| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 60 |
| Tarih: | 12.02.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Dün Meclisimiz yüz elli yıllık siyasi tarihimizde bir elin parmaklarını geçmeyecek derecede ve sayıda yaşanan talihsiz günlerden birini yaşadı. Bugün kimin suçlu olup olmadığı tartışmasına girmeden hepimizin bunun muhasebesini sağlıklı bir şekilde yapma zorunluluğu vardır. Dün dünya kamuoyuna yansıyan görüntüler, Türk seçmenine yansıyan görüntüler neye işaret etmiştir? Başta Türkiye Büyük Millet Meclisinin mehabeti ve saygınlığı olmak üzere siyasete olan güven aşınmıştır ve hiçbir ayırım yapmadan söylüyorum, kısaca da özetlemeye çalışacağım: Bu suç müteselsil bir şekilde hepimizin ortak sorumluluğuyla birlikte işlenmiştir. Bulunduğumuz yerden bu nahoş görüntüleri izleyen bizler dâhil hepimiz ortaya çıkan bu tabloya ilişkin ciddi bir muhasebede bulunmalıyız.
Sayın Başkanım, Bakanların bu sistem içerisinde atanmasının siyasi sorumluluğu tabii ki Sayın Cumhurbaşkanındadır ancak buradaki yemin töreni tamamlayıcı bir işlemdir. Her hâl ve şartta merdivenlerin kanlandığı bir ortamda, kürsü güvenliğinin sağlanmadığı bir ortamda yapılan yemin töreninin Anayasa'ya ve İç Tüzük'e uygun bir işlem olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Adalet Bakanlığına Sayın Akın Gürlek'in atanması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul yargı çevresinden doğan uygulamalardan kaynaklanan stres ve gerilimin Genel Kurula da yansıyacağına dair bir ön fikir elbette herkese vermiş idi. Özellikle Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin ve birtakım siyasetçilerin maruz kaldığı yargı uygulamaları nedeniyle Meclis Başkanlık Divanının da bu stresi bir suhuletle yönetme, Cumhuriyet Halk Partisinin de tepkisini, öfkesini fiziki bir karşılaşma ve şiddete dönüşmeden yönetme sorumluluğu bulunmaktaydı. İlk defa kürsüye bir yönelim olmuyor ama dün kısaca kronolojik olarak da baktığımızda bu süreç yönetilememiştir. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin elbette bulundukları yerlerden sözel olarak tepkilerini sınırlandırmaları beklenebilirdi ve bu da Meclis açısından daha uygun olabilirdi ancak CHP'li milletvekilleri kürsüye doğru yöneldiğinde zaten bir kısmı ayakta bekleyen AK PARTİ'li milletvekillerinin de aynı anda kürsüye yönelmesi ve her kavga ve olayda "sayılı kişi" olarak tarif edeceğimiz arkadaşların bunu bir şov fırsatına dönüştürerek olayı fiziki kavgaya dönüştürülmesi kabul edilemez. AK PART'li arkadaşlarımız bütçe döneminde de bu hatayı yaptılar, o zaman da ittifak üyelerinden kıymetli Celal Adan Meclisi yönetiyordu, dün de Sayın Bekir Bozdağ. Arkadaşlar, bu İç Tüzük'te Başkanlık Divanının ve Başkan Vekilinin sorumluluğu var, İdare Amirinin sorumluluğu var, nasıl ki sokakta gördüğümüz herhangi bir kanuna karşı fiile doğrudan müdahale hakkımız yok ise Meclis İçtüzüğü'ne aykırı işlemlere de herhangi bir milletvekilinin kürsüye saldırarak, birine saldırarak kürsüyü koruma altına alarak doğrudan müdahale hakkı yoktur. İç Tüzük'ün 68'inci maddesi nöbetçi Meclis Başkan Vekilinin bu süreci nasıl yöneteceğini oldukça sarih bir şekilde yazmıştır. Kürsüye yürümek ve süresiz bir işgal görüntüsü yaratmak ne kadar tartışmalı ve yanlış ise kürsüyü bu durumdan kurtarmaya çalışmak da o kadar yanlıştır. Meclis İdare Amirlerini biz niye seçiyoruz? Meclis Başkan Vekillerini niye seçiyoruz? Bu ve benzeri durumlar yönetilsin diye seçiyoruz. Günün sonunda Sayın Meclis Başkan Vekili de keşke dün -Meclis çalışmalarını yürütemedi- bir oturum açsaydı ve biz doğrudan kendisine görüşlerimizi ifade etmiş olabilseydik. Umarım ki tutanaklardan ve yayından takip edecektir, büyük bir fecaatle süreci yönetmiştir. Belki de sağlık sorunları olan çok Kıymetli Sayın Bekir Bozdağ'ın nöbetinde veya kürsüde olduğu bir esnada bu stresin yaşanmış olması da başka bir muhasebe konusudur. Çünkü tutanaklara ve yayınlara baktığımızda Sayın Bozdağ'ın İç Tüzük 68'in gereğini yapmakta kararlı davranmadığı gibi mikrofonlar kapalıyken yemin töreninin yapıldığı, tutanakların sağlıklı bir şekilde tutulmadığı ve yine o fotoğrafın yani her 2 Sayın Bakanın ayrı ayrı 25-30 vekilin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - ...arasında bu konuyu, bu yemini yapmak zorunda kalması yeminin sağlığı, sıhhati ve Türk siyasetinin görünümü açısından büyük bir hata, büyük bir yanlış ve affedilemez bir tablo olarak karşımıza çıkmıştır. Tutanaklar -vaktimiz kısıtlı- detaylı olarak incelendiğinde kürsüyle Başkan Vekili arasındaki hattın da koptuğu gözükecektir, mikrofon kapalıyken yeminin yapılmakta ısrar edildiği gözükecektir. Başkanın "Durun, mikrofon açılsın." uyarısına rağmen yeminin tamamlandığı, kendisinin de yemini yeniletmek yerine "Hayırlı olsun." diyerek süreci tamamladığı görülecektir. Bütün bunlar kabul edilemez bir tablo olarak Türk siyasi hafızasına kazınmıştır ama bundan zarar gören kürsüde kavga eden partiler, kürsüde kavga eden milletvekilleri değil topyekûn olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk siyasetidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Birçok arkadaşımızın bu olaylarda âdeta saldırıya uğradığına dair görüntüler var ama sembolik olarak Sayın Mahmut Tanal'ın şahsında da bütün arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileğimi iletiyorum.
Sayın Başkanım, bugün YENİ YOL Grup Başkanlığımızı Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Sayın Mehmet Kaya, Diyarbakır Barosu Başkanı Sayın Abdülkadir Güleç, Diyarbakır TMMOB Eş Başkanı Mahsum Çiya Korkmaz, İHD Başkanı Ercan Yılmaz, KESK temsilcileri Sayın Serdar Keskin ve Yıldız Ok Orak ile Rosa Kadın Derneğinden Sayın Zeynep Sipçik ziyaret etmiştir. Bu ziyarette Diyarbakır'dan gelen arkadaşlarımız süreç hakkında bölgenin ruh hâlini, duygusunu ve beklentilerini ifade etmişlerdir. Birkaç başlıkla onların Türkiye Büyük Millet Meclisimizden beklentilerini ben de buraya taşımak istiyorum. Öncelikle, ortak raporun hızlandırılarak bugüne kadar olduğu gibi ortak bir imza ve oy birliğiyle çıkmasının önemi vurgulanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - İkinci bir konu: Gecikmiş bir durum olan yasanın, yasama faaliyetinin, minimum derecede eve dönüş çerçeve yasasının çıkarılması gerektiğidir.
Üçüncüsü: İster yasalar ister Anayasa'yla ilişkili olsun, demokratikleşme sürecinin bir parçası olan düzenlemelerin bu sürece rehnedilmemesi gereği vurgulanmıştır.
Dördüncüsü: Kayyum uygulamaları ve AİHM kararlarının hayata geçirilmesi noktasında bir kararlılık gündeme gelmiştir.
Beşincisi: "Diyarbakır Kent Koruma Konseyi" olarak adlandırılan bu heyet Kobani'ye yardım göndermişti, dün gece saatlerinde AFAD'ın aracılığıyla bu yardımların Kobani'ye ulaşmış olması da bir memnuniyet verici ifade olarak kayda geçirilmiş ancak 5 Ocak ile 30 Ocak arasında yaşanan insan hakları ihlalleri ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin Suriye'de kamusal düzenin tesisi ve anayasal dönüşümün gerçekleşmesi konusundaki rollerine dair özel bir vurgu ve ihtimam ifade edilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Son olarak: Sayın Bahçeli'nin gerek kayyum uygulamaları gerek Anayasa Mahkemesi gerek sürecin yönetimi noktasında ortaya koyduğu cesur ve kararlı tutumun AK PARTİ iktidarı ve Sayın Cumhurbaşkanı tarafından neden bir pratiğe dönüştürülmediği noktasında da bir sorgulama ve bir temenni dile getirilmiştir.
Aslında, bugün Merkez Bankasının 7'nci kez enflasyon rakamlarını güncellemesini konuşmak istiyordum ama sürem doldu, bunu da inşallah, gün içinde ifade edebilirim.
Teşekkür ederim.