GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:62
Tarih:18.02.2026

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; şuradan başlamak lazım: Bu emperyalist, kapitalist, faşist bir uygulamanın son halkalarından biridir. Bu ülkede demokrasiyi araçsallaştıran, hukuku araçsallaştıran, özgürlükleri araçsallaştıran, kendi düzenini kuran bir yapıdan siz hiçbir şey bekleyemezsiniz. Yoksulluk, fakirlik, açlık, sefalet, biat, korku bütün bunlar AKP ve saray iktidarının temel kavramlarından biridir. Bu yasa teklifine gelince de millî parklar ve diğer bütün millî kamu kaynakları, kamu yararı, çevre etki değerlendirme raporları; aynen demokrasi, hukuk ve diğer kamu yararı adı altında hangileri araçsallaştırıldığıysa bugün de kendi batırdıkları bu güzelim ülkenin çaresizliğini ortaya koyan ama bu çaresizlik üzerinden bile rant, kâr devşiren bir anlayışla karşı karşıyayız. Ya, hiç mi vicdan yok insanda, hiç mi bir yapı yok? "Millî" yazmışsınız, 5 bakanlığın görevini bir genel müdürlüğe veriyorsunuz. "Millî" yazmışsınız, 9 Anayasa kavramına, maddesine aykırı bir kanunu gündeme getirmişsiniz. "Millî" yazıyor üzerinde komisyonda çoğunluk esasına göre "Ben yaptım, oldu." "Ben ne istersem onu yaparım." "Ne getirirsem onu geçiririm." anlayışına hâkim bir tutum içerisindesiniz. Değerli arkadaşlar, bunlar: Millî parklar millî anıtlar, doğal varlıklar, su kaynaklarımız yani doğal olan ne varsa sizin babanızdan size miras kalmadı, bunlar 86 milyon insanın temel hakkıdır. Kimsenin bunları yandaşlarına, kendi şirketlerine peşkeş çekme hakkı yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Ne var bu yasa teklifinde? 60 bin suç işlemiş avcıya af var. "Parayı ver, suç işle; parayı ver suç işle." Başka ne var? "Hukuka ihtiyaç duymadan yasak binaları istediğim gibi yıkarım ama ihtiyacım varsa kendime göre kullanırım." Hukuku devre dışı bırakma operasyonu var. Başka ne var? Bu ülkenin çok önemli, üstün koruma özelliğinde olan, var olan bütün millî parklar, millî anıtlar, su havzaları, bütün bu kaynakları yol, inşaat, petrol ve değişik gerekçelerle izin verme olanağına sahip. Ya, yetmedi mi? Cumhurbaşkanı oradan tahsis ediyor. Ormanları yağmaladınız, meraları yağmaladınız, dağı taşı yağmaladınız, her yere her şekilde izin verdiniz; şimdi, millî parklara geldi. Bu da yetmedi, millî parkların içerisinde inşaat yapacaksınız, kendi arkadaşlarınıza vereceksiniz, kırk dokuz yıl onları çalıştırdıktan sonra bir ekonomik performansına bakacaksınız, kâr ediyorsa bir kırk dokuz daha vereceksiniz. Yahu, ondan bundan utanmıyorsunuz, sıkılmıyorsunuz, hiç olmazsa gelecekte çocuklarınızın size soracağı sorulardan utanmaya çalışın. (CHP sıralarından alkışlar)

Başka bir mesele, başka bir mesele değil arkadaşlar, iktidarın karnesini ortaya koyalım. 1923-2002; yetmiş dokuz yıl, yetmiş dokuz yıl, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün hükûmetlerinin vermiş olduğu maden izni 1.186. 2002-2023; verilen maden ruhsatı sayısı 386 bin.

CAVİT ARI (Antalya) -

Yazıklar olsun!

ORHAN SARIBAL (Devamla) -

Evet, yazıklar olsun!

Ya, ne olacak bu böyle? Nereye gidecek? Yine aynı rakamlar değerli arkadaşlar, 2002'de ormanlardan kesilen alan 8 milyon metreküp kereste ve odun, 2024 yılında ise 24 milyon metreküp. Doymuyor musunuz arkadaşlar? Nasıl bir açlık bu, nasıl bir umursamazlık? Bu sizin değil 86 milyonun temel kaynakları, bunları nasıl istediğiniz gibi keyifli harcayacak bir noktaya gelebiliyorsunuz? Buna nasıl razı olabiliriz? Bunu nasıl istediğiniz gibi yapma hakkını kendinizde görüyorsunuz? Yine, değerli arkadaşlar, çok net ve açık bir şey söyleyelim: Hukuk ve adaletin tüketildiği bir tarihsel dönemi hep beraber yaşadığımızı biz net bir şekilde biliyoruz. Bu kanunla aslında yapmak istedikleri çok net, diyorlar ki halka, topluma, herkese aynı şeyi söylüyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Teşekkür ederim Başkan.

"Biz bu ülkenin ekonomisini de bütün değerlerini de bitirdik; yedik, içtik, yandaşlarımıza peşkeş çektik, 4 trilyon dolar kaynağı yok ettik." Bugün ülke çaresiz, bugün ülke bitik, bugün ülke yoksul, bugün ülke beş kuruşa muhtaç ama 86 milyon insanın sırtından vergi ve haraç toplayarak "Bu ülkenin bütün kaynaklarını net bir şekilde kendi çıkarımız için yönetiriz." diyorlar. Yani şunu net bir şekilde söylemek ve açıkça ifade etmek lazım, yüksek sesle söylemek lazım: Bu düzen faşizmdir. Bu düzen kamu kaynaklarını yağmalamaktır. Bu düzen bu ülkenin 86 milyonuna ait ne kadar doğal alan varsa onları yandaşlarına peşkeş çekmektir. Açıkça bu düzen haramilerin düzenidir. Bu düzeni yıkacağız, bunun yerine aydın, demokratik bir düzen kuracağız. Kahrolsun faşizm! (CHP sıralarından alkışlar)