| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 10.02.2026 |
YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Kobane'de büyük bir insani felaket yaşanmaktadır. Kentte yaşanan kuşatma yalnızca askerî bir hareket olarak kalmamıştır sivil halkı hedef alan, çocukları, kadınları, yaşlıları hayatta kalma mücadelesine mahkûm eden bir insanlık krizine dönüşmüş durumdadır. Kobane'de elektrik dün itibarıyla verildi ancak su kaynakları ciddi şekilde kesintiye uğramıştır. Sağlık merkezlerinde ilaç bulunamamakta, kronik hastalar tedaviye erişememektedir. Bebek maması ve temel gıda ürünleri tükenme noktasına gelmiştir. Soğuk hava koşulları ve sağlık hizmetlerine erişememe nedeniyle 4 çocuk hayatını kaybetti. Binlerce insan evlerinden çıkamamakta, şehir içinde dahi temel ihtiyaçlara ulaşamamaktadır. Uluslararası hukuk açıkça belirtmektedir ki sivillerin gıdaya, sağlık hizmetlerine ve temel yaşamsal ihtiyaçlara erişimin engellenmesi kabul edilemez. Türkiye'de ise halklarımız bu dram karşısında vicdani bir dayanışma göstermiştir. Özellikle DEM PARTİ belediyeleri öncülüğünde toplanan insani yardımlar halkın kardeşlik duygusunun somut göstergesi olmuştur. Ancak ne yazık ki bu yardımları taşıyan tırlar Mürşitpınar Sınır Kapısı'nda bekletilerek Kobane'ye ulaşmasına engel olunmuştur. Bu durum insani değerlerle bağdaşmayan bir tutumdur. Yardımların önüne konulan her engel orada açlıkla mücadele eden bir çocuğun sofrasından ekmeğin eksilmesi anlamına gelmektedir. İnsani yardımların siyasi hesaplara kurban edilmesi tarih önünde savunulamayacak bir sorumluluktur. Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın yardımların geçişine açılması ilaçların, gıdaların, sağlık ekipmanlarının ve insani yardım malzemelerinin bölgeye ulaştırılması açısından hayati önem arz etmektedir. Sınır kapılarının insani kriz dönemlerinde yardım koridoru hâline getirilmesi uluslararası hukukun ve evrensel insan haklarının gereğidir. Ayrıca, şunu açıkça belirtmek gerek: Kobani kentine, oradaki yaşanan insani drama, yardımların ulaşmasına engel olmak hangi akla ve vicdana sığmaktadır? Bunu sormak gerekiyor. Çocuklara mama gönderilmesinin Türkiye'ye nasıl bir zararı olacak? Bunu gerçekten çok merak ediyoruz. Kobani'de yaşayanlar bizlere bir kez daha göstermektedir ki savaşlar en çok sivilleri vurur, en ağır bedeli de çocuklara ödetir. Türkiye'nin tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlarının bulunduğu bu coğrafyada insani sorumluluk almak, barış ve yaşam hakkını savunmak hepimizin görevidir. Bu nedenle iktidara çağrıda bulunuyoruz: İnsani yardımların önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Mürşitpınar Sınır Kapısı derhâl insani yardım geçişine açılmalıdır.
Değerli milletvekilleri, seçim bölgem Iğdır, TÜİK verilerine göre, işsizlik oranının en fazla olduğu, en yüksek olduğu illerden biridir. TÜİK Türkiye geneli işsizlik oranı yüzde 7,7 iken bu oran Iğdır'da yüzde 11,3 olmuştur. Sanayi altyapısının sınırlı olması, üretim tesislerinin yetersizliği ve özel sektör yatırımlarının son derece düşük seviyede kalması Iğdır'da istihdam alanlarının daralmasına neden olmaktadır. Batı illerinde sanayi ve hizmet sektörü istihdamın büyük bölümünü oluştururken Iğdır'da istihdamın önemli kısmı hâlâ düşük gelirli ve mevsimsel özellik taşıyan tarım sektörüne dayanmaktadır. Iğdır'da işsizliğin artmasının temel sebeplerinden biri de yatırım eksikliğidir. Bölgede yeterli sanayi yatırımların yapılmaması, genç nüfusun üretim süreçlerine katılmamasına yol açmaktadır. Bunun yanında, sınır ticaretinin yeterince değerlendirilememesi de Iğdır ekonomisini zayıflatan en önemli faktörlerden biridir. Oysa, Iğdır 3 ülkeye komşu olan nadir şehirlerden biridir. Bu stratejik konum doğru değerlendirilmiş olsaydı Iğdır bugün bölgesel ticaret merkezi hâline gelebilirdi. İşsizlik sorununun en ağır sonucu ise genç nüfusun göç etmek zorunda kalmasıdır. Bu göç yalnızca ekonomik bir kayıp değildir, aynı zamanda bölgenin sosyal dokusunun zayıflamasına, kırsal alanların boşalmasına ve üretim kapasitesinin düşmesine yol açmaktadır. Gençlerin memleketlerinde gelecek kuramadığı bir tablo sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en büyük engellerden biridir.
Değerli milletvekilleri, tam da bu noktada yıllardır kapalı tutulan Alican Sınır Kapısı meselesi hayati bir önem taşımaktadır. Ermenistan'a açılan Alican Sınır Kapısı'nın açılması Iğdır ekonomisi açısından tarihî bir fırsat yaratacaktır. Alican Sınır Kapısı'nın açılması küçük esnaf için yeni ticaret alanları demektir. Sınır ticaretinin canlanmasıyla birlikte şehir ekonomisi hareketlenecek, genç girişimciler için yeni iş alanları oluşacaktır. Bu gelişmeler göçün tersine dönmesine ve gençlerin kendi kentlerinde yaşam kurabilmesine katkı sağlayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
YILMAZ HUN (Devamla) - Ayrıca, sınır kapılarının açılması, ticaretin gelişmesi, halklar arasında diyalog ve barış zeminini de güçlendirecektir. Bölgesel istikrarın yolu ekonomik iş birliğinden geçmektedir. Iğdır halkı yıllardır bu potansiyelin değerlendirilmesini beklemektedir. Iğdır'da işsizlik kader değildir. Doğru yatırımlar, planlı kalkınma politikaları ve sınır kapılarının açılmasıyla Iğdır bölgesel ticaret merkezi hâline gelebilir. Iğdır konumu itibarıyla ivedilikle serbest ticaret bölgesi ilan edilmelidir. Gençlerin göç etmek zorunda kalmadığı, üretimin ve istihdamın arttığı bir Iğdır mümkündür.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)