| Konu: | Kabinede değişen 2 bakana ve yerlerine gelen bakanlara, işçi cinayetlerine, özelleştirilmesi gündeme gelen boğaz köprülerine ve otoyollara, Yolsuzluk Algısı Endeksi’ne ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 59 |
| Tarih: | 11.02.2026 |
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, Kabinede 2 Bakan değişti. Sayın Yerlikaya ve Sayın Tunç görevlerinden alındılar. Şimdi sorsak Sayın Yerlikaya'ya ve Tunç'a neden görevden alındınız diye, bir yanıt vereceklerini düşünmüyorum. Kimse de bilmiyor neden görevden alındıklarını. Eğer başarısız oldukları için alındılarsa bence hepsi alınmalıydı. Ben olsam Fidan ve Şimşek'ten başlardım. Dolayısıyla, bir başarıya göre değil kim bilir hangi hesapla görevden alındılar, açıkçası bilemiyoruz. Öyle bir durum yaşıyoruz ki şimdi bu bakanlar gitti fakat yerine gelenler, gerçekten var olan sorunları ortadan kaldırabilecek, adalet konusunda, İçişleri Bakanlığı konusunda önemli gelişmeler, önemli sorunları çözen adımları atacak Bakanlar mı olacak? Hayır, çok şüphemiz var, şüpheli olmakta da haklıyız. Örneğin, İçişleri Bakanı bu ülke tarihinin belki de en kritik adresi olan Erzurum Kongre Binası'nı yıkmaya kalkmış bir Bakan. Dolayısıyla, bu yeni Bakanın bu icraatı bile bizim şüphelerimizi fazlasıyla besleyen bir icraat.
Ona daha sonra geleceğiz çünkü Akın Gürlek'in bagajı o kadar dolu ki öncelikle mutlaka Akın Gürlek konuşulmalı, burada konuşulmalı çünkü biraz sonra gelip yemin edecekler. Fakat nasıl bir bagaj? Bakın, sevgili Selahattin Demirtaş'ı ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder'i uydurma bir davayla yargılanıp ceza almalarına neden olup onları yasaklı hâle getirmek için aslında rol almış bir insan. Tam bu davadan tahliye olacakları gün Kobani kumpas davasını yaratan bir akıldan bahsediyoruz yani bir kumpas aklıyla hukuka yaklaşan, yargıya yaklaşan bir insandan bahsediyoruz. Bagaj o kadar dolu ki hatırlamakta yarar var. Dink davasının kararına imza atan, bu kararı hayata geçiren ve bu karar sayesinde de bu suçtan dolayı 28 sanığın hepsine beraat veren bir insandan bahsediyoruz ve Selçuk Kozağaçlı'nın tutuklanmasını sağlayan birisinden bahsediyoruz. Ki Selçuk Kozağaçlı bu ülkede gerçekten ortaya koymuş olduğu o avukatlık anlayışıyla hep yoksulun, mağdurun yanında oldu. İşte, Soma orada, Soma'da yitirilenlerin... Aslında oraya gidip konuştuğunuzda size anlatılacak Selçuk ile tutuklanmasını sağlayan o iddianamedeki Selçuk aslında bu anlayışı teşhir ediyor.
Barış akademisyenleri... Ne dedi barış akademisyenleri? "Bu suça ortak olmayacağız." dediler. Barıştan suç yaratmış bir insandan bahsediyoruz Adalet Bakanı olarak bugün karşımıza gelecek olan şahıs.
Bitmiyor, kent uzlaşısı... Kent uzlaşısını bir suç olarak topluma anlatmaya çalıştı. Oysa kent uzlaşısı demokraside çok çok önemli bir adımdı ve inanın İstanbul'dan daha yeni ayrıldı, İstanbul'a adalet esintileri geldi, kent uzlaşısında tahliye kararı verildi. Vay Ankara'nın hâline!
Evet, menajer Ayşe Barım... Bakın, bagajı açtıkça neler çıkıyor? Bir menajerden bu devleti yıkacak bir insan çıkardı. Bu devleti düşünün, bir menajer bu devleti yıkabilir demek ki, iddianamesi böyle, yaratmış olduğu tablo bu ve tabii, Sayın İmamoğlu'yla ilgili yapmış olduğu icraat, resmî belgede sahtecilik yani diploma davası yaratıyor. Bakın, daha yeni, Fransa'da Galatasaray Üniversitesi hocası hakkında verilen karar bile bu davaların ne kadar uydurma olduğunu bize gösteriyor. Dolayısıyla, şimdi, adalet konusunda çok ciddi sorunları olan bu ülke içinde bulunduğumuz dönemde çok önemli yasalara imza atacak, çok önemli yasalar burada görüşülecek. İşte "çözüm yasası" dediğimiz, "infaz yasası" dediğimiz yasa, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu... Şimdi, böyle bir Adalet Bakanı profiliyle biz önümüzdeki döneme nasıl bakalım? İşte, şüphelerimiz burada. Dolayısıyla neden Tunç gidiyor, neden Bakan değişiyor, bunun yanıtını vermek zorundayız; bunun yanıtını veremediğimiz sürece aslında burada bu güvensizlik, bu şüpheler devam edecek. Biz güvenmiyoruz, şüphe duymaya devam edeceğiz çünkü bugüne kadar ortaya koymuş olduğu icraatları bunun delilini yeterince ortaya koyuyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adaletsizlik her yeri o kadar kaplamış ki dolayısıyla bu konuda yapılmış icraatlar ülkedeki adaletsizliklerin önüne geçmiyor, derinleştiriyor. Ocak ayında bu ülkede işçi cinayetleri rekor kırdı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Temelli, lütfen tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - "Tamamlayın." derken... İlk defa açtınız.
İşçi cinayetlerini burada her seferinde dile getirdik, "Bununla ilgili önlemler alınmalı, bununla ilgili yasa hayata geçirilmeli." dedik. Bırakın yasayı hayata geçirmeyi, sendikal haklar kısıtlandıkça, işçi cinayetlerinin önünü açacak her türlü uygulamaya yol verildikçe ocak ayında maalesef 146 işçi katledildi; bunların 2'si çocuk, 6'sı kadın ve ilginç bir istatistik daha, ölenlerin neredeyse tamamı sendikasız. Dolayısıyla işçi cinayetlerinin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede adaletten, toplumsal barıştan bahsetmek mümkün değil.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomide de çok ciddi bir adaletsizlik var, şiddet var ama uygulamalar sürekli adaletsizliği derinleştiriyor. Bakın, boğaz köprüsü ve otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Temelli, lütfen tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Buradan beklenen gelir 185 milyar. Bu 185 milyar, aslında, kamu-özel iş birliği çerçevesinde bir yılda yapılacak ödemelere karşılık geliyor. Bu özelleştirme konusunda bugüne kadar 65 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız. 65 milyar dolarlık özelleştirme karşılığında bu ülkenin ekonomisinde hiçbir iyileşme olmadı; işte, işçi cinayetleri; işte işsizlik; işte, yoksulluk; işte, emekli maaşları. Dolayısıyla özelleştirmeden gelen 1 birime karşılık ekonomide kaybedilen o kadar çok şey var ki. Demek ki bu yanlış bir yöntem, neden bunda ısrar ediyorsunuz? Çünkü Şimşek sizi aldatıyor, Şimşek'in ekonomi politikası budur. Bu ekonomi politikalarıyla aslında gidilecek yol yoktur. Özelleştirme çok büyük bir toplumsal maliyet yaratır fakat siz ısrarla bu politikalarda yani neoliberal politikalarda ısrar ediyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bu ısrarın sonucu işte yoksulluktur, işte derin ekonomik krizdir. Bu krizden çıkmanın yolu, her şeyden önce, bu politikalardan yani neoliberal politikalardan ayrılmakla başlar ama bunu yapacak bir iradenin olduğunu düşünmüyoruz çünkü bu politikalarla o kadar barışıksınız ki âdeta neoliberal ekonomi politikalarının şampiyonusunuz.
Bunun bir ölçüsü daha var, Yolsuzluk Endeksi. Yolsuzluk Endeksi'nde dünyada 124'üncü sıradayız maalesef. Bir şey hatırlatarak bitirmek istiyorum: İktidara gelirken 3Y'yle mücadele için gelmiştiniz; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar; 3'ünde de rekor üstüne rekor kırıyorsunuz. Yolsuzlukta da bugün dünyada Cibuti'yle beraber 124'üncü sıradasınız.
Teşekkür ederim.