GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:63
Tarih:24.02.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Birkaç ay önce İYİ Parti olarak yeni nesil çeteler suç şebekeleri hakkında bir araştırma önergesi verdik, bunlar ülke güvenliği açısından son derece büyük bir risk oluşturuyor, gelin bunları araştıralım ve bunlarla ilgili birtakım önlemler alalım dedik ama her zaman olduğu gibi iktidarın kalkan elleriyle reddedildi.

Değerli arkadaşlar, Küresel Organize Suç Endeksi'nde 2023 yılında 14'üncü sıradaymışız, 2025'in raporları geçtiğimiz günlerde açıklandı, maalesef bu konuda karnemiz giderek kötüleşiyor. Dünyada 10'uncu sıraya çıkmışız yani Türkiye artık Küresel Organize Suç Endeksi'nde 10'uncu sıraya yükselmiş durumda. Bu Türkiye için son derece büyük bir tehlike. Bunu niye söylüyorum? Geçtiğimiz günlerde Meksika'da bir kartel grubuyla devlet güçleri arasında büyük bir çatışma yaşandı, ülke neredeyse bir iç savaşa gidiyordu. Aslına bakarsanız Türkiye'nin içinde bulunduğu durum da yavaş yavaş Meksika ve o coğrafyadaki uyuşturucu kartellerine benzer bir duruma dönmüş durumda. Niye söylüyorum bunu? Geçtiğimiz günlerde bir vatandaşımız bana ulaştı, bir dosya verdi, dedi ki: "Ben kendi hâlinde şu bölgede yaşayan biriyim, bir iş adamıyım, birkaç işletme kurdum, bir restoran kurdum. Restoranımı açar açmaz, bir süre sonra cep telefonuma mesajlar gelmeye başladı; ailemin detayları var, evimin detayları var, iş yerimin detayları var. 'Bunların hepsini biliyoruz, bize şu kadar para vermezsen şunu yaparız, bunu yaparız.' Polise gittim, hiçbir netice almadım. Polise gider gitmez, ertesi gün yeniden bir mesaj aldım 'Polise gittiğini biliyoruz, şimdi fiyatı da artırdık, gereğini yapacaksın.'" Şimdi, böyle bir atmosferde ne sokaklar bizim için güvenli olabilir ne de insanlar yatırım yapabilir ve maalesef, sayıları artık 10'ları aşmış bu sokak çeteleri Türkiye için, Türk milleti için, gençler için ve Türkiye'nin istikbali için çok büyük bir tehdit oluşturmaya başladı.

Geçtiğimiz günlerde çok önemli bir olay Türkiye'nin gündemine geldi. Neydi bu olay? "Casperlar" adında bir çete, bu çetenin bir üyesi Almanya'da yakalandı, Alman istihbaratı yaptığı araştırmada bu çete üyesinin cep telefonunda çok önemli bulgulara ulaştı. Cep telefonunda Türk Emniyet birimlerinden, Türk yargı bürokrasisinden kendisine gönderilmiş mesajlar vardı, bilgiler vardı. Gereğini yaptı ve Türkiye'yi uyardı, Türk Emniyetine, Türk istihbaratına bu bilgileri verdi ve bu bilgiler Türk Emniyeti tarafından araştırıldığında karşımıza korkunç bir tablo çıktı. Neydi bu tablo, biliyor musunuz? Çok sayıda kişinin, Emniyet mensubunun, yargı mensubunun çete üyeleriyle bire bir ilişkileri vardı. Çete üyeleri bu kişilerden para karşılığı bilgi talebinde bulunuyor ve kendileriyle ilgili, çete üyeleriyle ilgili, hedef kişilerle ilgili çok önemli bilgileri tek tek topluyorlardı. Sadece bir yerden olsa bu bilgi, diyeceğim ki haydi, bir yerde bir problem var fakat maalesef, listeye baktığımızda -şimdi tek tek anlatacağım nelerin olduğunu- korkunç şeylerle karşı karşıya kaldık. Nedir bu? Mesela, POLNET'in ekran görüntüsünü Esenyurt'taki emniyet birimleri çetelere ulaştırmış. Mesela, Bakırköy Adliyesindeki zabıt kâtibi oradaki çete üyelerine kendileri hakkında kırmızı bülten var mı, yok mu, yargı ne aşamada bilgisini sızdırmış. Bursa'da yine, hedef kişilerin TC numaraları verilmiş. İstanbul güvenlik timleri oradaki bilgileri yine, çete üyelerine ulaştırmışlar. Mesela, Ankara Asayiş Şubesinde EUROPOL'un suç örgütü listesi yine, buradaki şebekelere aktarılmış. Mersin Narkotik kişilerin kimlik bilgilerini vermiş, Van Narkotik örgüt üyelerinin bilgilerini vermiş. Bursa'daki emniyet birimlerimiz yine, fotoğraflar, telefon numaraları ve adresler vermişler.

Şimdi, bunları niye söylüyorum? Devletin içerisine bu kadar yuvalanmış bu şebekeler yarın başımıza çok daha büyük bir tehdit oluşturacak, bunlarla çok ciddi bir mücadele etmenin zamanı geldi de geçiyor. Adalet Bakanlığı, Emniyet birimleri, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat; bütün birimlerimiz bu konuda son derece dikkatli olmak zorunda. Aksi hâlde, biz sokaklarda bu güvenliği sağlayamazsak, sokaklarda bu emniyeti temin edemezsek ne yavrularımızın istikbalini garanti altına alabiliriz ne de yatırım yapmak isteyen insanların geleceğini teminat altına alabiliriz.

Peki, bu olayla ilgili haber yapan bir gazeteci... Kimdir bu gazeteci?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu gazeteci Alican Uludağ; kendisi yargı muhabiridir, Emniyet muhabiridir, on sekiz yıldır görevini hakkıyla ve layıkıyla yapan bir kişidir, bu olayı kendisine gelen bilgi çerçevesinde kamuoyuyla paylaşmıştır. Peki, hemen ardından ne oldu? Hemen ardından, kendisiyle ilgili TCK 301'e göre denildi ki: "Yargıyı aşağılıyorsun." Kendisini hemen aldılar, derdest ettiler. Nerede? Ankara'da. Aldılar, İstanbul'a götürdüler. Peki, ne yaptılar? İstanbul'a götürürken 10 polis evini bastı, küçücük yavruların iki gözü iki çeşme babalarının arkasında kaldı ve Alican Uludağ İstanbul'a götürüldü. Sonra, baktılar bu haberle ilgili hiçbir suç unsuru yok, hiçbir yere oturtturamadılar ama bir kere almışlardı, hedef de belliydi, o zaman hadi dönelim geçmişine bir bakalım dediler. 2025 yılı içerisindeki bütün "tweet"lerini, X mesajlarını tek tek incelediler, hiçbir şey bulamadılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sonra dediler ki "Aslında kendisi Cumhurbaşkanına hakaret etmiştir, kendisi halka yanıltıcı bilgi vermiştir." Peki "Hangi X mesajı?" "Önemli değil, bir şekilde buluruz." ve Alican Uludağ maalesef demir parmaklıkların arkasına takılmıştır. Kendisi oradan bir mesaj verdi, diyor ki: "Bu ülkede gazetecilere değer görülen yer ya mezar ya da cezaevidir. Şikâyetçi değilim, gazeteciliğe ihanet etmedim, kalemimi satmadım, korkup biat etmedim, bedelini de ödemekten şikâyetçi değilim."

Allah aşkına, iktidar mensuplarına sesleniyorum: Siz iktidara gelirken hangi sözleri vermiştiniz? Hiç aklınıza gelmiyor mu iktidara gelirken verdiğimiz taahhütler, o dönemde parti programınıza koyduğunuz vaatler, seçim beyannamenize koyduğunuz vaatler? Bakın, ben size hatırlatacağım, diyorsunuz ki: "Basın ve ifade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır." Ben söylemedim, bunu siz söylediniz. "AK PARTİ iktidarında bu özgürlükler evrensel standartlara ulaştırılacaktır." Bu sözü siz verdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çömez, teşekkür için açıyorum, lütfen tamamlayın.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - "Basın üzerindeki her türlü siyasi ve ekonomik baskılar kaldırılacaktır. Gazeteciler yazdıkları yazılar nedeniyle cezalandırılmayacak, eleştiri ve haber yapma hakkı korunacaktır." Birçok konuda verdiğiniz sözleri unuttuğunuzu biliyoruz ama basın özgürlüğü bu ülkede demokrasi için vazgeçilmezdir, artık diyoruz yeter. Sokak çeteleriyle uğraşan, onlarla ilgili haber yapan bir medya mensubunu önce içeriye atacaksınız, sonra suç unsuru bulunmayınca da bir şekilde suç üretmeye çalışacaksınız ve verdiğiniz vaatler, verdiğiniz sözler ortadayken bunu yapacaksınız. Türkiye'de demokrasinin kurumsallaşması şart, demokrasinin kurum ve kurallarının işlemesi şart. Bunun için gerçek gazetecilerin, sadece doğruların yanında olan, halkın menfaatini gözeten, hiçbir güce boyun eğmeyen gazetecilerin hakkının, hukukunun korunması lazım. Bu konuda olması gerekenleri bir kez daha iktidar mensuplarına hatırlatıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, sağ olun.