GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:64
Tarih:25.02.2026

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; millî parklar konusunda İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Bugün sabah saatlerinde, sahurda Balıkesir'de elim bir uçak kazasında hayatını kaybeden pilot arkadaşımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum; kederli ailesine, anne-babasına, kardeşlerine, eşine ve kızına da başsağlığı diliyorum.

Aynı zamanda, Hocalı katliamının yıl dönümü. Bu vesileyle, oradaki kardeşlerimizi de rahmetle, minnetle bir kez daha anıyorum.

Millî parklarla ilgili önümüze konulan bu kanunun adı Millî Parklar Kanunu. İçeriğine baktığımızda ise bu millî parklarla ilgili sadece kapaktaki bir millîliği görmekten üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Biliyorsunuz daha önce bu kürsüden madenlerle ilgili bir konuşma yapmıştık ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir maden yasası geçmişti. Bu maden yasası neydi? Maden yasasında MAPEG'e devredilen haklar vardı. Bu MAPEG'e devredilen haklarla ilgili de o dönem 4 bakanlıktan ve 1 Cumhurbaşkanlığı yardımcılığından mütevellit bir kurulun kurulması kararı çıkmıştı. Bu kurul yetkilileri MAPEG devretti ama oradaki Tarım ve Orman Bakanlığı bu statüden dışarı çıkarıldı. Yani hem ormanı hem meraları ilgilendiren, Tarım ve Orman Bakanlığının olması gereken madenlerde bunun olmadığını hep birlikte görmüştük. Peki, bu neye sebebiyet verdi? Hatırlayın, Kazdağları'nda kesilen 250 bin ağaca sebep oldu, Cengiz Holding tarafından. Yine Cerattepe, Akbelen, İkizköy, Salda gibi neticelerini gördük. Yani bu maden yasasında bunlar güvence altında diye geçirilen sonuçta hiçbir şeyin güvence altında olmadığını da biz yaşamış olduk. Şimdi, aynı kanunun devamı bir kanun olarak Millî Parklar Kanunu önümüze geldi. Bu önümüze gelen Millî Parklar Kanunu'na da baktığımızda burada da yetki devrinin olması gereken 2 bakanlıktan alınmak suretiyle... Nedir bunlar? Yine, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı yani millî parklarla ilgili en hassas olan bu 2 Bakanlığın devre dışı bırakılarak yerin millî parkların genelde orman arazisi olması, orman alanları olmasına rağmen devre dışı bırakılması da ayrı bir durum. Kime devrediliyor? Millî Parklar Genel Müdürlüğüne. Yani yetki yine tek bir kişiye bırakılıyor. Diyorsunuz ki: "Kamu yararı ve zaruret gerekçesiyle millî parkların, tabiat parklarının, koruma alanlarının içinde çeşitli altyapı ve tesis uygulamalarına imkân verilecek." Peki kamu yararı kimin için? Zaruret neye göre? Bütün bunların herhangi bir açıklaması da yok. Hangi bilimsel ölçütle, hangi bağımsız raporla, hangi şeffaflıkla, hangi denetimle? Bu soruların cevabı maalesef bu metinde yok. Burada mesele kanuna yazmadığımız değil, idarenin takdirine bıraktığımız hususlar. Kanun milletin güvencesidir, yönetmelik ise yürütmenin eline verilen anahtardır. Siz milletin güvencesini alıp anahtarı tek bir kişiye bıraktığınızda "O kim?" sorusunun cevabı herkesçe malumdur. Kıymetli milletvekilleri; önce kamu yararı, sonra zaruret, en son elzem ihtiyaç ve geriye kalan talan edilmiş bir doğa, kaybedilmiş bir ekosistem, zenginleşen birkaç şirketten başka bir şey de görmemekteyiz. Anayasa 56'da aslında "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre kirliliğini önlemek devletin görevidir." yazmışız. Peki bilimsel raporlar, bağımsız denetim, halkın katılımı, şeffaflık ve gerçek koruma önceliği olmadan, hiçbir değişiklik yapmadan bu işi nasıl yapacaksınız? Bu bir tarihî sorumluluktur, bu sorumlulukta ne tarih ne de millet sizleri affetmeyecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)