| Konu: | Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Tekin Bingöl’e, şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'a, Hocalı katliamının yıl dönümüne, TÜİK’in yayınladığı evlenme ve boşanma istatistiklerine, gündüz kuşağı programlarına, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın ilan ettiği hedefe, 21 Nisan 2021 tarihinde açıklanan 1 Milyon Yazılımcı Projesi'ne, TÜİK'in Yaşam Memnuniyeti Araştırması'na ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 25.02.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'un grubumuzu saat 15.00'te ziyaret edecek olması nedeniyle konuşmamızı öne çektiniz, size teşekkür ediyorum, milletvekili arkadaşlarımıza da sabırları için teşekkür ediyorum.
Efendim, bugün Balıkesir'de görev uçuşu sırasında meydana gelen kaza kırımda şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'a Allah'tan rahmet, ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimize başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Teknik incelemenin ve adli sürecin şeffaflık ve ciddiyetle yürütülmesi, aynı zamanda, benzer riskleri azaltacak kurumsal derslerin çıkarılması esastır. İlgili kurumlarımızın yürüttüğü çalışmaları yakından takip ediyor, kazanın tüm boyutlarıyla aydınlatılmasını temenni ediyoruz.
Başkanım, bugün Hocalı katliamının yıl dönümü. 26 Şubat 1992'de Hocalı'da yaşanan ve sivillerin hedef alındığı büyük acıyı yıl dönümünde saygıyla anıyoruz. Hocalı, sivillerin, çocukların ve yaşlıların bedel ödediğini hatırlatan sarsıcı bir vicdan imtihanı olarak hafızamıza kazınmıştır. Maalesef, bu şahit olduğumuz ne ilk ne de son imtihandır. Bosna'dan Filistin'e, Hocalı'dan diğer mazlum coğrafyalara uzanan bu ihlaller, evrensel hukuk normlarının iddia edildiği gibi kapsayıcı olmadığını, coğrafi bir seçicilikle malul olduğunu bizlere acı bir şekilde göstermektedir. Hocalı'da hayatını kaybeden masumları rahmetle anıyor, dost ve kardeş Azerbaycan halkının acısını paylaşıyor, bölgede sağlanan kalıcı barış düzeninin sürekliliğini temenni ediyoruz.
Başkanım, TÜİK, mutat olduğu üzere belli konularda istatistikler yayımlıyor. Bu hafta yayımlanan istatistikler evlenme ve boşanma rakamları açısından Türkiye toplumu adına oldukça endişe vericiydi. 2024 yılı verilerine göre yıllık evlilik sayısı 17 bin adet azalmış fakat aynı şekilde, boşanma sayısı ise 5 bin adet artmış. İlk evlilik yaşı kadınlarda 26, erkeklerde 28'e ulaşmış durumda ve 2025 açısından acı verici bir tablo boşanmaların üçte 1'inin evliliğin ilk beş yılında gerçekleştiğini gösteriyor.
İlgili kurumlar ailenin çöküşünün sosyal medya ve dijital yozlaşmadan olduğunu söylüyor ancak maalesef birçok veri farklı konulara dikkatimizi çekiyor. Derinleşen ekonomik sorunların, toplumun içinde bulunduğu güven bunalımının, geçen yıl neredeyse 70 milyon kutuyu aşan antidepresan kullanımına sebep olan sorunların iktidarın gündeminde olmadığını görüyoruz. Bakanlık aileyi korumak adına evlilik kredileri gibi maddi teşvikleri hayata geçiriyor ama sadece bir düğünden ibaret değil bir evlilik, bir yuvayı kurmak, onu sürdürmek bir defalık kredilerle de olacak işler değil. Bunlar elbette faydalı, kabul edilebilir ama kesinlikle yetersiz konulardır ve kapsayıcı bir yol haritasına işaret etmiyor. Üstelik, 30 yaşın üstündekileri evlilik açısından teşvik etmek gerekiyorken 30 yaş üstü vatandaşlarımız da bu desteğin tamamen dışında bırakılmıştır. Diğer açıdan, gençlerin geleceğe dair istikrarlı bir bakış açısı yok, bir güven duygusu yok. Her 10 gencimizden 7'si geleceğe dair bir plan yapamadığını söylüyor yani 10 gencin sadece 3'ü yani üçte 1'i yani yüzde 30'u sadece gelecek için umut vaat ediyor ve bunun da bir sonucu olarak 2025 yılında antidepresan kullanımı 70 milyon kutuyu aşmış durumda ve bunun da 18-35 yaş aralığında artış gösteren bir kullanımı var. Ailenin birliğini korumak, gençlerin evlenmesini sağlamak, yeni nesillerin aramızda olmasını istiyorsak sosyal medya regülasyonlarından önce, geçici kredilerden önce gençlerimize kendilerini mutlu ve güvende hissedebilecekleri bir yönetim tasarımı; kendi ayakları üzerinde durabilecekleri, gelecek inşa edebilecekleri bir fırsat yaratmamız gerekiyor.
Yine, TÜİK'in 2025 memnuniyet araştırmasına da baktığımızda aynı sorunu burada da açık bir şekilde görüyoruz. İnsanlar hayatlarından memnun değiller ve bir evlilik kurmak konusunda da oldukça müteredditler. Peki, Bakanlık meseleyi sosyal medyaya havale etmekle yetiniyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - O hâlde buyurun, sosyal medya değil geleneksel medyada, konvansiyonel medyada mübarek ramazan ayında iktidarın kontrolünde olan ATV'de bu hafta Esra Erol'da hangi konuların tartışıldığına bakalım da bu gençler her gün evlere kanalizasyon gibi akıtılan bu yayınları izlediklerinde kendilerine, aile kurumuna ve topluma olan güvenlerini nasıl sağlayacaklar görelim. Bu kadar çirkinliğin bu kadar göz önüne çıkartılması insanın doğasına aykırıdır. Türkiye toplumu az sonra sayacağım 5-6 örnekteki kadar çirkin ve çürümüş bir toplum değildir. Ama Leyla Şahin Hanım'a buradan özel olarak bir hanımefendi olarak seslenmek istiyorum: Bu gündüz kuşağı rezaleti programlarını lütfen birinci dereceden gündeminize alınız. Esra Erol'un programında Mehmet ve Gizem çifti çıkmış, Mehmet Gizem'in kendisini terk ederek eski dinî nikahlı eşi Abdulkadir'e kaçtığını iddia etmiş. Ferhat ve Gülendam ise günlerce çocuklarının DNA raporunu ekranlarda tartışmışlar. Orhan ve Rabia çiftinde ise Orhan'ın evlilik vaadiyle aldatıldığına dair âdeta evlilik çetesi gibi bir kurgudan bahsediliyor. Gülzade ve Aydın çiftinde ise Gülzade Hanım eşi Aydın'ın kendisinden 20 yaş küçük olan -eşi de kendisinden 20 yaş küçük- Reyhan isimli bir kadınla aldattığını savunuyor. Seher ve Şahin İlerisoy çifti ise -bunlar evli- birbirlerini hırsızlık ve sadakatsizle suçlayarak saatlerce Türk toplumuna bu kirliliği, bu cerahati, bu irini akıtıyorlar. Necati ve Gülşah çiftinde ise Necati on dört yıllık eşinin çocuklarını terk ederek kaçtığını söylüyor. Şimdi, Allah aşkına, Türk toplumunun özeti bu mudur? Ve biz bunları iktidarın kontrolünde olan bir yayın organında her gün yıllardır izlemek zorunda mıyız? Ve bu yayın organı doğrudan...
Bir şey mi diyorsunuz Vekilim? Evet, tam ne dediğinizi duyamadım ama iyi bir şey dediğinizi zannediyorum, Oğuz Bey vicdanlı bir insansınız.
Doğrudan kamu bankalarıyla finanse edilen, doğrudan iktidarın gündeminde, Albayrak ailesinin güdümündeki bir kanalın yaptıklarını iktidardan ayrıştırmamız mümkün değildir. Üstelik RTÜK'ün muhalif kanal yayın organlarına çok basit gerekçelerle çok yüksek cezalar kestiği bir dönemde bu kanallara herhangi bir ceza kesilmediğini görüyoruz. Sayın Mehmet Daniş'in de bunlara el atacağını düşünüyoruz.
Sayın Başkanım, Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Osman Aşkın Bak GENÇ2030 projesi kapsamında 2030'a kadar 100 bin yapay zekâ girişimcisini eğitmeyi hedeflediklerini ilan etmiş. Yani yeterli mi bilmiyorum ama bunu düşünmüş olmaları iyi fakat bunu okuyunca aklıma direkt Sayın Berat Albayrak'ın 21 Nisan 2021 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı olarak açıklamış olduğu "Üç yılda 1 milyon yazılımcı." vaadi geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayalım.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Burada AK PARTİ'li Grup Başkan Vekillerimiz gerektiğinde Sayın Bakanlarımızdan anında bilgi alarak bizi bilgilendiriyorlar. Ben merak ediyorum, Sayın Usta ilgili bakanlıklardan bilgi alarak 21 Nisan 2021 tarihinde Sayın Berat Albayrak'ın açıklamış olduğu üç yılda 1 Milyon Yazılımcı Projesi'nin ne aşamaya geldiğini; o dönem kaç gencin bu projeden faydalandığını, kaçının istihdama katıldığını ve bu projenin akıbetini acaba bizimle paylaşabilir mi diye rica ediyorum.
Sayın Başkanım, TÜİK'in Yaşam Memnuniyeti Araştırması'nı az önce referans verdim; bu araştırmaya baktığımızda, özellikle bütçe döneminde burada iktidar partisi milletvekillerinin büyük bir sahne performansıyla anlattığı kadar milletimizin mutlu ve mesut olmadığını görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Mutluluk Endeksi kadınlarda yüzde 55, erkeklerde yüzde 51 olarak ölçülüyor ve birçok açıdan insanlar 1'inci sırada hayat pahalılığından şikayetçi, 2'nci sırada yoksulluk -ki aynı çerçevede- 3'üncü sırada eğitim; biz burada insanların aldığı eğitim hizmetlerini de yeterince tartışamıyoruz maalesef, 4'üncü sırada gündüz kuşağı programlarından müşteki yüzde 9,7 ahlaki ve toplumsal değerlerin bozulması, 5'inci sırada adalet ve hukuk, 6'ncı sırada işsizlik, 7'nci sırada uyuşturucu ve alkol. TÜİK'in açıkladığı bu yedi maddeyi iktidar önüne alsın, şöyle bir yıllık, iki yıllık bir programla gelsin ve Meclisten de ne destek istiyorsa burada bütün partiler biz vermeye hazır olalım ama Türkiye güvenli, mutlu mesut insanların yaşadığı bir ülkeye dönsün diyor, teşekkür ediyorum.