GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:62
Tarih:18.02.2026

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ilk teravih, ilk sahura kalkacak Müslümanlar ve bir ramazan ayı ramazan ayı on bir ayın sultanı olarak değerlendiriliyor. Tebessüme bile sadaka ödülü vadeden bir değer ikliminde yaşayacağız inşallah ve orucun hiç değilse üzerimizde iğreti de olsa bir tebessüm hâlinde tecelli etmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Rahmet ayı ve aynı zamanda da bir öz eleştiri ayı, bir noktada da kendimizi başkalarına karşı empati yapma ayı. Bu, sadece bir aç kalma ayı değil, aynı zamanda da yoksulluğu, yoksullukla beraber yalnızlığı, yalnızlıkla beraber de kul olmanın, Allah'a karşı sorumluluklarımızı yerine getirmenin de muhasebesinin yapılacağı bir ay. Yıllardır bu aylar kutlanıyor, İslamiyet gelmeden önce de oruç vardı, başka dinlerde de vardı ama maalesef İslam dünyası hâlâ orucun farkında değil, ramazanın farkında değil, recep ayının, şaban ayının farkında değil, bir Kadir Gecesi'nin farkında değil. "Her gördüğünüzü Hızır, her geceyi Kadir bilin." diyen bir gelenekten gelmemize rağmen her gördüğünü Hızır görmeyen veyahut da her geceyi Kadir olarak yaşamayan bir insani iklimde yaşıyoruz maalesef. İnşallah, Allah bizim hepimizi de insan yapar, gerçek bir insan yapar. Sureten insan olanları da sireten insan yapar diyorum. Ramazan ayımız da kutlu olsun diyorum.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, daha önce Türkiye'de bir bayram ikramiyesi tartışması yaşanmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu bir seçim öncesi bir vaatte bulunmuştu "Bin lira bir bayram ikramiyesi vereceğiz." diyerek. İktidar o zaman "Nereden alıp vereceksin?" dedi ve kamuoyunun baskısıyla daha sonra iktidar da bu bin lirayı vermeyi taahhüt etti, o günden itibaren başladı, hem ramazan ayında hem de Kurban Bayramı'ndan önce bu bin liralar veriliyordu. Ardından zaman içerisinde güya enflasyon oranında artırıldı ve şimdi 4 bin lira veriliyor. Bu dönemde de bu ramazan ayının sonuna doğru da bayram ikramiyesi olarak da 5 bin lira verileceği söyleniyor. Enflasyonla hesapladığımız zaman o gün bin liraya bir kurban alınıyordu, en müşahhas örnek, en somut örnek olarak söylüyorum ve kurban parasına yettiği gibi, bir de artıyordu bu para. Bugün ise, bugün 5 bin lira olursa bu 5 bin lirayla hiçbir şey alamayız, bir kurbanın bir bacağını bile alamayız, budunu alamayız. O nedenle, gelin... Asgari ücretin o günkü şartlarda yüzde 60'ına tekabül ediyordu. Bugünkü asgari ücretin yüzde 60'ını söylersek 17 bin lira yapıyor, yine 17 bin liraya bir kurban alamayız yani kurbana daha zaman var ama somut örnek olduğu için bunu vermek istiyorum. Başka örnekler de verebilirdim; altın örneği verebilirdim, zeytinyağı örneği verebilirdim, peynir örneği verebilirdim veyahut da mazot örneği verebilirdim, akaryakıt örneği; herkesin aklında kalsın diye söylüyorum. O nedenle, hiç olmazsa bu asgari ücretin yüzde 60'ı olan 17 bin lirayı bu vatandaşlarımıza bir bayram ikramiyesi olarak verirseniz çok iyi olur çünkü faize vermiş olduğunuz bu ocak ayındaki 463 milyara karşılık burada vereceğiniz para, 17 bin lira verdiğiniz zaman bu çok rahat bir şekilde onun çok altında olan bir para diye değerlendiriyorum. Pazara çıksa bugünkü parayla torbasını dolduramayacak, kasaba uğrasa 2 kilo et alamayacak, torununa bayram harçlığı veremeyecek. Ben bir kanun teklifi verdim, başka arkadaşlarımız da verdiler bu şekilde, "17 bin lira olsun." diyenler, "Asgari ücret olsun." diyenler de söylediler ve verdiler bu kanun teklifini, iktidar da inşallah bu kanun tekliflerine kulak verir, kendisi bir kanun teklifi olarak getirir ve 17 bin lira olarak verir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, önemli bir konuya temas edeceğim. Dün ben buradan Adalet Bakanlığının ilk defa olarak başlattığı Alo Adalet; ona bir çağrıda bulunmuştum, bir atıfta bulunmuştum, ironi yapmıştım, bir temsil yapmıştım burada, şimdi de Adalet Bakanına sesleniyorum: Alo Adalet Bakanı, dün burada bir araştırma önergesi verdik. Neydi bu araştırma önergesi? Sizin iktidar partisinin Filistin sevdasını biliyorum ama Filistin sevdası lafla değil, eylemle olur. Gazze sevdası lafla olmaz, sözle olmaz. Sayın Cumhurbaşkanının çok güzel bir sözü var, Ziya Paşa'dan atfen söyler biliyorsunuz: "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." diyerek... Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. O günden bugüne kadar hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hem de İsrail vatandaşı olan insanlar var. Bu geçen gün İsrail Hükûmeti bizzat kendi raporlarında söyledi. 121 kişinin bu süreç içerisinde İsrail'e geldiğini, hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu söyledi. Bunlarla ilgili olarak da 2 bine yakın suç duyurusu var Türkiye'de fakat Adalet Bakanı düne kadar "Türkiye bir hukuk devletidir." demesine rağmen o hukuk tecelli etmedi, bu kişiler hakkında soruşturma izni vermedi. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demez miyiz? Bu ne İsrail sevgisi demez miyiz? Bu ne İsrail vatandaşlarını koruma demez miyiz? Hani sizin Filistin sevdanız; hani nerede Gazze'deki trajedi ve drama karşı duyarlılığınız, ağıtlarınız, o Galata Köprüsü'nde yapmış olduğunuz mitingleriniz nerede diye ben size sormaz mıyım?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Beş dakika bitti, buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.

Şimdiki Adalet Bakanına "Alooo Adalet" demiyorum, "Alooo Adalet Bakanı" diyorum, hadi soruşturma izni ver. Turnusol kâğıdın senin. Daha önce bu Ali Yerlikaya Bey İçişleri Bakanı olduğu zaman burada otururken kendisine şu kürsüden seslenmiştim, demiştim ki: "Daha önceki Bakanınız döneminde çetelerden, mafyalardan çok fazla şekvacı oldunuz ama onlar bu iklimde doğdu. Hangi iklimde? Sizin iktidarınızda doğdu." "Şimdi, sizin için bir turnusol kâğıdı var. demiştim." "Ankara Belediye Başkanının verdiği 100 tane dosya ve İstanbul Belediye Başkanının vermiş olduğu yaklaşık 90 milyara tekabül eden o dosyalar İçişleri Bakanlığında ve Adalette durmasın, onlar hakkında işlem yapalım. Bu çetelerle ilgili de senin bir turnusol kağıdın var. Haydi gelin, bunların kaynaklarını kurut." demiştim.

Şimdi de ben, alo Adalet Bakanına sesleniyorum: Haydi gel bu İsrail ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup bu savaşa katılıp suç işleyenlerle ilgili bir soruşturma aç, göreyim senin ne kadar Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşı olduğunu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - ...göreyim senin ne kadar Türkiye Cumhuriyeti devleti sevdalısı olduğunu ve hukuka inandığını göreyim.

Kendisine de buradan bir uyarıda bulunmak istiyorum: Şimdi, Twitter hesabının "bio"suna o günkü yemin törenindeki resmi koymuş bir Adalet Bakanı. Bakın, o gün geride kaldı, dün nahoş olaylar oldu orada; o nedenle nahoş olayları hatırlatmak istemez bir Adalet Bakanı, güzellikleri hatırlatır. Gel, orada devir teslim törenindeki resmini paylaş veya tek başına bir resmini koy oraya, bir ay yıldızlı bayrak koy, bir adalet terazisini koy oraya. Themis'in gözleri kapalı olan o heykelini koy oraya "Benim adaletimde herkese karşı gözler kapalı olacak; kimsenin mezhebine, meşrebine, dinine, cinsiyetine, zenginliğine, fakirliğine bakmayacağız, partisine bakmayacağız." de ki geçmişteki tartışmalarla ilgili olarak da en azından çık, yeni bir sayfa aç, bu tartışmaların da doğru olmadığını ispatlama imkânın doğmuş olur, bunu yapmış olursunuz ama gördüğüm o ki maalesef bunları yapmıyorlar.

Diğer bir konu Gazze Barış Kurulu, arkadaşlar. Bu Gazze Barış Kuruluna İsrail'i kattılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son dakika, buyurun.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Şöyle bir söz var, hani kuzu ile kurt hikâyesi; kurt yukarıda, kuzu aşağıda. "Kuzu, suyumu bulandırma." demiş kurt. "Efendim, ben aşağıdayım, suyumu siz bulandırıyorsunuz, geçen sene annemi de böyle yemiştiniz." demiş kuzu. Bu İsrail zalim bir iktidar, zalim bir devlet. Bunu yönetenler zalim, siyonist bunlar, bunlar katil, bunlar soykırımcı, bunlar işgalci, bunlar acımasız; kadın, çoluk çocuk demeden öldürüyorlar. Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı var ya hani şu "Dostum Trump" denilen kişi, o da kalkmış bir Barış Kurulu kurmuş. Yani İsrail 1967'deki sınırlara çekilecekmiş, "-miş" diyorum. Bugüne kadar ne zaman yaptı İsrail, Birleşmiş Milletler kararlarını ne zaman dinledi? Dinlemedi ki. Türkiye, o Barış Kurulundan çık ve ve İsrail'e karşı ambargolarını uygula, İsrail'e karşı da Türkiye'de geçmişteki başbakanların yapmış olduğu gibi üsleri kapat, hatta onlara karşı ambargo uygula. Hatta Kürecik Üssü'nü kapat, ben de göreyim, diyeyim ki hakikaten Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenler İsrail'e meydan okuyorlar. Öyle, dışarıda başka Galata Köprüsü'nde başka veyahut da içeride de başka konuşmuyorlar diyeyim.

teşekkür eder, saygılar sunarım Başkanım.