GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:64
Tarih:25.02.2026

ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Bugün Balıkesir'de şehit olan Hava Binbaşı İbrahim Bolat'a Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Millî parklarımızla ilgili kanun teklifinin 12'nci maddesi üzerinde grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başındaki aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 12'nci maddesi belki de metnin en kritik eşiklerinden birini oluşturmaktadır çünkü bu maddeyle birlikte millî parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiat koruma alanları yalnızca korunacak doğal miras alanları olmaktan çıkarılmakta; işletilecek, işlettirilecek ve projelendirilecek ekonomik sahalara dönüştürülmektedir. Madde ne diyor? Kamu kurumlarına ve özel hukuk tüzel kişilerine verilen izinler saklı kalmak kaydıyla bu alanlardaki planların gerektirdiği her türlü hizmet ve faaliyetler ile koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü altyapı ve üstyapı tesisleri artık Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yapılabilecek, yaptırılabilecek, işletilebilecek ve işlettirilebilecektir. Bu düzenlemeyle korunan alanlarda projeyi hazırlayan, yapılaşma koşullarını belirleyen, tesisleri yaptıran, işlettiren, denetleyen aynı idare hâline gelmektedir; bu, idare hukukunun temel ilkelerinden olan yetki, görev ve denetim ayrımının fiilen ortadan kaldırılmasıdır.

Değerli milletvekilleri, millî park bir ticaret alanı değildir, tabiat parkı bir yatırımı arsası değildir, tabiat koruma alanı bir eğlence kompleksi değildir. Bu alanlar Anayasa’nın 56'ncı maddesi gereği hepimizin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının teminatıdır; aynı zamanda, 63'üncü madde gereği korunması devletin görevi olan doğal ve kültürel varlıklardır ancak 12'nci maddeyle getirilen düzenleme şudur, şunu söylüyor: Koruma alanlarında her türlü altyapı ve üstyapı yapılabilir, işletilebilir, işlettirilebilir, yapılaşma koşulları da yönetmelikle belirlenir. Soruyorum: Yapılaşma koşullarının kanunla değil de yönetmelikle düzenlenmesi hangi anayasal ilkeye dayanmaktadır? Anayasa’nın 7'nci maddesi açık, yasama yetkisi devredilemez. Oysa burada kanunla belirlenmesi gereken temel esaslar yürütmenin çıkaracağı yönetmeliklere bırakılmaktadır; bu, belirlilik ilkesini zedeler, öngörülebilirliği ortadan kaldırır, idari takdiri sınırsız hâle getirir. Bugün "tanıtım tesisi" dersiniz, yarın "sportif faaliyet alanı" dersiniz, öbür gün "ziyaretçi merkezi" dersiniz ve koruma alanı farkına bile varmadan betonlaşmanın eşiğine gelir.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme görünürde 6831 sayılı Orman Kanunu'yla uyum gerekçesine dayandırılmaktadır ancak millî parkların hukuki statüsü sıradan orman alanlarından farklıdır. Burada öncelik korumadır, kullanım değil oysa bu maddeyle birlikte koruma, işletmenin bir alt başlığı hâline getirilmektedir; dahası, Genel Müdürlüğe hem projelendirme hem yapılaşma koşullarını belirleme hem de işletme yetkisi verilmesi çıkar çatışması riskini doğurmaktadır. Kendi belirlediği projeyi kendi koyduğu kurallara göre kendi işlettirdiği bir model, bu yapı denetim mekanizmasını zayıflatır çünkü denetleyen ile işleten aynı çatının altındadır. Korunan alanlarda yapılaşma koşullarının yönetmelikle belirlenmesi Anayasa’nın 56'ncı maddesindeki çevre hakkını zayıflatma riski taşımaktadır. Çevre hakkı soyut bir temenni değildir, devlete yüklenen aktif bir koruma ödevidir, bu ödev ekonomik kolaylaştırma mantığıyla yerine getirilemez. Bugün dünyada gelişmiş ülkeler millî parklarını genişletirken biz plan kararlarını esneterek yatırım esnekliği sağlıyoruz; bu yaklaşım doğayı koruma anlayışının değil, doğayı yönetebilir bir ekonomik kaynak olarak görme anlayışının ürünüdür. Biz elbette korunan alanlarda ziyaretçi düzenlemesi yapılmasına, bilimsel planlamaya göre halkının sürece dâhil edilmesine karşı değiliz ancak karşı olduğumuz şey şudur: Koruma alanlarının işletme mantığına teslim edilmesi. Bu madde geri çekilmelidir, yapılaşma koşulları kanun seviyesinde açıkça tanımlanmalıdır, koruma önceliği yatırım önceliğinin önünde açıkça hüküm altına alınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Unutmayalım; Millî Parklar bugünün yatırım alanı değil, gelecek kuşakların emanetidir. Bu emaneti yönetmeliklere bırakamayız, bu emaneti işletme mantığına teslim edemeyiz diyor; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)