GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:61
Tarih:17.02.2026

CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli vekiller; sizleri ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Şu Komisyona bakıyorum, Milliyetçi Hareket Partisi Adana Vekilimiz Muharrem Varlı'yı tebrik ediyorum, AK PARTİ yerine Milliyetçi Hareket Partisi kanun teklifini savunuyor. AK PARTİ sandalyelerine bakıyoruz, bomboş ama muhalefet ise burada. Ya, bu kanun teklifi kimin diye ben merak ediyorum; sahibi biz değiliz, AK PARTİ ama AK PARTİ vekilleri herhâlde Çokoprens almaya gittiler. Hatırlarsınız, bir reklam vardı "Neredeler?" "Çokoprens almaya gittiler." (CHP sıralarından alkışlar) Ciddiyete davet ediyorum. Kanun teklifini verenler nerede? Sayın Baykan nerede? 56 imzacı var ama bakıyorsunuz, burada bir elin parmaklarını geçmiyor AK PARTİ milletvekilleri ve Komisyonda da Milliyetçi Hareket Partisinin milletvekili bekliyor. Bu ciddiyetsizliği buradan Türk halkına, seçmenlerimize haykırıyorum, diyorum ki: AK PARTİ uyuyor. Artık bu uykudan uyanın, kanununuza sahip çıkın.

Evet, millî parklarla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu teklif, yasama geleneklerine aykırı bir biçimde hazırlanan 30 maddeden oluşuyor; teklif, 3 kanun ve 1 kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapıyor. Devlet koruması altında olan millî parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiat koruma alanlarının artık özel sektöre açılmasının yolunu burada bu teklifle beceriyoruz arkadaşlar. Yine, aynı otoyollar, köprüler gibi millî parkları da artık özelleştiriyorsunuz yani kısacası, hazinede para bitmiş, hazineye para bulmak için millî parkları özelleştiriyorsunuz. Ayıptır, günahtır, yazıktır ya! (CHP sıralarından alkışlar)

Konu üzerinde uzmanlık sahibi hiçbir STK'ye danışılmamış, üniversitelere sorulmamış, hiç kimsenin aklına gelen bir soru yok, cevap yok ama birileri uyanmış, 56 milletvekilinin imzasıyla kanun teklifi gelmiş buraya. Bu teklif tali komisyonda yok; Çevreye gittim, yok; Bayındırlık, İmar, Ulaştırmaya gittim, yok; Bütçeye gittim, yok ama yangından mal kaçırır gibi apar topar bunu esas komisyondan geçirdik, Genel Kurula geldi. Teklif, ulusal ve sürdürülebilir doğa anlayışından uzaktır. Millî kaynakları korumayı değil rant elde etmeyi, turizme açarak doğal hayatı yok etmeyi amaçlamaktadır. Partimizin, sıkıntılı maddelere ilişkin değişiklik önergelerini de Cumhur İttifakı'nın AK PARTİ'li ve MHP'li üyelerinin "hayır" oyları yüzünden orada maalesef kabul ettiremedik.

Bu teklif, en başta Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa'yla korunan doğal alanlar, millî parklar, tabiat koruma alanları, sulak alanlar âdeta talana açılıyor. Anayasa’nın 169'uncu maddesine göre ormanların korunması, gözetimi ve işletilmesi devlete aittir arkadaşlar. "Devlet ormanları devletçe yönetilir ve işletilir." hükmü yer alırken bu kanun teklifi nasıl Anayasa'ya ters düşecek şekilde hazırlanmıştır ben merak ediyorum. Anayasa'yı tamamen rafa kaldıracaksınız, Anayasa'yla derdiniz nedir diye merak ediyorum.

Teklifin 6'ncı maddesinde millî parklardaki bazı alanların yönetimi özel şirketlere bırakılacak. Buna göre millî parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları ve tabiat koruma alanlarındaki yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme ve dinlenme hizmetleri için gerekli her türlü alt yapı, üst yapı ve diğer tesislerin özel şirketlerce üretilmesi ve işletilmesi artık mümkün olacak arkadaşlar. Ayrıca, Anayasa’nın 168'inci maddesine göre ormanlar, millî parklar ve tabiat alanları kamusal mülkiyet altındaki doğal varlıklardır. Teklif, millî parkları özel sektöre açtığı gibi kamu yararı ilkesini de zedelemekte ve Anayasa’nın 43 ve 168'inci maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Yine, teklifin 5'inci maddesiyle millî park ve tabiat parklarında ulaşım, elektrik iletim ve nakil hattı, petrol ve doğal gaz iletim hattı, trafo, haberleşme, atık su, altyapı ve bunlarla ilgili yapı tesislerinin yapımı için gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine de yetki veriliyor yani her şeyi açıyorsunuz, açmaya devam ediyorsunuz.

Millî parklarda görevlendirilecek alan kılavuzu, av ve doğa memuru görevlendirmelerinde hangi nitelik ya da koşulun aranacağı düzenlenmemekte, tamamen keyfiyete bırakılmaktadır. Personel seçimi kanun yerine Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün çıkaracağı yönetmeliğe bırakılmaktadır. Anayasa’nın hukuk devleti ilkesi bu maddeyle çiğnenmektedir değerli arkadaşlar.

Peki, millî parklarda kaçak yapı olursa ne olacak? İşte burası tam evlere şenlik. Hâlihazırda uygulanan yasada Milli Parklar Kanunu'na aykırı bir bina, yapı, tesis varsa mahkeme kararı aranmaktadır. Teklifle ise bu mahkeme kararı artık aranmayacak. Nasıl olacakmış? Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü bu kaçak yapıları mahkeme kararına lüzum kalmadan yıkabilecek, yıkmak istemezse de kullanılabilecekmiş yani kaçak yapıyı legal hâle getireceğiz. Bu durum Anayasa’nın hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmıyor.

Sayın Başkan, değerli vekiller; ülkemizde 2025 yılı itibarıyla 50 millî park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiat koruma alanı, 136 sulak alan, 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunmaktadır. "Millî park nedir?" deyince koruma altında olan, yapılaşmanın olmadığı, av ve yaban hayatının korunduğu alan demektir. Teklifin en can alıcı yerlerinden biri de millî parklar, tabiat anıtları, tabiat parkları ve tabiatı koruma alanlarının turizm teşvik kapsamı içerisine alınmasıdır. Evet, yanlış duymadınız; millî parklar turizmi teşvik yani yapılaşmayı teşvik kapsamına alınmaktadır. "Kamu yararı" adı altında yaban hayatının bozulmasının önünü açacak şekilde ulaşım, elektrik iletim ve nakil hattı, petrol ve doğal gaz hatları ve atık su, altyapı yatırımlarının yapılmasına artık bu kanunla izin verilecektir. Cumhuriyetin en önemli projelerinden biri olan, birinci derece doğal ve tarihî sit alanı olan Atatürk Orman Çiftliği AK PARTİ'nin iktidarı boyunca adım adım imara açıldı, gittikçe alan küçüldü. Atatürk'ün mirası korunamamıştır arkadaşlar, mahkeme kararları uygulanmamış, talan devam etmiştir. Son yirmi üç yıl boyunca 25-30 yaşlarındaki on binlerce ağaç katledilerek doğal sit alanlarındaki o yapılar oluşturulmuştur. Maden şirketleri uğruna Kaz Dağları'nda, Akbelen'de AK PARTİ iktidarlarının yeşil katliamların bir parçası olduğunu hep beraber gördük. Şimdi de köprü ve otoyolları özelleştirerek âdeta kamuyu tasfiye etmeyi amaçlıyorsunuz.

Teklifle yaban hayatı ve nesli tehdit altında olan hayvan türleri tehlike altındadır. Avcılık belgesi olmadan avlananlara yönelik hiçbir caydırıcı ceza bulunmamaktadır. Avcılık kuralına uymayan, kaçak avcılık yapan, zehir kullanan ve kapanla avlananların avcılık belgesi artık iptal edilmeyecektir; bu nasıl bir mantık, sizlere soruyorum. Bu kişilere iki yıllık yasak koyup daha sonra avcılığa dönmelerine imkân sağlanıyor. Millî parklar âdeta kaçak avcıların insafına bırakılıyor. Tunceli'nin Pertek ilçesinde koruma altındaki yaban keçilerini avladığı tespit edilen bir muhalefet milletvekili -daha sonra AK PARTİye geçti- muhalefetteyken havuz medyası tarafından tamamen taşlanmıştı, kıyametler koparılmıştı ama iktidar partisine geçince her şey kapandı, gitti. (CHP sıralarından alkışlar)

Kaçak avcılığın teşvik edilmesi ülkemizdeki ekosistemi bozarken tarımda çekirge, süne gibi canlıların da aşırı artışına sebep olacaktır. Oysaki ekosistemin korunması, gıda güvenliği başta olmak üzere ülkemizin bekası açısından önemlidir. Teklifin Komisyondaki görüşmelerinde kaçak avcılık yapıp ikinci kez avcılık belgesi iptal edilen kişi sayısının 60 bin civarında olduğu bilgisi verilmiştir. Bu sayı Türkiye'de kaçak avcılığın geldiği boyutu da ortaya koymaktadır.

Özetle bu teklifin riskleri nedir arkadaşlar? Millî parklarda denetimsiz turizm ve enerji yatırımlarına kapı aralanmakta, ekolojik bütünlük ve el değmemiş yaban hayatı risk altındadır. Millî parklar ve tabiatı koruma alanları ticarileştirilmektedir, millî park ve tabiatı koruma alanlarının özel sektöre uzun süreli olarak tahsisi mümkün olacaktır. Kamusal yarar ve yargı güvencesi ortadan kaldırılmakta, keyfîliğe açık bir yönetim modeli getirilmekte; nadir nitelikteki millî parkların, tabiat anıtlarının, tabiat parklarının korunma zırhı maalesef yok edilmektedir. Kaçak avcılığın önü açılmakta, zehir ve kapanla avcılık gibi suçlara karşı cezasızlık kültürü oluşmaktadır. Şunu rahatça söyleyebilirim ki millî parklarda turistik amaçlı bina ve tesislerin doksan dokuz yıl boyunca işletme hakkına sahip olunması sağlanıyor. Bu da millî servetlerimizin talan edilmesine kapı aralamaktadır.

İklim değişikliğinin etkisini en çok gösterdiği ülkelerden biriyiz. Kuraklıkla baş etmeye çalışıyoruz; yine, Allah yardımcımız oldu, yağmurlar bol ama maalesef, eğer AK PARTİ'ye ve Cumhur İttifakı'na kalsaydı vay ülkenin hâline diyorum. Siz ise millî servet değerindeki ormanlarımızı yok etmek için kollarınızı sıvamışsınız, yazıklar olsun diyorum sizlere!

Ülkemiz 3 coğrafik bölgenin kesiştiği yerde olması sebebiyle dünyadaki en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ülkelerden biri hâline gelmiştir. Yaklaşık 12 bin bitki türünün yüzde 30'u sadece bizim ülkemizde, Türkiye'de yetişmektedir. Millî parklarda ve tabiat parklarında koruma, kalkınma ve sürdürebilirlik dengesi kurulmak zorundadır. Millî parklarımız ve tabiat alanlarımız, sadece doğal yaşamın bir parçası değil aynı zamanda bizlere bırakılan bir kültürel mirasımızdır.

Bu teklifi acilen geri çekin; gelecek nesiller için, çocuklarımız için, bu ülkenin bekası için bu teklifi derhâl geri çekin. (CHP sıralarından alkışlar) Talana değil, yalana değil, koruma altındaki alanlara sahip çıkalım. (CHP sıralarından alkışlar) Bu yasa teklifini geri çekin, bu yasa teklifini geri çekin; bu yasa teklifini geri çekin Sayın Başkan. Bu yasa teklifini geri çekin ki Allah aşkına, millet aşkına ve vatan aşkına geri çekin diyorum.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, sürem var daha...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bir dakikan daha var.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Bir dakikan var.

BAŞKAN - Buyurun.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Geçtiğimiz günlerde, yeni yıla girerken Et ve Süt Kurumu ithalatla ilgili, besilik dana ithalatıyla ilgili bir yönetmelik çıkardı: 500 bin tane dana girecek, 392 bin tanesini 200 baş ve üstü ahır kapasitesi olanlara, 108 bin tanesini ise küçük işletmelere... Ya, ben merak ediyorum, siz Türk çiftçisinden ne istiyorsunuz? Türk çiftçisine; o küçük, orta ölçekli aile işletmelerine bir sürü kriter getirmişsiniz, ceza getirmişsiniz ama o 200 baş ve üzerindeki işletmelere hiçbir şey yok. Ya, bu akıl tutulması değil mi Sayın Başkan? Böyle bir yönetmeliği nasıl görmüyorsunuz? Küçük, orta ölçekli aile işletmelerini neden desteklemiyorsunuz? Biz diyoruz ki köylüleri köyüne döndürelim ama siz ise tam tersi, liberalizmi seçiyorsunuz, büyükleri seçiyorsunuz; siz her zaman zenginin yanındasınız, 5'li çetenin yanındasınız. Ya, şu yönetmeliğe bakın da küçük çiftçiler için bir düzenleme yapın Sayın Başkan. Et ve Süt Kurumu Türk çiftçisinin yanında olsun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - ...gidip de oradaki 5-6 fabrikacının, fabrikatörün yanında olmasın diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)