| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 62 |
| Tarih: | 18.02.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu gece başı rahmet, ortası mağfiret, sonu azaptan kurtuluş olan mübarek Ramazan ayına kavuşuyoruz. Bu mübarek ayın İslam alemine, Türkiye Cumhuriyeti'ne, aziz Türk milletine bolluk, bereket rahmet, huzur, kardeşlik ve birlik beraberlik getirmesini temenni ediyorum, getirmesini diliyorum ve bu güzel tebrik ediyorum.
Değerli arkadaşlar, Türkiye dünyanın en yüksek gıda enflasyonunu yaşıyor. Dünyadaki en yüksek gıda enflasyonu Türkiye'de. Başka ülkelerde gıda enflasyonu düşerken Türkiye'de artıyor. Et fiyatları ulaşılmaz oldu, meyve sebze fiyatları ulaşılmaz oldu, et fiyatı Avrupa'nın iki katına geldi. Bunun sebepleri çok, burada müteaddit defalar konuştuk ve iktidarı bu konuda görev almaya, vazifesini hakkıyla ve layıkıyla yapmaya hep davet ettik ama ne yazık ki her geçen ay bu dram, bu problem giderek derinleşti. Biz diyoruz ki: Aziz Türk milletinin ucuz ve kaliteli gıdaya ulaşım hakkı olmalı, ulaşım umudu olmalı. Niye bunu söylüyorum, biraz sonra anlatacağım. Çocuklara bakalım: Dünyada en fazla çocuk ölümünün yaşandığı ülkelerden bir tanesi Türkiye. Avrupa'da özellikle komşumuz Bulgaristan'da ve Yunanistan'da çocuk ölüm oranları azalırken bizim üçte 1'imiz, dörtte 1'imizken bizde 0-5 yaş arası çocuk ölümleri maalesef rekor kırıyor. Doğum oranları azalmış ve ne yazık ki bu ülkede 1 milyona yakın yavrumuz okuluna gidemez hâle gelmiş, 700 binden fazla çocuğumuz çocuk işçisi olmuş ve ne yazık ki her yıl biz 100'e yakın evladımızı, çocuğumuzu okulda olması gerekirken fabrikalarda, iş yerlerinde çocuk iş kazalarından kaybediyoruz. 600 bin çocuk dosyası var; bir kısmı suça sürüklenmiş, bir kısmı mağdur. Her yıl 25 bin çocuk istismarı dosyası geliyor adli makamlara ve bu ülkede her 4 çocuktan 1'i akşam yatağa aç giriyor, sabah yataktan aç kalkıyor, okuluna anneleri maalesef onların yanına beslenme çantalarını koyamıyor ve biz bu Mecliste bu çocukların yaşama hakkını, bu çocukların gelecek hakkını, bu çocukların istikbalini konuşamıyoruz, onların umudunu konuşamıyoruz.
Kadınlarımız, sokakta yürüyemez oldu kadınlarımız. AK PARTİ iktidarı döneminde 10 binden fazla kadın sokaklarda cinayete maruz kaldı ve hayata veda etti. Amerika Irak'ı işgal ettiğinde 4.500 askerini kaybetti. AK PARTİ iktidarı döneminde 10 binden fazla kadın ne yazık ki hayatını kaybetti. Kadınların tenceresi boş, buz dolabı boş, tenceresi kaynamaz oldu ve kadınlar yavrularını akşam yatağa aç koyar hâle geldiler. Kadınların umudu ne olacak? Onu sormak istiyorum. Bu ülkede kadınların umudu ne olacak? Onunla ilgili umut hakkını konuşmamız gerekmiyor mu?
Gençler, 5 milyondan fazla gencimiz maalesef evinde umudunu kaybetmiş, hayallerini kaybetmiş, gelecek kaygısıyla, çaresizce bekler olmuşlar. Büyük bir iş gücü potansiyeli, inanılmaz bir sosyal sermaye ve ne yazık ki gençler umutlarını kaybetmiş.
Asgari ücretli, emekli, milyonlar bu ülkede açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmişler. Özellikle emeklilerimiz akşam çarşıya pazara çıkıp oradan ezilmiş, çürümüş ürünleri toplamaya maalesef mecbur kalmışlar, mecbur bırakılmışlar ve bu ülkede derinleşen bir sefaletin esaretinin pençesine düçar olmuşlar. Çiftçi, esnaf kan ağlıyor. Gidin, icra dosyalarına bir bakın, 25 milyondan fazla icra dosyası var ve maalesef esnaf kan ağlıyor. Şu anda, esnaf ciddi bir şekilde çaresizce gelecek kaygısı yaşıyor. Köyler boşalmış, girdi maliyetleri sebebiyle çiftçilerimiz maalesef büyük bir ızdırap içerisinde, çiftçi sayısı azalıyor, köylerde gençler kalmaz olmuş, yaşamaz olmuş ve tarlalar ekilmez olmuş ve maalesef bugün, Türk tarımı ve Türk hayvancılığı büyük ölçüde ızdırap çeker olmuş. 2002'den bugüne baktığımızda, Türk gıda ihracatına baktığımızda ne yazık ki Türkiye tam 58 milyar dolar gıdada açık vermiş yani dış ticaret açığı vermiş. Oysa, sizin "eski Türkiye" dediğiniz dönemde, işte, o yıllarda Türkiye dış ticarette, gıdada fazla veriyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ülke ekonomisi tefeciye düçar olmuş, tefeci parasına mahkûm ve mecbur bırakılmış. Dışarıdan, tefeciden aldığınız yüksek faizli kredilerle bu ülkenin ekonomi gemisini yüzdürmeye çalışıyorsunuz, bundan dolayı tefeci yüksek faiz, düşük kurla cebini doldururken Türk sanayicisi maalesef bu ekonomi politikalarından dolayı büyük bir darbe almış, sadece tekstilde 500 bin kişi, ayakkabıcılık sektöründe 300 binden fazla işçimiz iş imkânlarını kaybetmiş, işini kaybetmiş ve sanayi bugün sökülerek ya kapısına zincir vurmuş, kilit vurmuş veyahut da Mısır'a gitmiş, Doğu Avrupa ülkelerine gitmiş, sanayicinin umudu kalmamış.
Şimdi, bütün bunları alt alta koyduğumuz zaman bu ülkenin bir umut hakkı olması lazım, çocuğun umut hakkı olması lazım, kadının umut hakkı olması lazım, gençlerin umut hakkı olması lazım, yaşlının, emeklinin, işçinin, köylünün umut hakkının olması lazım. Böyle bir atmosferde, biz, onların umut hakkını konuşmak yerine, bir teröristbaşına verilecek umut hakkını konuşuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu Parlamento, bu bahsettiğim bütün sorunların çözümünün adresi olması lazım. Bu yüce Meclisin çatısı altında demokrasinin kurum ve kurallarının işler hâle gelmesi lazım, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi lazım, insan haklarının kurumsallaşması lazım, özgürlüklerin kurumsallaşması lazım. Yanı sıra, devlet kurumlarının şeffaf ve denetlenebilir hâlde yönetilebilmesi lazım ki anlattığımız bütün bu sorunlardan bu ülkeyi kurtaralım ama ne yazık ki biz parlamentoda bütün bunları konuşabilmek yerine, parlamentoda yasa dışı bir şekilde, Anayasa'da olmayan, hukukta olmayan, yargıyla veyahut da mahkeme kararıyla kurulmamış olan ve yasada yeri olmayan, bir tek imzayla kurulmuş bir Komisyondan umut hakkını konuşur hâle geldik ve bugün ortaya çıkan Komisyon raporuna baktığımızda, özüne baktığımızda, ruhuna baktığımızda bir tek çare var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun son kez Sayın Çömez.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sanki bütün bu problemlerin çaresi, İmralı canisine, 50 bin kişiyi katletmiş İmralı canisine özgürlük, ona İmralı'da yapılacak olan küçük bir saraycık ve askerimizi, polisimizi şehit etmiş, 9 bin teröristin entegrasyon hakkı, onların iş hakkı ve güvenliği konuşuluyor. Yüce parlamentoya böyle bir Komisyon raporunun gelmesini ben İYİ Parti'nin Grup Başkan Vekili olarak kabul etmiyorum. Parlamentonun vazifesi teröristlere af getirmek değildir, teröristbaşına özgürlük vadetmek değildir. Bu parlamentonun vazifesi, az önce bahsettiğim bütün bu sorunları, çocuğun umut hakkını, kadının olduğu hakkını, gençlerin umut hakkını, köylünün, esnafın umut hakkını ve yanı sıra, sanayicinin umut hakkını çözebilmek, o hakkı tesis edebilmek olmalıdır diyorum. Parlamentoyu, bu yüce çatıyı, Gazi Meclisi, savaş meydanlarında kurulmuş ve savaşı yönetmiş bu Gazi Meclisin çatısı altında illegal olarak kurulmuş olan bir komisyondan 50 bin kişinin katiline, bir terörist başına umut hakkının verilmesini şiddetle reddediyorum.