GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:64
Tarih:25.02.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Sayın milletvekilleri, bir günde 6 kadının katledilmesi kadın cinayetlerinde gelinen noktayı açıkça ortaya koymaktadır. Sadece yirmi dört saat içinde 6 kadının sırf kadın olduğu için yaşam hakkının gasbedilmesi toplumsal ve siyasal bir kriz olarak ele alınmalıdır. Acilen kapsamlı bir eylem planı yapılmalıdır. Katledilen kadınların yaşam öyküleri ve onların ölümüne neden olan süreçler durumun yakıcılığını gözler önüne sermekte, şiddetin münferit olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle beslenen sistematik bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır. Bu ülkede boşanmak isteyen kadınlar erkek şiddetinin hedefi olurken ara buluculuk gibi mekanizmalarla boşanmayı zorlaştırarak, nafaka hakkına göz dikerek bu suça devlet ortak olmaktadır.

(Uğultular)

KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Sizi çok ilgilendirmiyor galiba ama lütfen, dinlerseniz iyi olur. Vallahi erkekler sabote ediyorlar konuşmamızı, lütfen Başkan... (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Evet, değerli arkadaşlar lütfen...

KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Gebze'de Aylin Polat'ın ve Van'da Gönül Alkan'ın hakkında koruma kararı olmasına rağmen katledilmesi kadınların koruma talep etmesine rağmen korunmadığının, yasaların uygulanmadığının, faillerin bundan nasıl cesaret alarak bu cinayetleri işlediğinin göstergesidir. Tüm bu yaşananlar, kadına yönelik şiddetle mücadelede var olan mekanizmaların kadınları korumadığını, mekanizmaların içinin bilinçli olarak erkek devlet aklı tarafından boşaltıldığını göstermektedir. Ayrıca sığınma, ekonomik destek ve psikososyal destek mekanizmalarının da hayata geçirilmediği çok açık bir şekilde ortadadır. Kadın katliamları en çok aile kurumu içerisinde işlenmektedir. "Aileyi güçlendireceğiz." diyerek Aile Yılı ilan ettiniz ancak güçlendirmeniz gereken aile değil, kadınlardır. "Aile Yılı" adı altında hayata geçirilen politikalar daha çok kadının katledilmesine neden olmaktadır. Şiddet gören kadınlar karakollara başvurduğunda korunmak bir kenara şiddet gördüğü evlere geri yollanmaktadır. Kadına yönelik suç işleyen faillere iyi hâl indirimlerinin uygulanması, cezasızlık politikalarıyla ödüllendirilmesi failleri güçlendirmektedir. Gülistan Doku hâlâ bulunamamışken, şüpheliler etkili bir şekilde soruşturulmamışken, benzer şekilde İpek Er, Nadira Kadirova, Garibe Gezer, Rojin Kabaiş gibi daha nice kadının şüpheli ölümü ortadadır ve yeterli soruşturma yapılmamaktadır.

Kadına karşı işlenen suçların üzerine etkili şekilde gidilmemesi, LGBT+'ların kriminalize edilmesi, nefret söylemi, erkek şiddeti, cinsel taciz ve cinsel saldırı dosyalarında etkin bir soruşturma yürütülmemesi, cezasızlık politikalarıyla erkek failler yargı eliyle cesaretlendirilmeye devam edilmektedir. Tek bir erkeğin kararıyla kadınların, LGBT+'ların yaşam güvencesi ve eşit haklara erişiminin teminatı olan İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmıştır. 2025 yılında katledilen 294 kadının büyük çoğunluğu boşanmak isteyen kadınlardır. Aynı yıl içerisinde 297 kadının ölümü şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmiştir. Bu ülkede tehdit altındaki kadınlar "Bir yerden düşersem intihar süsü verilirse öldürürdüm." demektir. diye paylaşım yapmak zorunda kalıyorlar. İstanbul Sözleşmesi'nin her bir maddesi bu yaşamları korumaya dönük yükümlülükler içermesine rağmen Sözleşmenin feshedilmesi, cinsiyetçiliğin, nefret suçlarının körüklenmesine dönük politikaların savunulması, kadın cinayetlerindeki artışların temel nedenidir.

Kadın cinayetlerindeki artışın ardındaki yapısal nedenlerin araştırılması, yaşam hakkı korunmayan kadınların hangi kamusal ihmaller ve sorumluluklar nedeniyle korunmadığının açığa çıkarılması, mevcut yasal düzenlemelerin neden etkili biçimde uygulanmadığının tespit edilmesi ve kadınların özgür ve eşit yaşamını esas alan yeni, caydırıcı ve bütüncül politikaların hayata geçirilmesi amacıyla bu önergeyi desteklemeniz gerekiyor. Bu önergeye "hayır" oyu veren her bir kişi kadın cinayetlerinden sorumlu olacaktır ve hele buna "hayır" oyu veren her kadın kendi yaşam hakkını, kendi çevresindeki kadınların da yaşam hakkını korumadığının farkında olmak zorundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Konukçu, lütfen tamamlayın.

KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Tamamlıyorum.

Buradan tüm kadınlara seslenmek istiyorum: Yaşam hakkımızı korumak, eşit ve özgür yaşamak için bir araya gelelim. Biz olmazsak bu dünya dönmez, bu gücümüzün farkında olalım ve içimizdeki öfkeyi isyana dönüştürerek 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde meydanları, alanları dolduralım; patriarkal kapitalizme bu dünyayı dar edelim. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)