| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 10.02.2026 |
ADALET KAYA (Diyarbakır) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli vekiller, aylardır görüşe görüşe bitiremediğimiz Karayolları Trafik Kanunu maddelerini konuşmaya devam ediyoruz. İktidar da hazırladığı bu tekliften memnun değil ki bir türlü bu teklifin geçmesi, yasalaşması mümkün olmadı. Tabii, sayın vekiller, memnun değilseniz geri çekebilirsiniz çünkü bu yasanın genel olarak pek çok orantısızlık içerdiğini söyleyebiliriz.
Üzerinde söz aldığım madde telefon ve haberleşme cihazlarıyla araç kullanımını yasaklıyor. Kuralın ilk ihlalinde 10 bin lira, ikinci ihlalde 20 bin lira ceza öngörüyor. Buna bir itirazımız yok ama teklif genelinde bazı maddelerde caydırıcılığı sağlamak adına cezalarda yapılan fahiş artışlar hak ve özgürlükler ile trafik güvenliği arasında asla denge kurmuyor.
AKP iktidarında her şeyin orantısı kaçtı; gerçek enflasyon karşısında maaşlara yapılan artışlar orantısız, yurttaşların gelirine kıyasladığınızda konut kiraları orantısız, verilen cezalar hepten orantısız.
Bakın, saçlarını örerek Rojava'da Kürt kadınlara yapılan insanlık dışı saldırılara karşı duruyorlar diye yurttaşları gözaltına alıyor, tutukluyor hatta görevden uzaklaştırıyorsunuz. Geçen hafta İzmir'de 16 yaşında bir kız çocuğu saçını ördü diye tutuklandı ama gelin görün ki eğitimden sağlığa, ekonomiden yargıya yapılan her iş ve hizmet ayırımcılık ve rantla şekilleniyor, kamu yararı hak getire. Ama bu Meclisin içerisinde stajyer çocukları, dün saçını ördü diye tutuklanan çocukla, aynı yaştaki kız çocuklarını istismar ettikleri için yargılanan 4 Meclis personeli "Kaçma şüphesi yok." denerek tahliye edildi. Şimdi, böyle bir düzende ülkede adil bir hukuk düzeninden kim söz edebilir, söz etmek mümkün müdür? Bu iktidarın yönetim anlayışında, hizmet dağılımında, denetim mekanizmalarında kantarın topuzu çoktan kaçmış durumda. Bakın, seçim bölgem Diyarbakır'dan örnek vermek istiyorum: Rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla anılan Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü son dört yılda kapıları halka ve esnafa değil sadece belirli bir çıkar çevresine açmış durumda. Esnaf ekonomik krizin altında ezilirken vakıf taşınmazlarında kiracı olan esnaftan yüzde 300'ü aşan kira artışları isteniyor. Halkın cebindeki son kuruşa göz dikerken ihaleleri şeffaflıktan uzak bir şekilde sürekli aynı 2 firmaya, 2 inşaat şirketine Ayata ve Metin inşaata pay ediyor. Kurum yöneticilerinin görev süresi içindeki mal varlığı artışları ayyuka çıkmış durumda. Konuyla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığına bir soru önergesi ilettim, bu kürsüden de sormak istiyorum: Sayın Bakan, vakıf kaynakları Diyarbakır halkının mıdır yoksa bir avuç rantiye grubunun mu? Kurumu en son ne zaman denetlediniz? Mal varlığı şaibeli biçimde artan kurum personeli hakkında soruşturma açtınız mı? Elde ne var diye baktığımızda; cezalarda orantısızlık, hizmette adalet, yönetimde şeffaflık kalmadığını görüyoruz. Esnafı fahiş bir zamla ezmek, adrese teslim kamu ihalesi dağıtmak rantçı bir zihniyetin ürünüdür. Bu ayırımcı, rantçı yönetim anlayışına karşı Diyarbakır halkının hakkını savunmaya, her platformda bu usulsüzlüklerin hesabını sormaya devam edeceğiz.
Bir konudan daha bahsetmek istiyorum son olarak. Diyarbakırlılara günlerce mağduriyet yaşatan yönetim zafiyetine değinmek istiyorum. Diyarbakır Havalimanı kışın ortasında ILS sistemi bakıma alınıp devre dışı bırakıldı. Yedek bir planlama yapmadan ana pisti kapattığınız için, kar yağışlı geçen ocak ayında yüzlerce uçuş iptal edildi, hastalar aylarca sıra bekledikleri doktor randevusunu kaçırdılar, öğrenciler sınavlarını, derslerini kaçırdı, çalışanlar işine yetişemedi. Konuyla ilgili Diyarbakır Barosu suç duyurusunda bulundu, bizim de konunun takipçisi olacağımızı buradan ifade etmek istiyorum, belirtiyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)