| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "..."(*) (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Bu cümleyi buradaki Kürt vekillerden başkası anlamadı sanırım. Türkçesi ne, biliyor musunuz? "Kürtçe öğreniyorum." Evet, ana dili Türkçe olan bir Türk olarak Kürtçe öğreniyorum, Kürtçe kursuna gidiyorum. E, neden gitmeyeyim? Şimdi, bakın, illa Kürtlerin mi Türkçe öğrenmesi lazım? Türklerin de Kürtçe öğrenmesi lazım arkadaşlar. Ya, en az 20 milyon Kürt'ün olduğu topraklardayız. Ya, komşumuz Kürtler ya, komşumuz. Ya, itiraz etmeyin, bakın, burada da komşunuz Kürtler var. Komşunuz olmasından kurtulamıyorsunuz, komşunuz her yerde var, öğrenmelisiniz.
DERYA YANIK (Osmaniye) - İtiraz eden yok zaten.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Bakın, ben Kürt köylerinde hekim olarak çalıştım; Kürtlerden hiçbir zaman kötülük görmedim, her zaman iyilik gördüm, ben de iyilik yaptım. Kürtlere komşu olmak kötü bir şey değildir. "..."(*) Kürtlere komşu olmak, onlara dost olmak onurdur arkadaşlar.
Şimdi, soruyorsunuz: Nusaybin ile Kamışlı niye aynı duyguyu taşıyor? Ya, çünkü Nusaybin'in kalbi Kamışlı'da atıyor. Niye bunu anlamıyorsunuz? Niye yani oradaki her Kürt'ün talebini "teröristlik, teröristlik" diye niteliyorsunuz? Bu yanlış arkadaşlar. Bakın, bizim atasözlerimize yansımış ya, "Komşu komşunun külüne muhtaçtır." diyor. Yani komşuluk hukukunu tanıyalım, Kürt'ü düşman görmeyelim, dost görelim, Kürtçeyi dilimiz gibi görelim arkadaşlar.
Burada, bakın, trafik yasasını konuşuyoruz yine; tamam, trafikteki yanlışlara hepimiz karşıyız ama bu iktidarın parası bitti ve yüz binlerce liralık cezalarla vatandaştan ekonomik krizin faturasını çıkartıyor. Bu ekonomik krizin faturasını başka yollarla da çıkarıyor. Bakın, bu kürsüde defalarca anlattım, "Türkiye-İsrail ticareti devam ediyor." dedim. Bugün yine bir ispat yapacağım, herkes dikkatle dinlesin: Mayıs 2024, Türkiye-İsrail ticareti güya yasaklandı. Ben bu konu üzerinde çalışıyorum, gemiler en az 57 kez sinyal kapatarak İsrail limanlarına petrol götürdü. Bakın, "Dostum Trump!" hikâyesinden sonra ve Netanyahu'yla anlaşmalardan sonra iyice şımardılar, artık sinyal bile kapatmıyorlar. Bakın, belgesi; 7 Şubatta Ceyhan Limanı'ndan kalktı; AK PARTİ'li vekiller, bakın buraya, bakın, utanç belgesini size gösteriyorum. Şu an 12 Şubat ve Hayfa Limanı'nda. Bu geminin adı ne arkadaşlar? Bu tankerin adı ne? "Nissos Christiana." Bakın, Yunan firmalarının tankeri bu; "Kyklades Maritime Corporation" ve "Thenamaris Ships Management"; firmaların adı da belli. Bakın, bu raporlar. Ne yazıyor burada? "Soykırım vanaları hâlâ açık. Türkiye'nin İsrail'e gizli ham petrol sevkiyatlarını teşhir ediyoruz." "embargoforpalestine.com" Burada milletvekillerine yönelik de bir imza kampanyası var. Bu ticaretin devam ettiği ve etmemesi gerektiği yönünde ki bu kampanyaya lütfen tüm milletvekillerimiz imza versinler.
Şimdi, bakın, arkadaşlar, Sayın Hakan Fidan geçtiğimiz gün El Cezire'ye verdiği bir röportajda ne dedi biliyor musunuz? "İsrail'le bizim yapısal bir sorunumuz yok, derdimiz onun politikalarıyla." Yani İsrail'le artık bir dertleri yok. Trump kurulunun hemen koşturan üyeleri oldu. 1 milyar dolara orada daimi üyelik oluyormuş, onu da öğrendik. Otokrat Trump'ın yani tüm dünyanın hayretle izlediği bu insanın kurulundalar. Bu kurul ne yapacak? Filistin'de ölümlere devam edecek, Filistinliler boyun eğmeye devam edecek ve o mülteci kampları yerine dijital gözlem kampları kurulacak o Gazze'de ve siz bu barış kuruluna kalkıp gidiyorsunuz. Kardeşim, bu dünyada barışı sağlayacak bir kurul var, Birleşmiş Milletler var. Nereden çıktı bu barış kurulu? Trump Birleşmiş Milletlere tekmesini atmış, kendi başına bir kurul kurmuş. Ya, İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez kadar bile olamıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - O "Ben Birleşmiş Milletler yerine kurulan bu kurula girmem. Trump'ın boyunduruğuna girmem." dedi; siz koştura koştura Trump'ın boyunduruğuna giriyorsunuz. O Hakan Fidan'a buradan soruyorum: Sen "İsrail'le yapısal bir sorunumuz yok." diyorsun. Sen daha Başkanı olduğun MİT dönemiyle ilgili 6 Ağustos 2019'da kaçırılan, ne ölüsü ne dirisi çıkan Yusuf Bilge Tunç hakkında tek kelime açıklama yapmıyorsun. Dışişleri Komisyonunda kapalı devre Komisyon toplantısı yapıyorsun ki Gergerlioğlu gelip o soruyu sormasın sana, bilmiyor muyuz? Sunay Elmas, Ayhan Oran, Yusuf Bilge Tunç; nerede kardeşim bunlar? Zorla kaybedilip kaçırıldılar, 90'ların pratiği yapıldı. İnsanlar zorla kaybedilip kaçırılıyordu en az 35 kişi, en az 35 kişi OHAL döneminde zorla kaybedilip kaçırıldı; aylarca gizli işkence merkezlerinde tutuldu. Bunların hesabını vermeden kalkmış Trump'ın kuruluna katılıyor, utanın be! (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)