvenlik sorunu yaşıyor. Kendi ülkesinde, meclisinde bile tartışmadan binlerce kilometre uzağı gelip bombalayan, bana göre dengesini yitirmiş, hasta ruhlu bir adam herkesi tehdit ediyor. O yüzden Meclis toplanmalı, Meclis kararları almalı ve tüm dünyaya Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak 86 milyon adına haykırmalıdır.
Değerli milletvekilleri, maalesef ki üst üste iki acı olay yaşadık. Çekmeköy'de görev yaptığı sırada çok kıymetli bir öğretmenimiz katledildi, onu son yolculuğuna uğurladık. Üzülerek söylüyorum, dün de söyledim, bugün de söyleyeceğim: Bir öğretmen katlediliyor, okulda katlediliyor, milyonların içi acıyor, insanlar kahroluyor; gerek okuldaki gerek daha sonraki cenaze törenine bir Millî Eğitim Bakanı neden katılmaz ya? Ha, tepki almaktan korkuyor. Eğer bir öğretmenin cenaze töreninde tepki alacaksan ve bundan korkuyorsan o koltukta oturmayacaksın sen, istifa edeceksin sen! (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü okullarda güvenliği sağlayamıyorsun; öğrencilerimizi de koruyamıyorsun, öğretmenlerimizi de koruyamıyorsun.
Bakın, bugün, Van'da kendini bilmez bir veli okulu bastı ve ilköğretimdeki bir çocuğu darbetti, ölebilirdi o çocuk. Okullarda ciddi bir güvenlik sorunu var. Öğretmenlerimizi de öğrencilerimizi de evlatlarımızı da koruyamıyoruz ama bugünkü cenaze törenine bu Millî Eğitim Bakanının katılamaması ya da katılmaması -ikisi de çok vahim bir durum- utanç verici bir meseledir. Bir kez daha kendisini istifaya davet ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Onun görevi tarikat yapılarını STK olarak açıklayıp Millî Eğitim Bakanlığında misafir etmek değildir, okullara siyaset sokmak değildir, okullarda laikliği, cumhuriyetin temel değerlerini, Anayasa’nın ilk dört maddesini tartışmak değildir; onun görevi, eğitim kalitesini yükseltmek, öğretmeni, öğrencisini korumaktır. Görüyoruz ki bunu yapmaktan aciz bir Millî Eğitim Bakanı var, öğretmeninin cenazesine gidecek yüzü olmayan bir Millî Eğitim Bakanı var. Derhâl Yusuf Tekin istifa etmelidir. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Diğer bir durum, dün bu Mecliste emeklimizin bayram ikramiyelerini konuştuk. Aslında bir sürü konu konuştuk, önemli konular konuştuk. Bir şeyi paylaşmak istiyorum çok değerli milletvekilleriyle, Grup Başkan Vekilleriyle: Dün güvenliği konuştuk, ekonomiyi konuştuk, sosyal içerikli birçok konuyu gündeme getirdik, hepsini sosyal medyamda paylaştım ama bir videoya inanılmaz tepkiler vardı. Ortalama paylaştığımız, Mecliste konuştuğumuz konular 200 bin izlenirken, yaklaşık 2 milyon izlenen, 5 bin yorum yapılan bir video vardı; emekli ikramiyesi. Ben bazı yorumları çıkardım, hepimize laf söylemişler. "Artık birbirinize laf yetiştirmeyi bırakın, gerçek sorunları konuşun, çözün." diyor insanlar. Nedir bu? Başkan gülüyor, Başkanımız da bunu bazen bize söylüyor. Nedir bu? İşte, en düşük emekli maaşı, bayramda emekliye vereceğimiz ikramiye. 4 bin liranın yetmediği bir gerçek arkadaşlar; 4 bin lirayla 4 kişilik bir ailenin memleketine trenle bile gidemeyeceği bir gerçek arkadaşlar; 4 bin lirayla 4 kilo kıyma, 2 kilo şeker bile alınamayacağı bir gerçek arkadaşlar. Millet diyor ki: "Gerçek sorunları konuşun ve çözün, çözmüyorsanız orada kavga etmenizin bir anlamı yok." Bunu AKP Grubuna da CHP Grubuna da DEM'e de MHP'ye de İYİ Partiye de Saadete de YENİ YOL'a da söylüyor. Kendimize gelmek zorundayız, gerçekleri görmek zorundayız. Bu çatı, sorunların çözüldüğü bir yer olmalı. İçinizden bir milletvekili arkadaşımız çıkıp "Neyin 4 bin lirası ya, benim maaşıma yüzde 16 zam yapıldı -ikramiyeye hiç zam yapamayacağımızı söylüyoruz- sokağa çıkamam ben." demiyor ama bilin ki sokaktaki durum ve bu insanların geleceği bu koltuklardan daha kıymetli. Varsın yapmasınlar sizi, bizi milletvekili bir dönem daha ama gerçekleri konuşalım. Bir sefalet var, açlık var, geçinememe durumu var.
En çok eleştirilerden bir tanesi; Mecliste bir iftar yapıldı, Allah kabul etsin ama herkes o menüyü tartışıyor arkadaşlar. Bu ülkede milyonlarca insan iftar çadırlarında kuru fasulye, pilav, çorba, üç kap yemekle orucunu açıyor. Biz de burada orucumuzu, Allah aşkına üç kap yemekle açalım. Adını söylerken zorlandığımız yemekleri insanlar duyduğu zaman üzülüyor. Burada...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başarır.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Maalesef ki ülkenin durumu bu hâldeyken milyonlar açlık sınırı altında yaşarken yediğimize, içtiğimize, giydiğimize, gezdiğimize dikkat etmeliyiz. Mesela, 4 bin lira bayram ikramiyesi geçen dönem milletvekillerine yatırılmış, bu dönem yatırmayın, istemiyoruz, yatırmayın, yatırmayın ya! Artık toplumu rahatsız edecek davranışlardan, eylemlerden uzaklaşalım.
Şimdi, diğer bir durum, yine, Fatmanur Çelik ve dünya tatlısı evladı, kızı öldürüldü ya da bilemiyoruz. Ama bir mesajı var, diyor ki: "Ölürsem intihar olarak kimse kabul etmesin, düşünmesin." Yani "Öldürüldüm." diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Toparlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Uzun süreden beri benim güzel ülkemde bağıra bağıra, isyan ede ede, uyara uyara kadınlar öldürülüyor, kadınları koruyamıyoruz ve Mecliste konuşuyoruz, sosyal medya paylaşımları yapıyoruz, cenaze törenlerine gidiyoruz, ağlıyoruz; sonra? Aynı şey oluyor. Ya, arkadaşlar, gerçekçi olalım; bu ülkede bir savcı bir kadın hâkimi öldürmeye kalktı, ağır şekilde yaraladı. Onu -açık cezaevinde- adliyede görev yapan bir hükümlü kurtarmadı mı? Savcının hâkimi öldürmeye kalktığı bir ülkeden bahsediyoruz. Demek ki eğitim, insanların geldiği nokta, psikolojik destek, güvenlik, her konuda yetersiziz ve bunların hepsine ek, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmışız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlelerim Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen, buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tüm muhalefetin direncine rağmen iktidar hâlâ bu gerçekleri görmüyor; İstanbul Sözleşmesi'yle ilgili, yarattığı eksiklikle ilgili hiçbir çözüm üretmiyor ama kadınlar, çocuklar, öğretmenler katlediliyor. Gerçekten bu kabul edilir bir durum değil. Bu Meclisin de görevi, bununla ilgili toplanıp gerekli yasaları, önlemleri, eksiklikleri tespit etmelidir diyorum.
Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)