GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:66
Tarih:03.03.2026

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce çok Kıymetli Meclis Başkanına çok teşekkür ediyorum çünkü yerinden söz isteyen tüm milletvekillerine milletin sesi olması için söz verdi, millet adına da grubum adına da kendilerine teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bizim 2 arkadaşımıza vermedi.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Verir.

Dün bu ülkede demokrasi, hukuk adına bir rezaleti daha yaşadık. Bu sefer de Bolu Belediye Başkanımız tamamen düzmece, uydurma delillerle tutuklandı. Dün tutuklandı, Bolu'dan bugün Sincan'a, Ankara'ya sürüldü. Bakın, sadece tutuklamıyorlar, yıllar öncesine gidiyoruz, insanlar sürülüyor. Neden Bolu Belediye Başkanını bir gün içerisinde Sincan'a yolladınız? Bu bir eziyet, bu bir işkence, bu bir utanmazlık.

Şimdi, kolay kolay buradan yargıçların da görev yerlerini söylemem ama o Bolu Başsavcısına buradan sormak isterim. Sen Bolu'da görev yapıyorsun, sen milletin haklarını savunmak durumundasın. Kartalkaya'da 78 insanımız öldü, yanarak öldü, bir tek Bakanlık bürokratını sabah altı buçukta aldırmadın ama tamamen sahte delillerle benim Belediye Başkanımı altı buçukta gözaltına aldın. Bakın, söz konusu irtikap iddiası 528 çocuğa, Bolu'nun çocuğuna verilen burs. 3 market ifadesini değiştirerek savcının baskısıyla şikâyetçi oluyor ve açıkça da şunu söylüyor: "Biz bağış yapmak istemedik yalnız belediye billboardları verirse bu vakfa bağışta bulunacağız." Bolu Belediye Başkanı da kendi resimlerini değil bu marketlere bu billboardları veriyor, o market de bu vakfa bağışta bulunuyor. Asla irtikap suçu yok. Şimdi gelinen nokta utanç verici bir nokta.

Ankara, İstanbul, Bolu, Adıyaman, Adana Belediye Başkanlarımız büyük bir baskı altında; demokrasi yok edildi. Artık maalesef ki yerel demokrasi bir formaliteden ibaret. Kaybettikleri yerlere bir savcı atıyorlar, bu savcılar maalesef ki sandığa el koyuyor. Neden? Tek bir eylem, sadece 3 mağdur ifadesi var, hiçbir delil yok ama tüm Bolu'ya bakan AK PARTİ'nin, MHP'nin, CHP'nin mütevelli heyetinde olduğu bir vakıftan dolayı tutuklanıyor.

Şimdi, ikinci sorum o Başsavcıya: Sen bu milletin savcısıysan TÜRGEV'i, TÜGVA'yı, Amerika'da milyon dolarlık binalar yapan TURKEN'İ sorgulayabildin mi? Milyarlarca dolarlık o bütçeyi, alınan bağışları sorgulayabildiniz mi? Gücünüz Bolu'nun yetim çocuklarına burs veren, ekmek veren BOLSEV Vakfına mı yetti! Gerçekten gelinen nokta utanç verici bir nokta.

Üçüncü sorum: Yahu, "Menzil" denilen tarikatın 20 milyara yakın mal varlığı olduğu söyleniyor, miras paylaşılamıyor, holdingleşmiş. Bunu niye sorgulamıyorsunuz! Neden bunu sorgulamıyorsunuz savcılar! var? Siz cumhuriyet savcılarısınız, 86 milyonun savcılarısınız. Sizin göreviniz demokrasiye müdahale etmek değil, hukuku askıya almak değil. Bu savcıların Bolu'da yaptığı suç anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçudur. Anayasa net.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yerel seçimleri bir ay erkene almak için Anayasa'yı değiştirmek zorundasın. Bu kadar anayasal çerçevede görev yapan belediye başkanlarına, seçilmiş insanlara, bunlara bu kadar kolay darbe yapılıyorsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - ...günün birinde hukuk çerçevesinde, yasa çerçevesinde, Anayasa çerçevesinde bu kararları verenler yargılanacaktır, hesap verecektir, bu hesap sorulacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Geliyorum, bayram ikramiyesi, bayram geliyor. Bayram gelirken AK PARTİ'nin 4 önemli ismi açıklama yapıyor: AKP Grup Başkanı Abdullah Güler "Vallahi paramız yok." diyor. Cevdet Yılmaz "Borcumuz yok." diyor. Mehmet Şimşek "Kişi başına 18.040 dolar gelirimiz var, biz zenginiz." diyor. Vedat Işıkhan "Gayet iyiyiz." diyor. Şimdi, burada kim yalan söylüyor? Ben söyleyeyim mi, 4'ü de yalan söylüyor, 4'ü de yalan söylüyor. Aslında, en masum yalanı da Abdullah Güler söylüyor, yok çünkü, yok. Neden yok yalnız bunu söylemiyor Sayın Abdullah Güler. Bakın, emekliye 4 bin lira bayram ikramiyesi vereceğiz. Bugün 4 kişilik aile trenle Kayseri'ye, Sivas'a, Ankara'ya, İstanbul'a gitse 6.400 lira tren parası verecek, 10 bin lira otobüs parası verecek yani verdiğiniz bayram ikramiyesiyle insanlar seyahat bile edemiyor; 4 kilo kıyma alabiliyor, artı, 2 kilo şeker alamıyor ama "Para yok." Ben daha önce kaynak verdim, bir kez daha Sayın Abdullah Güler'e kaynak veriyorum: Yıldırım Demirören. 2018'de Ziraat Bankasından, Vakıfbanktan faizleriyle, bugünün karşılığı yaklaşık 85 milyar para çekti, kredi çekti, sekiz yıldır ödemiyor, bakın, tam sekiz yıldır. Yakınınız, dostunuz, ailenizden birisi, Tosyalı, yaklaşık olarak 4 milyar civarında, 5 milyar civarında bir kamu bankasından kredi çekti, ödemiyor. Topladığımız zaman 100 milyar para yapıyor. Yahu, bununla 17 milyon emekliye ayda 5 bin lira fazla para veriyorsunuz. Niye paranız yok? 2 tane şirkete verdiğiniz parayla 17 milyon emekliye beşer bin lira para veriyorsunuz ama sizin tercihiniz Demirören, Tosyalı. Ya, yazık değil mi? "Yok." Sayın Güler, niye yok? Var, var. Var ama kime var? Kamu bankalarına kaynak olan Demirörene var, Tosyalıya var; millete, emekliye yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Olmaz! Bakın "17 milyon emekliye zam yapmayacağım." diyor ya. Şimdi, sormak isterim: Ocak, şubat ayındaki enflasyon oranı yüzde 8 civarında. İnsanların ocak ayında almış olduğu -memurun, emeklinin- zammı yüzde 61 eridi, bir yıl öncesinin ikramiyesini verecek. Ben Sayın Abdullah Güler'e ve arkadaşlarına soruyorum: Biz bir yıl öncesinin maaşını alıyor muyuz, milletvekilleri, emekli maaşını alıyor muyuz? Ama ikramiyeye zam yok. Ben 3 bakanı ve Grup Başkanını televizyona davet ediyorum; Cevdet Yılmaz mı yalan söylüyor, Vedat Işıkhan mı yalan söylüyor, Abdullah Güler mi yalan söylüyor, Mehmet Şimşek mi yalan söylüyor, göreceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Yalanı en çok Mehmet Şimşek söylüyor da diğerlerini de bir test etmek istiyoruz, kim yalan söylüyor.

Diğer bir durum: Bugün 3 Mart devrimlerinin 102'inci yıl dönümü. Gerek eğitimde birlik gerek hilafetin kaldırılması bu ülke için çok önemli devrimlerdir. Bakın, dibimizde demokrasiyi, laikliği, insan haklarını unutmuş ülkelerin, komşularımızın maalesef ki hâli ortada. Türkiye Cumhuriyeti devrim yasalarına, laikliğe sıkı sıkıya sarılmalıdır; kadın-erkek eşitliğine sıkı sıkıya sarılmalıdır. Türkiye'yi ileriye götüren, götürecek olan en önemli kaynağımız, gücümüz devrim yasalarıdır.

BAŞKAN - Buyurun, toparlayalım.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ama üzülerek görüyorum, öyle bir Millî Eğitim Bakanı var ki okulların güvenliğiyle ilgilenmez, temizliğiyle, hijyeniyle ilgilenmez; okul önlerinde uyuşturucu satıcıları cirit atar, hiç umurumda olmaz. Matematikte, fende, tüm bilimlerde maalesef ki günden geriye gidiyoruz, umrunda olmaz. Üniversiteler dünyada ilk 500'e girmez, umurumda olmaz ama maalesef ki din üzerinden okulları ve toplumu ayrıştırmaya kalkar. Laiklik bildirisine imza atan aydınları savcılığa verir. Kardeşim, daha yeni Çekmeköy'de bir okulun önünde 44 yaşındaki bir öğretmen katledildi. Sen bundan utanmıyorsun, okulun önündeki öğretmeni korumaktan acizsin, sen toplumu din üzerinden okullarda -hem de ilköğretimde- ayrıştırmaya kalkıyorsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen, buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - O laiklik bildirisindeki tüm cümleler, öneriler ve insanların endişelerinin altına imza atıyorum. Bu ülkenin sorunu okullardaki bu yapay tartışmalar değil; işte, Çekmeköy'de öldürülen gencecik bir öğretmen, okuldaki güvenlik, hijyen sorunları, eğitimin temel sorunları, böyle bir Millî Eğitim Bakanının bu ülkeye yakışmaması; utanıyorum kendinden, utanıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bence Millî Eğitim Bakanı o koltukta bir dakika oturmamalı. Öncelikle okullardaki güvenliği sağlamalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlelerim.

BAŞKAN - Son kez açıyorum, lütfen.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Eğitimin kalitesini arttırmalı; çocuklara, bu ülkenin evlatlarına daha iyi bir gelecek sağlamalı. Şükürler olsun, bu Mecliste hepimiz dini, gelenekleri, görenekleri ailemizden öğrendik. Hiç kimse okula gidecek çocuklarımızın dinî konudaki geleceklerine ilişkin ahkâm kesmesin. Türkiye Cumhuriyeti yüz üç yıldır, cumhuriyetin kurulduğundan bugüne kadar çocuklarına gerekli eğitimi vermiştir. Bu devrim yasalarında Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur, Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur, dini korumak için bunu yapmışlardır. Dini böyle bir Bakandan korumak için Diyanet İşleri Başkanlığını Gazi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur. O yüzden, ben Türkiye'nin bu tartışmalardan uzaklaşmasını, gerçek gündemine dönmesini ısrarla vurguluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bitiriyorum Başkanım, son cümlem.

BAŞKAN - Son bir cümle.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tamam.

BAŞKAN - Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - O yüzden gerçek gündeme dönelim. Gerçek gündem olarak son söyleyeceğim şey yarın itibarıyla mazot 70 lirayı buluyor. Buradan bir önerimiz şu: Gerçek gündem bu, dolmayan depolar, dolmayan dolaplar, dolmayan kilerler, insanların yaşadığı sefalet. Savaş durumu var, insanlar arabasının kontağını çeviremeyecek; gelin, ÖTV'yi düşürelim, insanlar bundan etkilenmesin; bir kez olsun bu Mecliste halk için, millet için, insanlar için bir adım atın çünkü gerçekten mazot, benzin 100 liraya doğru gidiyor, bunun hesabını kimseye veremezsiniz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)