| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 66 |
| Tarih: | 03.03.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin 1 Mart 2003 ve aynı zamanda 6/2/2003 tarihli 32'nci Birleşim Tutanağı'nın açıklanmasıyla ilgili talebine karşı grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
1 Mart 2003'te Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yapılan oylamada Hükûmetin Irak krizine ilişkin olarak sunduğu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ile yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verilmesini öngören tezkere reddedilmişti. O gün bu Meclis 533 milletvekilinin katıldığı oylamada 264 kabul oyuna rağmen Anayasa’nın 96'ncı maddesinde öngörülen 267 salt çoğunluğu sağlayamadığı için tezkereyi kabul etmemiş saymıştı. O gün 62 bin Amerikan askerî personelinin ülkemizde konuşlanması, 255 uçak, 65 helikopterin topraklarımızı ve hava sahamızı kullanması öngörülüyordu. Bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarını, dış politika yönetimini ve tarihsel sorumluluğunu ilgilendiren hayati bir karardı. Değerli arkadaşlar, o gün bu Meclis yürütmenin dayatması karşısında yasamanın onurunu ve bağımsızlığını korumuştur. Dönemin Meclis Başkanı Sayın Bülent Arınç tezkerenin uluslararası hukuka aykırılığına dikkat çekmiş, yine o dönemin önemli isimlerinden olan, danışmanlık yapan, daha sonra Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapan Sayın Ahmet Davutoğlu ve aynı zamanda Sayın Muhsin Yazıcıoğlu bazı milletvekilleriyle görüşerek bu tezkereye ret oyu verilmesi noktasında çalışmışlardı. Dikkat ediniz, iktidar partisinin kendi içinden dahi ciddi bir vicdani ve siyasi itiraz yükselmiştir. 53 fire verilmiş, 14 milletvekili ret oyu kullanmıştır; bu tablo, Meclisin yürütmeden bağımsız bir iradeye sahip olabildiğini göstermiştir. Bugün de kendimize şu soruyu sormak zorundayız: Aynı şartlar oluştuğunda yürütmenin iradesine rağmen bu Meclis aynı bağımsız kararı alabilir mi? Bu soruyu değişen ve dönüşen AK PARTİ'nin sağduyulu isimlerinin vicdanına havale ediyorum.
Sayın milletvekilleri, bir başka husus ise şudur: Demokrasinin olmazsa olmazı şeffaflıktır. Şeffaflık, itibarın en büyük yardımcısıdır. Tarihsel sorumluluğu ilgilendiren hayati bir karar bugün. Evet, kurumların işleyiş mekanizmalarının açık olması, karar alma süreçlerinin halkın denetimine açık olması, hileyi, kayırmayı, şaibeyi ortadan kaldırır, "Kol kırılır yen içinde kalır." anlayışı demokrasilerde asla kabul edilmez. Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisinin önergesini destekliyoruz. Kapalı oturumlara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 71'inci maddesi gereğince on yılı tamamlayan kapalı oturumlar açıklanır ve Genel Kurulun Danışma Kurulu kararı ve Genel Kurulunda işaret oylamasıyla yani ister gizli isterse açık oylamasıyla beraber bu tutanakların açıklanması gerekmektedir. 1 Mart tezkeresi sadece bir dış politik oylaması değildir, o gün Meclis savaşın tarafı olma ya da olmama kararını vermiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - O gün, bu Meclis "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." ilkesinin altını doldurmuştur. Bu itibarla, Cumhuriyet Halk Partisinin önergesini anlamlı buluyoruz, gerekirse İç Tüzük değişikliğine gidebilmeliyiz ve bugün bu önergeye kabul oyu vererek tarihe karşı bir sorumluluğumuzu yapmak zorundayız. İsrail'e ve Amerika'ya karşı Türkiye Büyük Millet Meclisinin büyüklüğünü göstermek mecburiyetindeyiz. Ben inanıyorum ki Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri de bugün bu kararın açıklanmasının doğru olduğunu söyleyecekler ve "evet" oyu vereceklerdir; bekliyoruz, inşallah öyle yaparlar.
Saygılar sunuyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)